.talk4her

müzik dinle klip izle indir resim google yetkinforum video download youtube islamiyet ilahi


    Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Paylaş
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:13 pm

    KONU BAŞLIKLARI


    HADİS, RAVİ, NAKİL, YAZI...
    SÜNNET, BİDAT, ÖRNEK, NECAT..
    İMAN, MÜMİN, YAKİN...
    İSLAM, iBADET, AMEL, FELAH
    İLİM, ALİM, DERS, ABİD
    KURAN, TİLAVET, TEFSİR, FELAH..
    İHLAS, NİYET, RİYA, İHSAN, İTİDAL...
    TEMİZLİK, ABDEST, GUSÜL, TEYEMMÜM..
    SALAT, ÖNEMİ, VAKTİ, İTİNA...
    EZAN, KAMET, VESİLE, MESCİD..
    NAMAZ, İKAME, RÜKÜNLER...
    TESBİH, DUA, CEMAAT, İMAMET...
    CUMA, BAYRAM, HUTBE...
    NAFİLE, VİTİR, GECE...
    ÖLÜM, CENAZE, KABİR, TAZİYE, VASİYET...
    HASTALIK, TEDAVİ, BELA, ZİYARET..
    ORUÇ, HAC, SEFER, KURBAN...
    ZEKAT, SADAKA, FAKİR, ZENGİN...
    KAZANÇ, TİCARET, ORTAKLIK, FİYAT...
    YARDIM, MESULİYET, GÖREV, VAKIF...
    AHLAK, HAYA, MERHAMET, SEVGİ...
    ÖFKE, KİBİR, HASET, KORKAKLIK, ZAN...
    HARCAMA, CİMRİ, CÖMERT, SERVET...
    BORÇ, HEDİYE, EMANET, BULUNTU...
    EVLİLİK, KADIN, DÜĞÜN, MAHREM...
    SOFRA, YEME, İÇME, GIDA...
    GİYİM, EŞYA, TAKI, BOYA, KOKU...
    BEDEN, SAÇ, BIYIK, TIRAŞ, BAKIM...
    SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI...
    OTURMA, YATMA, MECLİS...
    ARKADAŞ, DAVRANIŞ, DARGINLIK, İSTİŞARE...
    KADER, RÜYA, FAL, BÜYÜ ...
    ÖĞÜT, TAKVA, HAYIR, MURAKABE...
    DÜNYA, AHİRET, ZÜHD, KANAAT...
    KONUŞMA, YALAN, GIYBET, TARTIŞMA...
    ŞİİR, HİCİV, ŞARKI, OYUN...
    ANNE, BABA, ÇOCUK, İSİM, YETİM, DUL...
    AKRABA, KOMŞU, MİSAFİR, GÖRÜŞME...
    NEBİ, RESUL, VAHİY, MUCİZE...
    PEYGAMBERİMİZ, ÖZELLİKLERİ, GÖRÜNÜŞÜ...
    SAHABİLER, AİLESİ, TORUNLARI...
    DUA, UBUDİYET, DUALAR, SALAVAT...
    TEZKİR, TESBİH, VİRD, DUA...
    GÜNAH, TEVBE, PİŞMANLIK, ÜMİT, AF...
    SORUMLULUK, TEBLİĞ, REHBERLİK...
    YÖNETİM, ZULÜM, İTAAT, İSYAN...
    HÜKÜM, ADALET, ŞAHİT, CEZA...
    İSTİKBAL, DECCAL, MEHDİ, İSA...
    BARIŞ, CİHAD, ŞEHİD, GAZA...
    KIYAMET, DİRİLİŞ, HESAP, EBED...
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:14 pm

    HADİS, RAVİ, NAKİL, YAZI...


    1. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dikkat edin! Bana "Kitâb" verildi. Onunla beraber, "bir o kadar daha" verildi.
    Dikkat edin! Karnı tok bir adamın, sedirinin üstüne oturup, şöyle demesi yakındır:
    "Aramızda Allahın kitabı vardır. Onun içinde helâl olarak
    bulduğumuzu helâl sayar, haram olarak
    gördüğümüzü de haram sayarız."
    Oysa, Allah Resûlünün haram kıldığı şey de, Allahın haram kıldığı şey gibidir."
    Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    2. İbn Abdülazîz, İbn Hazma bir mektup yazıp dedi ki:
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin hadîslerini
    araştır ve bir kitapta topla. Kitabına hadîsten başka
    hiçbir şey alma.
    Böylece, onu okuyanlar ilmi yaysınlar ki, bilmeyenler de
    öğrensinler. Alimlerin ölmesiyle ilmin yok olup
    sönmesinden korkuyorum. Zira, ilim sır olmadığı sürece asla
    yok olmaz.
    İbn Abdülazîz radıyallahu anh. Buhârî.

    3. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer benden, kalbinizce tanınan, tenlerinizi yatıştıran bir
    hadîsi duyarsanız ve onun size yakın olduğunu
    görürseniz, ben o sözü söylemeye sizden daha
    yakınım.
    Kalblerinize yabani gelen, tenlerinizin nefret ettiği bir söz
    duyarsanız ve onun sizden uzak olduğunu görürseniz, bilin ki,
    ben ondan sizden daha uzağım!"
    Ebû Humeyd radıyallahu anh. Ahmed.

    4. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benim adıma yalan söylemeyin! Kim benim adıma yalan söylerse, ateşe girer!"
    Ali radıyallahu anh. Buhârî.

    5. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin
    yüzünü Allah ak etsin! Kendisine bildirilen niceleri
    vardır ki, işitenden daha kavrayıcıdır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    6. insanlar derler ki: "Ebû Hureyre çok hadîs rivâyet ediyor."
    Bir adama tesadüf ettim ve sordum: "Dün gece yatsı namazında
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ne okudu?"
    "Bilmiyorum" dedi.
    "Demekki sen orada bulunmadın" dedim.
    Israrla: "Bulundum," dedi.
    Ben de dedim ki: "Ben bulundum, falan falan sûreleri okudu."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    7. Vallahi, size anlattıklarımızın tümünü Allah
    Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden işitmiş değiliz, fakat
    biz, birbirimize hiç yalan söylemezdik.
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    8. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden hiçbir şey yazmayın! Kim benden Kurânın dışında bir şey yazmışsa, onu hemen silsin!"
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    9. Ben, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden duyduğum her şeyi yazardım. Ancak, insanlar beni bundan alıkoydu.
    Dediler ki: "Sen her söylediğini yazıyorsun, Allah
    Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem bir insandır, kızgınlık
    hâlinde de, hoşnutluk hâlinde de konuşabilir."
    Ondan sonra yazmaktan vazgeçtim. Bunu Allah Resûlü
    sallallahu aleyhi ve selleme anlatınca, mübarek parmağıyla ağzını
    gösterdi ve şöyle buyurdu:
    "Yaz! Nefsim elinde olan Allaha yemin ederim ki, bundan haktan başka hiçbir şey çıkmaz."
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    10. Peygamberin sahabileri içinde benim kadar hadîs bilen
    hiç kimse yoktur. İbn Amr hâriç,
    çünkü o yazardı, ben yazmazdım.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    11. Bana, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, yahudilerin yazısını öğrenmemi emretti.
    "Vallahi, mektuplarım hususunda yahudilere güvenmiyorum," buyurdu.
    Bu sebeple, onların yazısını daha yarım ay geçmeden tam
    anlamıyla öğrendim. Bu dili öğrenince, yahudilere, onun
    mektubunu ben yazardım. Onlardan gelen mektubu da ben okurdum.
    Zeyd radıyallahu anh. Buhârî.

    12. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim benden kendisine ulaşan hadîsi yalanlarsa, üç
    şeyi yalanlamış olur: Allahı, Resûlünü ve o
    hadîsi rivâyet edeni."
    Câbir radıyallahu anh. Taberânî.

    13. Ali: Size Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden
    bir hadîs anlattığım zaman, bilin ki, o en ilgi çekici, en
    güzel yol gösterici, kişiyi en mükemmel takvaya
    kavuşturucudur.
    Ali radıyallahu anh. Dârimî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:14 pm

    SÜNNET, BİDAT, ÖRNEK, NECAT...


    14. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizin örnek alacak peygamberiniz yok mu? Allah, sûresinde,
    "And olsun ki, sizin için Allah Resûlünde bir
    örnek vardır!" buyurmuştur."
    Ebû Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.

    15. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla
    sapıtmazsınız: Allahın "Kitâb"ı ve Allah
    Resûlünün "Sünnet"i."
    Mâlik radıyallahu anh. Mâlik.

    16. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, benden sonra öldürülen sünnetimi diriltirse,
    beni sevmiş olur. Kim de beni severse, benimle beraber olur."
    Ali radıyallahu anh. Rezîn.

    17. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimin bozulması zamanında kim sünnetime sımsıkı sarılırsa, şehîd sevabı alır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    18. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Size öyle bir zaman gelecektir ki, o zamanda şu üçten
    daha değerli bir şey olmayacaktır: Helâl para, candan arkadaşlık
    yapılacak bir kardeş, uygulanacak bir sünnet."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Taberânî.

    19. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allaha yemin ederim ki, sizi gecesi gündüzü eşit olan apaydınlık bir yol üzerinde bıraktım."
    Ebû Derda radıyallahu anh. İbn Mâce.

    20. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın bana hidâyet ve ilim vererek göndermesi şuna
    benzer: Bir yağmur ki yere yağmıştır, yerin bir kısmı verimli toprak
    olduğu için, o yağmur suyunu kabul edip emmiştir. Otlar ve
    çimenler bitirmiştir. Bir kısmı, çorak olduğu için
    suyu tutmuştur da, insanlar ondan yararlanıp içmişler,
    hayvanlarını ve tarlalarını sulamışlardır. Bir cinsi de, ne suyu tutan,
    ne de ot bitiren düz yerlerdir.
    Allahın dinini anlayan ve onu uygulayan ve uygulamaları için
    benim gönderildiğim ilmimi yayan kimse ile, büyüklenip,
    Allahın benimle gönderdiği hidâyeti bir türlü
    kabullenmeyen kimseler de tıpkı böyledir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Buhârî.

    21. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben ve Allahın benimle gönderdiği, toplumuna varıp da şunu söyleyen adama benzeriz:
    "Düşmanı gözlerimle gördüm, apaçık sizi uyarıyorum. Haydi, kaçıp kendinizi kurtarın!"
    Bir kısmı onu dinleyip, yavaş yavaş orayı terk ederek kurtulurlar,
    diğer bir kısmı da, ona kulak asmayıp, düşmana yem olurlar.
    işte bana itaat edip, Allah tarafından getirdiklerime uyup,
    uygulayanlar ile bana isyan edip, Allah tarafından getirdiklerimi
    yalanlayanların hâli de böyledir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Buhârî.

    22. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben ve insanlar şuna benzeriz: Bir adam vardır, ateş yakar, iyice
    parlayınca, kelebekler ve öbür yaratıklar gelip o ateşe
    düşerler. Adam da durmaksızın onları ateşten kurtarmaya
    çalışır. işte ben de, belinizden tutup sizi kurtarmaya
    çalışıyorum, siz ise o ateşe girmeye yelteniyorsunuz."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:14 pm

    İMAN, MÜMİN, YAKİN...

    23. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim Allahtan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammedin de Onun
    Resûlü olduğuna şehadet ederse, Allah ona ateşi haram eder."
    Ubâde radıyallahu anh. Tirmizî.

    24. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kalbinde zerre kadar îmanı olan kimse, cehennemden çıkar."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    25. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz Allah, yalnız kendi rızasını isteyerek, "Lâ ilâhe illallah" diyen kimseye, ateşi haram etmiştir."
    İbn Şihâb radıyallahu anh. Buhârî.

    26. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Muhammedin nefsi elinde olana yemin ederim ki, yahudi olsun,
    hıristiyan olsun, bu insanlardan beni duyup da, getirdiğim kitaba
    îman etmeden ölen kimse, kesinlikle cehennemlik olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    27. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iman, cennete, cehenneme, hesap gününe, yaptıklarını tartan
    mîzana ve iyisiyle kötüsüyle kadere, inanmandır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ahmed.

    28. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, şüphesiz kıyamet gününde ümmetimden bir
    adamı ortaya çıkartacak. Herkesin gözü
    önünde, herbiri gözün görebildiği kadar
    büyük olan tam doksandokuz dosya açılacak. Sonra ona
    şöyle diyecek:
    "Bunlardan bir şeyi inkâr edebilir misin? Yazıcı meleklerim sana haksızlık ettiler mi?"
    "Hayır, ya Rabbi!" diyecek.
    Allah, "Evet, katımızda senin sevabın vardır. Bugün sana
    hiçbir haksızlık yapılmayacaktır," diyecek ve ona içinde
    "Eşhedü en Lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne
    Muhammeden abduhu ve Resûlüh," yazılı bir kâğıt
    çıkartacak ve "Haydi tartıya hazırlan!" diyecek.
    "Ya Rabbi, bu kadar dosyanın yanında bu kâğıt neye yarar ki?" der demez, kendisine şu söylenecek:
    "Sen bugün haksızlığa uğratılmayacaksın."
    Terazinin bir kefesine dosyalar, diğer kefesine de şehadet kelimesi
    yazılı kâğıt konacak ve kâğıt, dosyalara ağır gelecektir.
    Zira, Allahın ismini hiçbir şey tartamaz."
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    29. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iman, Allaha, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine,
    âhiret gününe inanman ve kadere iyisiyle
    kötüsüyle îman etmendir."
    İbn Yâmer radıyallahu anh. Müslim.

    30. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yaptığın iyilik sebebiyle seviniyor ve yaptığın kötülük
    sebebiyle üzülüyorsan, sen müminsin."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

    31. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şu üç şeyi kendinde bulunduran îmanın tadını alır:
    Allah ve Resûlünü herşeyden fazla seven. Bir kulu,
    başka bir maksatla değil de, sadece Allah için seven. Allah
    tarafından küfürden kurtarıldıktan sonra, tekrar küfre
    dönmeyi ateşe atılmak kadar çirkin ve korkunç
    gören."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    32. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Üç şey îmandandır: Darlıkta sadaka vermek, herkese selâmı yaymak, insafı gözetmek."
    Ammar radıyallahu anh. Bezzâr.

    33. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendisinde şu üç şey bulunan kişi, hem sevabı hak etmiş,
    hem de îmanını tamamlamıştır: Dünyada yaşadığı güzel
    bir ahlâk, kendisini Allahın yasaklarından uzaklaştıran
    verâ ve cahilin cehlinden alıkoyan olgunluk."
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    34. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden biriniz, ben kendisine babasından, evladından ve
    bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, tam
    îman etmiş olmaz."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    35. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, kendisi için sevdiği bir şeyi, kardeşi için de sevmedikçe, tam îman etmiş sayılmaz."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    36. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah için seven, Allah için nefret eden, Allah
    için veren, Allah için tutumlu olan, îmanını
    tamamlamıştır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    37. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sabır, îmanın yarısı, kesinkes bilerek inanmak ise, tümüdür."
    Alkame radıyallahu anh. Taberânî.

    38. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminin işine şaşarım, çünkü onun işleri tamamen
    hayırdır. Bu da ancak mümine özgüdür.
    Çünkü o, sevindirici bir şeyle karşılaşınca
    şükreder, hayır olur. Zararlı ve üzücü bir şeyle
    karşılaşınca sabreder, bu da hayır olur."
    Suheyb radıyallahu anh. Müslim.

    39. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin içinde îman, elbisenin eskimesi gibi eskir. Allahtan kalblerinizdeki îmanı yenilemesini dileyin!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Taberânî.

    40. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi zina ettiği zaman îman ondan çıkar, üzerinde
    bir gölgelik gibi olur. Zinayı tamamen terkettiği zaman,
    îman tekrar ona döner.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    41. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, Allaha hiçbir şeyi ortak koşmadan ve haram kana bulaşmadan
    ölürse, cennetin hangi kapısını dilerse oradan girdirilir."
    Cerîr radıyallahu anh. Taberânî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:15 pm

    SLAM, iBADET, AMEL, FELAH...

    42. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "islâm, beş temel üzerine kurulmuştur: Allahın birliğine
    inanmak, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak,
    hacca gitmek."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    43. Bir bedevi gelip, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme islâmı sordu.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, "Günde beş vakit namaz," buyurdu.
    Adam sordu: "Bunlardan başka birşey yapmam gerekir mi?"
    "Hayır, ancak nâfile olarak kılabilirsin." Sonra şöyle buyurdu: "Ramazanda oruç tutmak."
    "Bunun dışında oruç var mıdır?"
    "Hayır, ancak nâfile olarak tutabilirsin." Sonra ona zekâtı da anlattı.
    "Bundan başka birşey vermem gerekir mi?"
    "Hayır, nâfile olarak verebilirsin."
    Sonra adam, arkasını dönüp giderken, "Bunları aynen yaparım, ne eksik, ne de fazla!" dedi.
    Ardından, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem
    şöyle buyurdu: "Sözünde durur da dediklerini yaparsa,
    cennete girer."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    44. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslim, elinden ve dilinden müslümanların esenlikte
    olduğu kişidir. Mümin ise, insanlara, kanları ve malları hususunda
    güven veren kişidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    45. Bir adam sordu:
    "Hangi islâm daha hayırlıdır?"
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem cevap verdi:
    "Yemek yedirirsin, tanıdığına da tanımadığına da selâm verirsin..."
    İbn Amr radıyallahu. Buhârî.

    46. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme dedim ki:
    "Bu işte seninle beraber kimler var?"
    "Bir hür kişi, bir de köle..."
    "islâm nedir?"
    "Hoş söz söylemek ve yemek yedirmek."
    "iman nedir?"
    "Sabır ve hoşgörü...
    "Hangi islâm en üstündür?"
    "Müslümanların, elinden ve dilinden esenlikte olduğu kişininki..."
    "Hangi îman üstündür?"
    "Güzel ahlâk."
    "Hangi namaz üstündür?"
    "Ayakta durma süresi uzun olan namaz."
    "Hangi hicret üstündür?"
    "Rabbinin hoşlanmadıklarından uzak durman."
    Amr radıyallahu anh. Taberânî.

    47. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme,
    güçlükte, kolaylıkta, neşeli ve kederli
    hâllerde, onu dinleyip itaat edeceğime dâir biat edip,
    söz verdim. Yine, bize karşı yaptığı tercihlerde, ehline karşı
    herhangi bir işte tartışmayacağımıza, nerede olursak olalım hakkı
    söyleyeceğimize, Allah uğrunda kınayıcının kınamasından
    korkmayacağımıza dâir biat edip, söz verdik.
    Ubâde radıyallahu anh. Buhârî.

    48. Ensardan bir grup kadınla, Allah Resûlü sallallahu
    aleyhi ve selleme, islâm üzerinde biat etmek üzere
    geldik ve şöyle dedik:
    "Allaha hiçbir şeyi ortak koşmamaya, hırsızlık yapmamaya, zina
    etmemeye, çocuklarımızı öldürmemeye, iftira atmamaya,
    hayırlı işlerde sana baş kaldırmamaya söz verip, biat ettik."
    Bunun üzerine Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Tâkat oranında, gücünüz yettikçe..."
    "Allah ve Resûlü, bize kendimizden daha merhametlidir. Ey
    Allahın Resûlü, gel de sana biat edelim!" deyince,
    şöyle buyurdu:
    "Ben kadınlarla tokalaşmam, yüz kadına olan sözüm, tek kadına gibidir."
    Umeyme radıyallahu anha. Tirmizî.

    49. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "işin başı islâm, direği namaz, zirvesi cihaddır."
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    50. Vedâ haccında Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
    sellem ile bulundum. Allahı andı, hamdetti, öğüt verdi, sonra
    şöyle dedi:
    "Bu kutsal gün hangi gündür?"
    "En büyük hac günüdür!" dediler.
    Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    "Sizin kanlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız, size, tıpkı bu
    gününüz gibi haramdır. Bu beldeniz gibi, bu ayınız gibi
    haramdır! Dikkat edin! Cinâyet işleyen kendi aleyhine
    cinâyet işlemiş olur.
    Dikkat edin! Müslüman müslümanın kardeşidir.
    Müslüman kardeşinin hiçbir şeyi, kendisi helâl
    etmedikçe, diğer müslümana helâl olmaz.
    Dikkat edin! islâm öncesindeki tüm faizler
    kaldırılmıştır. Verdiğiniz ana paralarınız sizindir. Haksızlık
    yapmayın, haksızlığa da uğramayın!
    Dikkat edin! islâmdan önce işlenen her türlü kan davası kaldırılmıştır...
    Dikkat edin! Kadınlara iyi davranın! Onlar, sizin yanınızda birer emanettirler...
    Dikkat edin! Sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır.
    Sizin, kadınlarınızın üzerinde bulunan hakkınız, yataklarınızı
    çiğnetmemeleri ve evinize girmesinden hoşlanmadığınız kimselere
    izin vermemeleridir.
    Onların sizin üzerinizdeki hakları, giyimlerinde ve yemeklerinde onlara son derece iyi davranmanızdır...
    Dikkat edin! Burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin, umulur ki, kendilerine bildirilenler daha kavrayıcı olurlar."
    Amr radıyallahu anh. Buhârî.

    51. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, rızıklarınızı bölüştürdüğü gibi,
    aranızda ahlâklarınızı da
    bölüştürmüştür. Allah, dünyayı sevdiğine
    de, sevmediğine de verir. Ama dini ancak sevdiklerine verir. Kime dini
    vermişse, onu kesinkes sevmiştir.
    Nefsim elinde olana yemin ederim ki, kalbi ve dili müslüman
    olmadıkça, bir kul müslüman olamaz. Komşusu
    kötülüklerinden emin olmadıkça, kişi tam
    mümin olamaz!"
    "Ey Allahın Resûlü, kişinin kötülükleri nedir?"
    Şöyle buyurdu: "Eziyet ve zulüm etmesidir. Haramdan kazandığı
    parayı nafaka verse, asla bereketi olmaz. Ondan sadaka olarak verirse,
    kesinlikle kabul olunmaz. Geride bırakırsa, onu ateşe daha da
    yaklaştırır. Çünkü Allah, kötüyü
    kötü ile silmez, kötüyü iyilik ile siler.
    Çünkü, pis olan pisi silmez."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Ahmed.

    52. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "islâm garîb başladı, başlangıçtaki gibi tekrar garîb olacaktır. Garîblere ne mutlu!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.









    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:15 pm

    İLİM, ALİM, DERS, ABİD...

    53. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim ilim istemek için bir yola girerse, cennet yollarından
    birine girmiş olur. Ondan hoşlandıkları için, melekler ilim
    arayanın üzerine kanatlarını gererler. ilim isteyene,
    göklerdekiler, yerdekiler ve sudaki balıklar bile günahının
    affı için yalvarırlar.
    Alimin ibadet edene üstünlüğü, dolunayın yıldızlara
    üstünlüğü gibidir. Alimler, hiç şüphe
    yok ki, peygamberlerin mirasçılarıdırlar.
    Peygamberler, ne dinarı, ne de dirhemi miras bırakmışlardır. Onların
    mirası ilimdir. Kim o ilmi alırsa, çok büyük bir
    nasibi elde etmiş olur."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

    54. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tek bir dini anlayıcı fakih, şeytana bin tane ibadet edici abidden daha çetindir."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    55. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim ilimsiz ibadet ederse, bozdukları düzelttiklerinden
    çok olur. Kim söylediklerini uygularsa, kendisini
    ilgilendirmeyen boş sözü az bulunur. Kim dinini tartışmalara
    hedef ederse, bir kararda kalamaz daldan dala atlar durur."
    Ömer radıyallahu anh. Dârimî.

    56. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz Allah, ilmi insanların ellerinden çekerek almaz,
    ilmi, âlimleri almakla alır. Alimlerden kimse kalmayınca,
    insanlar câhil başkanlar edinirler, onlara sorarlar, onlar da
    fetva verirler, hem kendileri saparlar, hem de onları saptırırlar."
    İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.

    57. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim birine bir ilim öğretirse, onunla amel edenin sevabını, yapanın sevabından hiçbir şey eksilmeksizin alır."
    Muaz radıyallahu anh. İbn Mâce.

    58. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim ilme çalışıp elde ederse, Allah ona iki kat sevap verir.
    Kim ilme çalışıp da elde edemezse, Allah ona sevaptan bir pay
    verir."
    Vâsile radıyallahu anh. Taberânî.

    59. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, kimin hayrını dilerse, onu dini anlayıcı bir fakîh yapar."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    60. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim ilim tahsili için yola çıkarsa, dönünceye kadar, o Allah yolundadır."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    61. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hikmetli söz, müminin yitiğidir, bulduğu yerde onu almaya, o daha ziyade hak sahibidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    62. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ilim istemek, her müslümanın üzerine farzdır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.

    63. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bildiği bir ilmi, kendisine sorulunca gizlerse, Allah da onu ateşten bir gem ile gemler."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    64. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Vallahi, iman yolunu gösterme gayretinle birinin hak yolu
    bulması, senin için kırmızı deve sürülerinden daha
    hayırlıdır."
    Sehl radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    65. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar size uyarlar. Size, dünyanın her tarafından insanlar
    gelecek, dinin inceliklerini öğrenecekler. Onlarla iyi
    geçinin, hayrı öğretin!"
    Ebû Hârun radıyallahu anh. Tirmizî.

    66. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Medineli hanımlar ne iyi
    hanımlardır, dini öğrenme konusunda, utanma onlara engel olmuyor.
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    67. Abdullah radıyallahu anh, her perşembe günü insanlara konuşma yapardı.
    Bir adam dedi ki:
    "Bize hergün konuşma yapmanı isterdim."
    Şu cevabı verdi:
    "Sizi usandırmak ve bıktırmaktan korkuyorum. Bezdirmemek için
    arasıra konuşuyorum. Tıpkı Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
    sellemin yaptığı gibi."
    Şakîk radıyallahu anh. Buhârî.

    68. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gerçek âlim, insanlara, Allahın rahmetinden ümit
    kestirmeyen, azabından emin kılmayan, Allahın haramlarına izin vermeyen
    kişidir. içinde ilim bulunmayan ibadette hayır yoktur.
    içinde kavrama bulunmayan ilimde de hayır yoktur. içinde
    düşünme olmayan okumada da hayır yoktur."
    Ali radıyallahu anh. Dârimî.

    69. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bilgelere boş şey anlatma ki, sana kızmasınlar. Budalalara hikmeti
    anlatma ki, seni yalanlamasınlar. Uygun olandan ilmi menetme ki,
    günaha girmeyesin. Lâyık olmayana ilim öğretme ki, sana
    kötü davranılmasın. Çünkü, ilminin senin
    üzerinde bir hakkı vardır, tıpkı malının senin üzerinde hakkı
    bulunduğu gibi."
    Kesîr radıyallahu anh. Dârimî.

    70. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir topluma akıllarının almadığı bir şeyi anlatma ki, bazıları için bulantı sebebi olmasın."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    71. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sahabilerinden bize bilgi verenler, şunu anlattılar:
    Onlar, Peygamberden on âyet alıp ezberlerlermiş. Onu iyice
    sindirip, içindeki bilgileri ve hükümleri hayatlarına
    uygulamadıkça diğer on âyete geçmezlermiş.
    Ebû Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed.

    72. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlara iyiliği öğretip de kendini unutan kişi, insanları aydınlatıp da kendini yakan mum gibidir."
    Cendel radıyallahu anh. Taberânî.

    73. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz, Allah birçok şeyleri emretmiştir, sakın onları
    boşa çıkarmayın! Birçok da sınırlar çizmiştir,
    sakın onları aşmayın! Birçok şeyleri de yasaklamıştır, sakın
    onlara yaklaşmayın! Birçok şeyleri de unutmaksızın bırakmıştır,
    onları da sakın araştırmayın!"
    Sâlebe radıyallahu anh. Rezîn.

    74. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetim yetmiş küsür fırkaya ayrılacaktır. Bozgunculuk
    bakımından en büyükleri, kendi görüşleriyle
    meseleleri kıyaslayıp, haramı helâl, helâli de haram
    yapanlar olacaktır."
    Avf radıyallahu anh. Taberânî.

    75. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Fetva soran herkese fetva veren kişi, mecnundur."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.

    76. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    Allah önce aklı yarattı ve ona dedi ki: "Öne dön!"
    Döndü. "Arkaya dön!" buyurdu, döndü. Sonra
    şöyle buyurdu:
    "Senden daha çok sevdiğim bir eser yaratmadım. Yaratıklarım içinde seni en çok sevdiğime vereceğim."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:16 pm

    KURAN, TİLAVET, TEFSİR, FELAH...

    77. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu duydum:
    "ileride kargaşa olacaktır."
    "Peki ondan kurtuluş nasıl olur, ey Allahın Resûlü?" diye sordum.
    Şöyle buyurdu:
    "Allahın Kitabına sarılmakla. Çünkü sizden
    öncekilerin haberi ile sizden sonrakilerin haberi onun
    içindedir. Aranızda vereceğiniz hükümler de onun
    içindedir. O, önemli bilgileri içerir, içinde
    gereksiz söz yoktur.
    Kim onu, akılsızlığından dolayı terk ederse, Allah onun belini kırar.
    Kim iman yolunu ondan başkasında ararsa, Allah onu saptırır. O, Allahın
    sapasağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur.
    O, kendisiyle arzuların sapmadığı, dillerin yalan şeyler
    söylemediği, âlimlerin doymadığı, çok okunmakla
    eskimeyen, olağanüstülüğü tükenmeyen bir
    kitaptır.
    O, cinlerin işitip de şöyle dediği kitaptır: "Gerçekten
    biz, doğru yola ileten görülmedik oranda güzel bir
    Kurân dinledik de ona îman ettik."
    Kim ondan bir haber getirirse, doğru söylemiş olur. Kim onu
    uygularsa, sevap alır. Kim onunla hükmederse, âdil olur. Kim
    insanları ona dâvet ederse, doğruya iletmiş olur. Ey Aver, dinle,
    kulağına küpe olsun!"
    Hâris radıyallahu anh. Tirmizî.

    78. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın evlerinden birinde toplanıp, Allahın kitabını okuyan, onu
    aralarında öğrenip, öğreten hiçbir topluluk yoktur ki,
    Allah onların üzerine huzur indirmesin, rahmet onları kaplamasın,
    melekler onları kuşatmasın. Allah onları, kendi katındakilerin
    içinde anmasın!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    79. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin, falan falan âyetler bana unutturuldu, demesi ne
    kötü bir şeydir! Unutan kendisidir. Kurânı devamlı
    okuyun! Çünkü onun, hafızalardan silinmesi,
    hayvanların bağlarından çözülmesinden daha kolaydır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    80. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kurânı seslerinizle süsleyiniz!"
    Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    81. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kurânı arap ağzıyla ve sesleriyle okuyun! Aşk ehlinin ezgilerinden uzak durun! Ehlikitabın ezgilerinden de uzak durun!
    Benden sonra bir topluluk gelecektir ki, onlar Kurân okurken,
    şarkı söyler veya ağıt yakar gibi okuyacaklar. Okudukları
    gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek, hem onların ve hem de onları
    beğenenlerin kalbleri bozulacak."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Rezîn.

    82. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin okuyuşu:
    "Bismillahirrahmanir-Rahîm. Elhamdü lillahi
    Rabbil-âlemîn. Errahmanirrahîm. Mâliki
    yevmiddîn."
    Ayetleri birbirine katmadan, dura dura, âyet âyet okurdu.
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    83. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bana dedi:
    "Haydi bana biraz Kurân oku!"
    "Ey Allahın Resûlü! Kurân sana indi, ben mi sana Kurân okuyacağım?" dedim.
    "Ben Kurânı başkasından dinlemekten hoşlanırım," buyurdu.
    Bunun üzerine ona Nisâ sûresinden okumaya başladım.
    "Her ümmetten bir şâhit, seni de bunlara bir şâhit
    getirdiğimizde hâlleri ne olacak?" mealindeki âyete
    gelince, "Şimdi yeter, bu kadar yeter!" buyurdu.
    Dönüp baktım, gözleri dolu dolu olmuş, ağlıyordu.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    84. Geçmişteki büyük insanlardan hiç kimse,
    Kurân okunurken ne bayılırdı, ne de kendinden geçerdi.
    Onlar sadece ağlarlardı ve derileri ürperirdi. Sonra hem derileri,
    hem de kalbleri, Allahı anmaktan dolayı yumuşayıp, yatışırdı.
    Esma radıyallahu anha. Rezîn.

    85. Ömer radıyallahu anh, Kurân okuyan bir topluluk
    içindeydi. Sonra tuvaleti için oradan uzaklaştı.
    Kurân okuyarak dönünce, bir adam, "Ey müminlerin
    emîri! Abdestsiz mi Kurân okuyorsun?" dedi. Cevap verdi:
    "Sana bu fetvayı kim verdi? Yalancı Müseyleme mi?"
    Ömer radıyallahu anh. Mâlik.

    86. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim gece kalkamayıp, Kurândan ayırdığı bölümü
    okuyamazsa, sonra onu sabah namazı ile öğlen namazı arasında
    okusun. Böyle yaparsa, sanki gece okumuş gibi kendisine sevap
    yazılır."
    Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    87. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem insanların en
    cömerdiydi. Bu en çok Ramazanda Cebrail ile buluşunca
    olurdu. Cebrail, Ramazanda her gece onunla buluşurdu. Ona Kurân
    okuturdu.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    88. Ayrıntılı sûrelerden ona ilk inen, içinde cennet ve
    cehennemin yer aldığı sûre olmuştur. insanlar kaygılanıp da
    islâma yönelince, helâl ve haramla ilgili
    sûreler indi.
    Eğer, "içki içmeyin!" diyen sûre ilk önce inseydi, insanlar, "Bunu biz asla bırakmayız!" derlerdi.
    Eğer, "Zina yapmayın!" diyen sûre ilk başlarda nâzil olsaydı, "Biz zinayı terketmeyiz!" derlerdi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    89. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bu Kurândan ayrılmayın! Çünkü o, Allahın
    sofrasıdır. Kim Allahın sofrasından yararlanmak isterse, gayret etsin.
    Zira ilim, öğrenmekle olur."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Bezzâr.

    90. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, Kurân hakkında ilimsiz fikir yürütürse, cehennemdeki yerini hazırlasın."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    91. Bir adam dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Allaha en sevimli amel hangisidir?"
    "Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan kimsenin durumu."
    "Yolculuğu bitirip tekrar yola başlama durumu nedir?"
    "Kurânı başından sonuna kadar okur, bitirince yeniden başlar."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    92. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Fatiha, Kurânın esasıdır, Kitâbın anasıdır, yedi âyettir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    93. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, geceleyin Bakara sûresinin son iki âyetini okursa, o iki âyet, o gece ona yeter."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    94. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her şeyin bir kalbi vardır, Kurânın kalbi de Yâsin
    sûresidir. Kim onu okursa, Yâsinsiz on kere Kurân
    okumuş gibi kendisine sevap yazılır."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    95. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, sabahleyin Haşir sûresinin son üç âyetini
    okursa, Allah onun için yetmişbin melek görevlendirir,
    akşama kadar onun için Allahtan af dilerler. O gün
    ölürse, şehîd olarak ölür. Akşamleyin okursa
    yine aynı sevabı alır."
    Mâkil radıyallahu anh. Tirmizî.

    96. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kurânda otuz âyetlik bir sûre vardır ki, okuyanına,
    bağışlanıncaya dek affı için aracılık eder: Tebârekellezi
    sûresi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    97. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana benzeri görülmemiş âyetler indi: Felak ve Nâs sûreleri."
    Ukbe radıyallahu anh. Müslim.

    98. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ashabından birine sordu:
    "Evlendin mi?"
    "Hayır, vallahi evlenecek bir şeyim yok ki..."
    "Yanında Kul Huvallahu Ehad da mı yok?"
    "Var."
    "işte al sana Kurânın üçte biri! izacâeyi biliyor musun?"
    "Evet."
    "işte sana Kurânın dörtte biri! Kul ya eyyühel kâfirûneyi biliyor musun?"
    "Evet."
    "işte sana Kurânın dörtte biri! izâ zülzilet..?"
    "Evet."
    "işte sana Kurânın dörtte biri! Evlen, evlen!" buyurdu.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    99. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insana, şeytanın bir dokunuşu vardır. Meleğin de bir dokunuşu vardır.
    Şeytanın dokunması, ona kötülük işletmek ve hakkı
    yalanlatmaktır. Meleğin dokunması ise, ona hayrı vaad etmek, hakkı
    onaylatmaktır. Her kim bunu vicdanında bulursa, Allahtan olduğunu
    bilsin ve Allaha hamdetsin. Ötekine tutulan da, şeytandan Allaha
    sığınsın."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    100. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer Kurânın, anlamını üstü kapalı biçimde
    anlatan âyetlerine uyan kimseleri görürseniz anlayın
    ki, Allahın haber verdiği kişiler onlardır ve onlardan uzak durun!"
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    101. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Allahtan nasıl korkulması
    gerekirse öyle korkun!" âyetini şöyle yorumlamıştır:
    "Ona itaat etmek, asla karşı gelmemek, şükretmek, asla nankörlük etmemek, hatırlamak, asla unutmamak."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:16 pm

    İHLAS, NİYET, RİYA, İHSAN, İTİDAL...

    102. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz Allah, biçimlerinize ve sözlerinize bakmaz, işlerinize ve kalblerinize bakar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. İbn Mâce.

    103. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, insanların gözünde cennetliklerin işi gibi iş yapar, oysa o cehennemliktir."
    Sehl radıyallahu anh. Buhârî.

    104. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ameller, sonlara bağlıdır, ya da sonlarına göredir."
    Sehl radıyallahu anh. Müslim.

    105. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ihsan, Allaha sanki Onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir.
    Zira, sen Onu görmesen de, O seni kesinlikle görür."
    Yahya radıyallahu anh. Müslim.

    106. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyetine göre işlem yapılır."
    Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    107. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah bir topluluğa azap indirirse, içinde bulunan herkese
    isabet eder. Ancak, dirilirlerken amellerine göre dirilirler."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    108. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz, dilleriyle söylemedikçe veya onu
    yapmadıkça, Allah, ümmetimin gönüllerinden
    geçirdikleri şeyleri bağışlamıştır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    109. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Tam anlamıyla iyilik nedir?"
    Şöyle buyurdu:
    "Gizli hâllerinde de, gözönündeyken yaptığın ameli yapman."
    Ebû Mâlik radıyallahu anh. Taberânî.

    110. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim Allaha, kırk sabah yalnız onun için ibadet ederse,
    kalbinden diline yararlı bilgi ve güzel söz pınarları
    fışkırır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn.

    111. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, Allahın huzurunda, insanların en
    kötüsü, bir kısım insanlarla başka türlü,
    ötekilerle başka türlü konuşan ikiyüzlülerdir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    112. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    Allah teâlâ buyurmuştur:
    "Ben kulumun zannı üzereyim. Nasıl isterse beni öyle sansın."
    Hayyan radıyallahu anh. Ahmed.

    113. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin evine bazı insanlar
    geldiler ve onun ibadetlerini sordular. Onunkiler anlatılınca kendi
    ibadetlerini azımsadılar.
    "Biz nerede, o nerede! Onun tüm günahları affetilmiştir," dediler.
    Biri, "Ben bütün gece uyumayıp namaz kılacağım," dedi.
    Diğeri, "Ben devamlı oruç tutacağım," dedi.
    Öbürü de, "Ben kadınlardan uzak duracağım," dedi.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem geldi ve onlara:
    "Bu sözleri söyleyenler siz misiniz? Bana gelince, ben
    Allahtan hepinizden daha fazla korkarım ve Ondan hepinizden daha
    çok çekinirim. Orucu hem tutarım, hem de tutmam. Namazı
    hem kılarım, hem uyuduğum da olur. Hanımlarla da evlenirim. Kim benim
    sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir!" buyurdu.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    114. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bana:
    "işittiğime göre, sen her gece Kurânı baştan sona okuyor muşsun?" dedi.
    "Evet," dedim.
    "Baştan sona ayda bir oku!" buyurdu.
    İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.

    115. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sen bütün günleri oruçla, geceleri de namazla geçiriyormuşsun?"
    "Evet."
    "Böyle yaparsan hem gözün, hem de ruhun bitkin
    düşer, yorulur. Ara vermeden oruç tutanın orucu olmaz.
    Üç günlük oruç, tüm senenin orucuna
    bedeldir. Her ayın üç gününü oruçla
    geçir!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.

    116. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey insanlar! Amellerden gücünüz yettiği kadarını alın!
    Siz bıkıp usanmadıkça Allah da bıkmaz. Allahın en çok
    sevdiği amel, az da olsa devamlı olanıdır."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    117. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Doğruyu arayın, ılımlı olun! Şunu da iyi bilin ki, hiçbirinizi kendi ameli cennete koyacak değildir."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    118. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz, bu din kolaydır. Kim güçleştirmeye kalkışırsa, ona yenik düşer."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    119. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, tiksindirmeyin!"
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    120. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "işlerin en hayırlısı, ılımlı olanıdır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    121. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendinizi fazla zorlamayın! Sizden öncekiler, kendilerini
    zorlayıp sıkıntıya sokmakla eriyip tükendiler. Onların
    kalıntılarını ancak manastırlarda bulursunuz."
    Sehl radıyallahu anh. Taberânî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:17 pm

    TEMİZLİK, ABDEST, GUSÜL, TEYEMMÜM...

    122. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Temizlik îmanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur.
    "Sübhanallahi velhamdülillahi" göklerle yer arasını
    doldurur.
    Namaz nurdur, sadaka delildir, sabır ışıktır.
    Kurân ise, ya lehine, ya da aleyhine bir kanıttır.
    Tüm insanlar sabah erkenden çıkarlar, kimisi nefsini satar,
    kimisi de onu ya azat edip kurtarır, ya da tehlikeye atar."
    Ebû Mâlik radıyallahu anh. Müslim.

    123. Bir bedevi, mescidin bir kenarına işedi. Cemaat hemen başına
    üşüştü. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
    sellem onlara engel oldu ve şöyle buyurdu:
    "Siz kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz, zorlaştırıcılar
    olarak değil. O idrar üzerine bir kova su dökün!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    124. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Köpek birinizin kabını yalarsa, o kabı yedi kere yıkasın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    125. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kedi pis değildir, çünkü dişi olsun erkek olsun o, evinizde gezinen hayvanlardandır."
    Kebşe radıyallahu anha. Tirmizî.

    126. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hiç biriniz banyo yaptığı yere işemesin, çünkü kuruntu genellikle bundan kaynaklanır."
    İbn Mugaffel radıyallahu anh. Tirmizî.

    127. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Abdest bozacağınız zaman, ne önünüzü, ne de
    arkanızı kıbleye döndürmeyin, yüzünüzü
    doğuya veya batıya doğru çevirin!"
    Ebû Eyyûb radıyallahu anh. Buhârî.

    128. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ayaktayken idrar yapman, edebe aykırıdır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    129. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "idrardan sakının! Kabirde kulun ilk hesaba çekileceği şey odur."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

    130. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tuvalete girerken şunu söylerdi:
    "Allahım! Erkek şeytanlardan da dişi şeytanlardan da sana sığınırım."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    131. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem heladan çıkınca şöyle derdi:
    "Sıkıntımı gideren ve afiyet veren Allaha hamd olsun!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Rezîn.

    132. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin sağ eli,
    temizlik ve yemek içindi. Sol eli ise, helası ve sıkıntı veren
    şeyler içindi.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    133. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "On şey yaradılış gereğidir: Bıyık kısaltmak, sakalı uzatmak, diş
    temizleyicisi misvak kullanmak, suyu burnuna çekmek, tırnakları
    kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk altını tıraş etmek, etek
    tıraşı olmak, tuvalette su ile temizlenmek..."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    134. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetime zahmet vermeyecek olsaydım, onlara her namaz için
    abdesti emrederdim. Her abdestte de diş temizleyicisi misvak
    kullanmalarını emrederdim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    135. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Diş temizleyicisi misvak ağzı temizler, Rabbin hoşnutluğuna neden olur."
    Aişe radıyallahu anha. Nesêî.

    136. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden biriniz gayet güzel bir abdest alıp da, "Eşhedü en
    lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh ve
    eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resûlüh," derse, ona
    cennetin sekiz kapısı açılır, istediğinden içeriye girer."
    Ukbe radıyallahu anh. Müslim.

    137. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim güzel bir abdest alır, sonra kalkıp farz namazını kılarsa,
    ayağıyla yürüdüğü, eliyle tuttuğu, kulaklarıyla
    dinlediği, gözleriyle baktığı ve içinden geçirdiği
    günahları bağışlanır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Ahmed.

    138. Osman radıyallahu anh bir kap su getirtti. O sudan alıp,
    üç kere ellerini yıkadı. Sonra sağ eliyle kaptan su alıp,
    üç kere ağzını yıkadı. Üç kere de burnuna su
    çekip, yıkadı. Üç kere yüzünü yıkadı.
    Üçer kere dirseklerine kadar kollarını yıkadı. Sonra başını
    meshetti. Sonra üçer kere topuklarına kadar ayaklarını
    yıkadı.
    Sonra şöyle dedi: "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
    sellemin, benim bu abdestim gibi abdest aldığını gördüm."
    Osman radıyallahu anh. Buhârî.

    139. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Abdest aldığında el ve ayak parmaklarını iyice oğuştur!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    140. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz abdest aldığı zaman, burnunun iki deliğine dolu dolu su çeksin, sonra sümkürsün."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    141. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yüzleriniz ve kollarınız, abdesti iyi almaktan
    ötürü, kıyamet gününde pırıl pırıl
    parlayacaktır. Gücü yeten, bu parıltıyı artırsın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim

    142. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimse abdeste başlarken Allahı anarsa, vücudunun
    tümü temizlenir. Allahın adını anmazsa, yalnız abdestte
    yıkanan yerler temizlenir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    143. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme geldim, abdestini alıyor ve şöyle diyordu:
    "Allahım, günahımı bağışla, evimi genişlet, rızkımı bereketlendirip artır."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Rezîn.

    144. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, her namaz için abdest alırdı.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    145. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gusül etmeye
    başladığında, önce ellerini yıkardı, sonra sağ eliyle sol eline su
    koyar, avret yerini yıkardı, sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı.
    Sonra suyu alıp, parmaklarını iyice saçlarının dibine sokarak
    yıkardı. iyice yıkadığına kanaat getirince, başına üç kere
    su dökerdi. Sonra bedeninin diğer kısımlarına da su dökerdi.
    Daha sonra ayaklarını yıkardı.
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    146. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kılın dibinde cünüplük vardır, onun için saç ve kılları iyi yıkayın, deriyi temizleyin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    147. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizlere acem diyarından yerler feth edilecektir. Oralarda hamam adında
    evler bulacaksınız. Sakın, erkekler onlara peştemalsiz girmesinler.
    Hasta ve lohusa olan kadınların dışında, kadınları onlara
    göndermeyin!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    148. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Su bulamayınca, ellerini yere vurman, sonra onlara üfleyip
    yüzüne ve ellerine sürmen teyemmüm için sana
    yeterdi."
    İbn Ebza radıyallahu anh. Buhârî.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:17 pm

    SALAT; ÖNEMİ, VAKTİ, İTİNA...

    149. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Birinizin kapısının önünden bir nehir aksa, kişi günde
    beş kez o suda yıkansa, kirinden eser kalır mı, ne dersiniz?"
    "Hayır, tertemiz olur," dediler.
    "işte beş vakit namaz da böyledir. Allah o namazlar sayesinde bütün hataları siler," buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    150. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir kişi, mükemmel bir abdest alıp da namaz kılarsa, o
    namazla gelecek namaz arasında işlediği bütün günahları
    bağışlanır."
    Osman radıyallahu anh. Buhârî.

    151. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir müslüman, farz namaz vakti geldiğinde, o
    namazın abdestini mükemmel alır, namazında korku ile karışık bir
    saygı tavrı takınır ve rükûunu da tam yaparsa bilsin ki, bu
    namaz onun, büyük günahlarından başka, daha önce
    işlediği bütün günahlarına karşılık olur.
    Bütün yılı da böyle olur."
    Osman radıyallahu anh. Müslim.

    152. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim Allahın emrettiği gibi abdestini tastamam alırsa, o abdestle
    kıldığı namaz, beş vakit namaz aralarındaki günahlara karşılık
    olur."
    Osman radıyallahu anh. Müslim.

    153. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Amel edin! Amellerinizin en hayırlısı, namazdır!"
    Sevban radıyallahu anh. İbn Mâce.

    154. Mîrac gecesi Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme üç şey verilmiştir:
    Beş vakit namaz. Bakara sûresinin son âyetleri.
    Ümmetinden, Allaha ortak koşmayan günahkârların
    günahlarının bağışlanması.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    155. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
    "Rabbim şöyle dedi:
    "Ey Muhammed! O, gündüz ve gecede beş vakit namazdır. Her bir
    namazın karşılığı on namaz sevabıdır. işte bu, böylece elli vakit
    namaz eder."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    156. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana kadınlar ve güzel koku sevdirildi, ama gözümün aydınlığı namaz oldu."
    Enes radıyallahu anh. Nesêî.

    157. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim beş vakit namaza rükû ve secdelerini tam yerine
    getirerek devam ederse ve onun Allah tarafından bir hak olduğunu
    bilirse ve vakitlerine de dikkat ederse, cennete girer."
    Hanzâle radıyallahu anh. Ahmed.

    158. Bir adamın sorusu üzerine, Allah Resûlü sallallahu
    aleyhi ve sellem, "Allah, kullarına beş vakit namazı farz kıldı,"
    buyurdu.
    Bunun üzerine adam, "Bunlardan ne bir fazla, ne de bir eksik yapmam," diye yemin etti.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bu adam, bu sözünü tutarsa mutlaka cennete girer."
    Enes radıyallahu anh. Nesêî.

    159. Bayram namazı iki rekat, misafir namazı iki rekat ve Cumâ
    namazı iki rekattır. Bunların hepsi Peygamber sallallahu aleyhi ve
    sellemin dilinde tamdır.
    Ömer radıyallahu anh. Nesêî.

    160. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Çocuk sağını solundan ayıracak yaşa geldi mi, ona namaz kılmasını söyleyin."
    Muaz radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    161. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, müslüman olan kişiye ilk öğrettiği şey namaz olurdu.
    Ebû Mâlik radıyallahu anh. Bezzâr.

    162. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Küfür ile îman arasında namazın terki vardır."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    163. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, kullarına beş vakit namazı farz kılmıştır.
    Küçümsemeden, her kim bu namazları tam kılarsa, Allah
    onu kıyamet gününde cennete koyacağına dâir kesin
    söz vermiş olur.
    Kim de onları hafife alarak eksik yapıp gelirse, Allah katında ona
    verilmiş bir söz olmaz. Dilerse onu azaplandırır, dilerse affeder."
    Ubâde radıyallahu anh. İbn Mâce.

    164. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ali! Şu üç şeyi sakın geciktirme: Vakti gelince namazı,
    hazırlanınca cenazeyi, dengi bulununca kız evlendirmeyi."
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    165. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Amellerin en üstünü ilk vaktinde kılınan namazdır."
    Yahya radıyallahu anh. Tirmizî
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:18 pm

    EZAN, KAMET, VESİLE, MESCİD...

    166. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim ezan sesini işittiği zaman:
    "Allahümme Rabbe hâzihid dâvetit tâmmeti
    vesselâtil kaimeti âti Muhammedinil vesîlete vel
    fazîle, vebâshu makamen mahmuden kemâ vaadtehu,"
    derse, kıyamet gününde ona şefaatim helâl olur."
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    167. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahtan vesîle isteyin!"
    Dediler ki: "Ey Allahın Resûlü, vesîle nedir?"
    "O, cennette öyle bir makamdır ki, ona ancak tek bir adam ulaşacaktır. O adamın ben olmasını umarım."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    168. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku, kamet getirdiğinde acele ve
    çabuk getir! Ezanla kametin arasında yemek yiyen kimsenin
    yemeğini bitirebileceği kadar bir zaman ayır. Yine su içenin
    suyunu, tuvalete gidenin tuvaletini bitirebilecekleri kadar bir zaman
    ayır! Beni görmedikçe namaza kalkmayın!"
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    169. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müezzin, sesinin ulaştığı yere kadar bağışlanır. Her yaş ve kuru
    şey onun yararına şahitlik eder. Cemaatle namaz kılana yirmibeş
    namazlık sevap yazılır. Ayrıca, iki namaz arasında yaptıkları da
    bağışlanır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    170. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ezanı duyduğunuz zaman, tıpkı müezzinin söylediği gibi
    söyleyiniz, ancak "hayyealessalât, hayyealelfelah," deyince
    siz "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah," deyiniz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    171. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "imam, sorumluluk alan, müezzin ise kendisine güvenilendir.
    Allahım! imamları irşâd et! Müezzinleri de bağışla."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Bezzâr.

    172. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ezanlarınızı seçkinleriniz okusun, namazlarınızı da Kurânı iyi bilip okuyanlarınız kıldırsın!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    173. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim Allahın rızasını umarak bir mescid yaparsa, Allah onun için cennette bir ev yapar."
    Osman radıyallahu anh. Buhârî.

    174. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin hanımı, kendisinden mescide gitmek için izin isterse, sakın engel olmasın!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    175. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mescid, her iyi kulun evidir. Evi mescid olan adama Allah, rahatı,
    rahmeti, Sırat köprüsünü geçip cennete ve
    Allahın rızasına gitmesini garanti etmiştir."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Taberânî.

    176. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, evlerde namaz
    yerleri yapılmasını, bunların temiz tutulup kokulanmasını emretti.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    177. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Koyunun kurdu gibi, şeytan da insanın kurdudur. Sürüden
    ayrılan ve uzaklaşan koyunu nasıl kurt kaparsa, şeytan da cemaatten
    uzaklaşan insanı öyle kapar. Onun için tenha yollardan uzak
    durun, cemaatten, topluluktan ve mescidlerden ayrılmayın!"
    Muaz radıyallahu anh. Ahmed.

    178. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, kendi mescidinde namaz kılsın, mescidleri dolaşıp durmasın."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    179. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim sarmısak ve soğan yerse, bizden uzaklaşsın, ya da mescidimizden uzak dursun. Evinde otursun."
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    180. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim, özürsüz olarak iki namazı bir arada kılarsa,
    büyük günahlardan birinin kapısına gelmiş olur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    181. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kısım namazlarınızı evlerinizde kılın! Evlerinizi kabirlere çevirmeyin!"
    İbn Ömer radıyallahu. Buhârî.

    182. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem bahçelerde namaz kılmaktan hoşlanırdı.
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:18 pm

    NAMAZ, İKAME, RÜKÜNLER...

    183. Ebu Hureyre, namaz kıldırdı. Her inip kalkışında tekbir aldı ve şöyle dedi:
    "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin namazına namazını en çok benzeteniniz benim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    184. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namaza girerken ellerini uzatarak kaldırırdı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    185. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ellerini tekbirle beraber kaldırırdı.
    Vâil radıyallahu anh. Müslim.

    186. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ellerini
    omuzlarına kadar kaldırıp, baş parmaklarını da kulaklarına getirip,
    tekbir aldı.
    Vâil radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    187. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namaza başladığı zaman şöyle derdi:
    "Sübhaneke Allahümme ve bihamdik ve tebârekesmük
    ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    188. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak kıl, buna da gücün yetmezse yatarak kıl!"
    imran radıyallahu anh. Buhârî.

    189. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, namazda sol
    elimi sağ elimin üstüne koyduğumu gördü, hemen sağ
    elimi alıp sol elimin üstüne yerleştirdi.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Nesêî.

    190. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir adamın
    namaz kılarken ayaklarını birleştirdiğini gördü ve şöyle
    dedi:
    "Sünnete aykırı davrandın, aralarını ayırıp rahatlatsan daha iyi olurdu."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Nesêî.

    191. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bu ümmetten ilk kaldırılacak olan şey huşûdur. Kalbinde
    korku ile karışık bir saygı duya duya namaz kılan
    görülemeyecektir."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Taberânî.

    192. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Fatiha suresini okumayanın namazı olmaz."
    Ubâde radıyallahu anh. Buhârî.

    193. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Fatiha suresine bir şey eklersen daha iyi olur, onunla yetinirsen sana yeter."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    194. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "imam, "âmin" dediği zaman siz de "âmin" deyin!
    Çünkü, kimin âmini meleklerinkine rastlarsa,
    geçmişteki günahları bağışlanır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    195. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, öğle namazının ilk iki
    rekatında fatiha ile iki sûre okurdu, son iki rekatında sadece
    fatiha okurdu. Bazen bize duyururdu. Birincisinde, ikincisindekinden
    uzun okurdu. ikindi namazında da böyle yapardı.
    Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.

    196. Kısa sûrelerden küçük ve büyük
    hiçbir sûre yoktur ki, Allah Resûlü sallallahu
    aleyhi ve sellem, farz namazını kıldırırken onları okumamış olsun.
    Amr radıyallahu anh. Mâlik.

    197. Namazda, sessizce beklenecek iki sekte yeri ezberledim. Birisi,
    imam tekbir alıp okumaya başlayıncaya kadar geçen sessizlik,
    ikincisi Fatiha ile bir sûreyi okuduktan sonra, rükû
    için eğilinceye kadar olan sessizlik.
    Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.

    198. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En üstün namaz, ayakta durma süresi uzun olan namazdır."
    Câbir radıyallahu anh. Müslim.

    199. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Secde ettiğin zaman, ellerini yere koy ve dirseklerini kaldır."
    Berâ radıyallahu anh. Müslim.

    200. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem secdeye
    vardığında, bir kuzu ellerinin arasından geçmek istese
    geçebilirdi.
    Meymûne radıyallahu anha. Müslim.

    201. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz secdeye gittiği zaman, ellerini köpeğin yaydığı gibi yaymasın. Uyluklarını da birleştirsin."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    202. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En kötü hırsızlık, namazdan çalmaktır."
    "Kişi namazından nasıl çalar?" dediler.
    "Rükû ve secdesini tam yapmamakla çalar," buyurdu.
    Nûman radıyallahu anh. Mâlik.

    203. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden daha
    mükemmel ve daha kısa namaz kıldıran birinin ardında hiç
    namaz kılmadım.
    "Semiallahu limen hamideh," dedikten sonra o kadar ayakta dururdu ki, galiba yanıldı, derdin.
    Sonra tekbir alıp secdeye varırdı. iki secde arasında o kadar uzun otururdu ki, galiba yanıldı, diye düşünebilirdin.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    204. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bizimle beraber otururken,
    bir adam geldi. Hafif bir namaz kıldı, sonra namazdan ayrılıp,
    Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek, selâm verdi.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, selâmını aldı:
    "Geri dön, namazını kıl!" buyurdu.
    Adam geri döndü, namaz kıldı, sonra gelip selâm verdi.
    Ona, "Haydi git namaz kıl, sen namaz kılmadın!" dedi.
    Bunu iki kere, ya da üç kere yaptı. insanlar da bundan
    kaygılandılar. Çünkü, hafif namazın olmayacağını
    sandılar.
    Adam geldi, "Ben hata ve doğru yapan bir insanım. Bana nasıl namaz kılınacağını göster ve öğret!" dedi.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evet, namaz kılacağın zaman, Allahın sana emrettiği gibi abdest al!
    Şehadet getirip kamet getir, eğer Kurândan bir şey biliyorsan
    oku! Bilmiyorsan, sübhanallah, elhamdülillah, allahuekber ve
    lâilâheillallah, de.
    Sonra rükû et, dolgunca rükû yap, sonra ayakta tam bir biçimde dur!
    Sonra secdeye git, secdeyi de iyi ve tam yap!
    Sonra kalk! Bunları böylece yaparak namazını kılarsın, namazın
    tamamlanmış olur. Dediklerimi tam olarak yapmazsan namazın noksan olur."
    Adam, "Bu birincisinden daha kolay geldi, çünkü bu
    tarife göre, namaz eksik yapılınca tamamı gitmiyor da, sadece
    eksik yapılmış oluyor," dedi.
    Rıfaâ radıyallahu anh. Tirmizî.

    205. Huzeyfe radıyallahu anh, namazı hızlı kılan bir adam gördü ve sordu:
    "Sen ne zamandan beri bu namazı kılıyorsun?"
    "Kırk senedir."
    "Demekki sen kırk seneden beri namaz kılmıyorsun! Bu kıldığın namazla
    ölürsen, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin yolunun
    dışında ölmüş olursun!" dedi.
    Zeyd radıyallahu anh. Buhârî.

    206. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki:
    "Oğulcuğum, sakın namazda sağa sola bakmayasın! Çünkü, namazda sağa sola bakmak, helâk olmaktır."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    207. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz namaza durduğu zaman, gözlerini yummasın!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    208. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem,
    avuçlarımı avuçlarına alarak, sûre öğretir
    gibi, bana "teşehhüd"ü öğretti:
    "Ettahiyyâtü lillâhi vessalâvatü
    vettayyibâtü. Esselâmü aleyke eyyühen
    nebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh. Esselâmü
    aleyna ve âlâ ibadillahis salihîn. Eşhedü en
    lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden
    abdühu ve Resûlüh."
    "Bunu söylediğin zaman namazın tamamlanmış olur. Ondan sonra istersen kalkabilirsin, istersen oturabilirsin."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    209. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin en çok yaptığı dua şudur:
    "Allahümme âtinâ fiddünya haseneten ve filâhireti haseneten ve kınâ azâbennâr."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    210. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bana salâtüselâm getirmeyi unutup ihmal ederse, cennet yolunu şaşırır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.

    211. "Ey Allahın Resulü! Sana nasıl selâm vereceğimizi
    biliyoruz, fakat sana nasıl salâvat getireceğiz?" diye soruldu.
    "Şöyle deyin!" buyurdu:
    "Allahümme salli âlâ Muhammedin ve âlâ
    âli Muhammed. Kema salleyte âlâ ibrahime. inneke
    Hamîdün Mecîd. Allahümme bârik
    âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed. Kema
    bârekte âlâ ibrahime. inneke Hamîdün
    Mecîd."
    İbn Ebî Leylâ. Buharî.

    212. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Namazın anahtarı temizlik, namaz dışı olanları yasaklayanı tekbir,
    onları yeniden helâl kılanı ise selâmdır. Fatihayı ve bir
    sûreyi farzda veya başka namazda okumayanın namazı yoktur."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    213. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sağına ve soluna şöyle selâm verirdi:
    "Esselâmü aleyküm ve rahmetullah. Esselâmü aleyküm ve rahmetullah."
    Selâm verirken, yanağının beyaz yeri arkadan görünürdü.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Nesêî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:19 pm

    TESBİH, DUA, CEMAAT, İMAMET

    214. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namazda selâm
    verdikten sonra üç kere istiğfar eder, sonra şöyle
    derdi:
    "Allahümme entesselâmü ve minkes selâm. Tebarekte ya Zelcelâli vel ikram."
    "istiğfarı nasıl idi?"
    "Estağfirullah, estağfirullah" şeklindeydi.
    Sevban radıyallahu anh. Müslim.

    215. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim her farz namazından sonra Ayetelkürsiyi okursa, öbür namaza kadar o, Allahın korumasında olur."
    Hasan radıyallahu anh. Taberânî.

    216. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim her namazın ardından otuzüç kere sübhanallah,
    otuzüç kere elhamdülillah ve ötuzüç
    kere Allahuekber deyip, yüzüncüsünü "Lâ
    ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh. Lehül
    mülkü ve lehül hamdü ve hüve âlâ
    külli şeyin kadîr," diyerek tamamlarsa, deniz
    köpükleri kadar da olsa günahları bağışlanır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    217. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, sağ elinin parmak boğumlarını tesbih gibi kullandığını gördüm.
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    218. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ne oluyor bu insanlara ki, kendilerine Allahın kitabı okunuyor da, ne
    okunduğunu bilmiyorlar, okunmayıp terk edilenin de farkında olamıyorlar!
    işte tıpkı bunun gibi, kendilerine peygamber gönderilen eski
    toplumların kalblerinden Allahın azameti çıkartıldı, yalnız
    bedenleri hazır bulundu da, kalbleri başka yerlerde dolaştı.
    Şurası kesindir ki, kalbi bedeniyle birlikte hazır bulunmadıkça, Allah kulun amelini kabul etmez!"
    Mâlik radıyallahu anh. Rezîn.

    219. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sofra kurulduğu zaman namaz kılınmaz. Bir de tuvaleti sıkışan kişi namaz kılamaz."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    220. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Üç şey inciticidir: Kişinin, ayakta işemesi, namazı bitirmeden alnını silmesi, secdede üflemesi."
    Büreyde radıyallahu anh. Bezzâr.

    221. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, kırk gün birinci tekbirini kaçırmadan cemaatle namaz
    kılarsa, Allah ona iki kurtuluş yazar: Biri ateşten arınıp kurtulma,
    ikincisi ise ikiyüzlülükten arınıp kurtulma."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    222. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir köyde, ya da bir kırda üç kişi bir arada olup da,
    namazı cemaat hâlinde kılmazlarsa, anla ki, şeytan onlara
    üstün gelmiştir."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    223. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cemaatle namaz kılmak, tek başına namaz kılmaktan yirmibeş derece daha üstündür."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    224. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "imamın arkasındaki cemaat, "Semiallahu limen hamideh," demesin, "Rabbena lekel hamd," desin."
    Amir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    225. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Namaz kıldıran, namazı hafif kıldırsın, çünkü
    aralarında güçsüz, hasta ve ihtiyar insanlar
    bulunabilir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    226. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Erkeklerin oluşturduğu safların en hayırlısı ilk saftır, en
    kötüsü ise son saftır. Kadınların saflarının en
    hayırlısı en son saftır, en kötüsü de ilk saftır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    227. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Namaza kamet getirildiği zaman, farz namazdan başka hiçbir namaz kılınmaz!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    228. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Saflarda düzgün durun, düzensiz durmayın ki, kalbleriniz de birbirinden ayrılmasın!"
    Ebû Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    229. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben namaza duruyorum, uzatmak istiyorum, fakat bir çocuğun
    ağlamasını işitince kısa kıldırıyorum, çünkü annesinin
    onun ağlamasına dayanamadığını biliyorum."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    230. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "imam, kendisine uyulmak içindir. Sizden önce secde eder,
    sizden önce başını kaldırır. işte öteki bölümler de
    böyledir."
    Hittân radıyallahu anh. Müslim.

    231. Ben, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin yanında
    namaz kıldım, Aişe de arkamızda durup, bizimle birlikte namaz kıldı.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Nesêî.

    232. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Üç şey vardır ki, onları yapmak kimseye helâl olmaz:
    Cemaate namaz kıldıran imam, cemaati ihmal edip, yalnız kendisi için dua edemez, ederse onlara ihanet etmiş olur.
    izin verilmedikçe, bir kimse başka birinin evinin içine bakamaz, bakarsa onlara ihanet etmiş olur.
    Tuvaleti gelmiş kimse de, gerekeni yapıp rahatlamadıkça namaz kılamaz."
    Sevban radıyallahu anh. Tirmizî.

    233. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Namaz kılanın önünden geçen kişi, bunun vebalinin ne
    kadar büyük olduğunu bilseydi, yıllarca beklerdi de, bu onun
    için daha hayırlı olurdu."
    Ebû Cüheym radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:20 pm

    CUMA, BAYRAM, HUTBE...

    234. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cumâ gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte ne isterse, mutlaka ona verilir."
    Kesîr radıyallahu anh. Tirmizî.

    235. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cumâ günü, Allah indinde bayram günlerinden daha büyüktür."
    Ebû Lubâbe radıyallahu anh. İbn Mâce.

    236. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, Cumâ günü yıkanıp temizlenir, koku
    sürünür, sonra mescide gelip, iki kişinin arasını
    açarak rahatsız etmeden sessizce oturur, sonra Allahın farz
    kıldığı namazı kılar ve imam konuşurken susup dikkatle onu dinlerse,
    mutlaka, gelecek Cumâya kadar işleyeceği günahları
    bağışlanır."
    Selman radıyallahu anh. Buhârî.

    237. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Köle, kadın, çocuk ve hasta hariç, Cumâ namazı kılmak her müslümana farzdır."
    Târık radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    238. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim, önemsemeyerek, Cuma namazına gitmeyi üst üste
    üç kez terkederse, Allah onun kalbini mühürler."
    Ebûl Câd radıyallahu anh. Tirmizî.

    239. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin namazını uzun, hutbesini kısa tutması anlayışlı olduğunun
    alâmetidir. Onun için, siz de hutbeyi kısa tutun, namazı
    uzatın. Çünkü, bazı konuşmalarda büyüleyici
    sözler bulunur."
    Ammar radıyallahu anh. Müslim.

    240. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Cumâ günü
    imam hutbe okurken, arkası üzerine oturup, dizlerini dikerek,
    ellerini dizlerine bağlamaktan alıkoymuştur.
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    241. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, hutbeyi şiir gibi okuyanlara lânet etmiştir.
    Muaviye radıyallahu anh. Taberânî.

    242. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bayram günü mescide gitmeden evvel yıkanırdı.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Mâlik.

    243. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yemek yemedikçe
    Ramazan bayramı namazına çıkmazdı. Kurban bayramında ise, namaz
    kıldırıncaya kadar birşey yemezdi.
    Büreyde radıyallahu anh. Tirmizî.

    244. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bize, Ramazan ve Kurban bayramlarında çıkmamızı emrederdi.
    Genç kızlar, çadırda yaşayan genç bakireler ve aybaşı olmuş kadınlar hepimiz çıkardık.
    Aybaşı olanlar namaza katılmazlar, uzaktan vaaz ve nasihat dinlerler ve müslümanların dualarına katılırlardı.
    Dedim ki: "Ey Allahın Resûlü! Birimizin dışarı elbisesi olmayabilir..?"
    Şöyle buyurdu: "Kız kardeşi ona dışarı elbisesini giydirsin."
    Ümmü Atiyye radıyallahu anha. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:20 pm

    NAFİLE, VİTİR, GECE...

    245. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyurmuştur:
    "Kulum bana, kendisine farz kıldıklarımı yerine getirmekten daha iyi bir şeyle yaklaşamaz.
    Ondan sonra, kulum bana nâfile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder,
    nihâyet ben onu severim. Ben onu bir de sevdim mi, artık işittiği
    kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli,
    yürüdüğü ayağı olurum.
    Bir şey isterse, hemen veririm, bir şeyden de bana sığınırsa, onu muhakkak korurum."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    246. Ben, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile,
    öğleden önce iki rekat, öğleden sonra iki rekat,
    Cumâdan sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat, yatsıdan sonra
    iki rekat nâfile namaz kıldım, ablam Hafsa, "sabahtan önce
    de iki rekat var," dedi.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    247. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim oniki rekat nafile kılmaya devam ederse, Allah onun
    için cennette bir köşk yapar: Öğleden önce
    dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşam namazından sonra
    iki rekat, yatsıdan sonra iki rekat, sabah namazından önce iki
    rekat."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    248. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Akşam hariç, iki ezan arasında bir namaz vardır, dileyen kılar."
    Büreyde radıyallahu anh. Bezzâr.

    249. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle birlikte namaz kıldım.
    Yolculuk sırasında nâfile namaz kıldığını hiç
    görmedim.
    İbn Ömer radıyallahu. Buhârî.

    250. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi belki yirmi kere izledim.
    Hepsinde de, akşamdan sonraki iki rekat namazla sabah namazından
    önceki iki rekat namazda "Kul ya eyyühel kâfirûn"
    sûresiyle "Kul huvallahu ehad" sûresini okuduğunu
    gördüm.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    251. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gece kıldığınız namazın sonu tek olsun!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    252. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Vitir, gecenin sonunda tek rekattır. Gece namazı ikişer ikişerdir.
    Bitirmek istersen sonunda bir rekat kılar, böylece sonunu teklemiş
    olursun."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    253. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim gecenin sonunda kalkamamaktan korkarsa, gecenin başında vitrini kılsın, sonra uyusun."
    Câbir radıyallahu anh. Müslim.

    254. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Akşam namazı, gündüz namazlarının vitridir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Mâlik.

    255. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gece namazı kılmalısınız. Çünkü bu, sizden
    önceki iyi insanların âdetidir. Zira, gece namazı kişiyi
    Allaha yaklaştırır, günahlardan alıkoyar,
    kötülüklere karşılıktır, bedenden hastalıkları giderir."
    Bilâl radıyallahu anh. Tirmizî.

    256. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ramazanda, ne de
    öbür aylarda, geceleri onbir rekattan fazla nafile namaz
    kılmazdı.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    257. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nekadar da ısrarcısınız! Neredeyse bu teravih namazının size farz
    kılınacağını sandım. Namazı evlerinizde kılmalısınız! Farz namazından
    başka, kişinin en hayırlı namazı, evinde kıldığı namazdır."
    Zeyd radıyallahu anh. Buhârî.

    258. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yatsıdan önce uyumayı, yatsıdan sonra konuşup sohbet etmeyi yasaklardı.
    Ebû Berze radıyallahu anh. Buhârî.

    259. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem,
    müslümanları ilgilendiren bir iş hakkında Ebû Bekir ile
    gece sabaha kadar konuşurlardı, ben de onlarla beraber olurdum.
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    260. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Farz namazı dışında, kişinin evinde namaz kılması, benim bu mescidimde namaz kılmasından daha üstündür."
    Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.

    261. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, amelinden yana, kulun ilk önce sorguya
    çekileceği şey, namazıdır. Eğer bunun hesabını verirse,
    kurtulur. Veremezse, eli boş dönüp, büyük bir
    zararla karşılaşır.
    Farz namazından bir eksik çıkarsa, Rab Teâlâ der ki:
    "Gel, bak bakalım kulumun nâfile namazı var mı?"
    Bakılır, varsa getirilir ve onunla farz namaz tamamlanır.
    Sonra diğer amelleri de bunun gibi olur."
    Hureys radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:21 pm

    HASTALIK, TEDAVİ, BELA, ZİYARET...

    262. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslümanın başına gelen bir ağrı, yorgunluk, dert, hastalık,
    üzüntü, hatta ufak bir kaygının karşılığında, Allah,
    onun günahlarından bir kısmını mutlaka örter, bağışlar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    263. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! insanların içinde en çetin belaya uğrayan kimdir?"
    Şöyle buyurdu:
    "Peygamberler, sonra sırasıyla derecelerine göre insanlar, sonra
    sırasına göre insanlar. Sonra kişi dinine göre sınanır. Eğer
    dininde sıkı ise, Allah onu çetin bir bela ile sınar. Eğer
    dininde gevşekse, Allah onu dini oranında sınar.
    Bela, kuldan hiç ayrılmaz, onun yakasını bıraktığı zaman, kişi günahlarından arınmış olur."
    Musâb radıyallahu anh. Tirmizî.

    264. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rab Sübhanehu ve Teâlâ buyuruyor ki: "izzetim ve
    Celâlim hakkı için, affetmek istediğim kulumun, gerek
    bedeninde bir hastalık, gerekse rızkında bir eksiklik vererek tüm
    hatalarını bağışlamadan dünyadan çıkartmam."
    Enes radıyallahu anh. Rezîn.

    265. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sabır, felaketle ilk karşılaşma anında olur."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    266. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir müslümanın başına bir musibet geldiğinde,
    "innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn,"
    derse, Allah ona daha hayırlısını verir."
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Müslim.

    267. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim musibet anında, "innâ lillahi ve innâ ileyhi
    râciûn," derse, Allah onun bu musibetini giderip, sonunu
    iyi kılar."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    268. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kul hastalandığı zaman, Allah ona iki melek gönderir:
    "Bakın bakalım, ziyaretine gelenlere ne diyor?" der.
    Eğer gelen ziyaretçilerine karşı, Allaha hamd ederse, durumu hemen Allaha bildirirler. Allah da şöyle der:
    "Bu kulumun ruhunu alırsam, mutlaka onu cennetime koyacağım. Şifa verip
    iyileştirirsem, ona etinden daha iyi bir et, kanından daha iyi bir kan
    vereceğim. Üstelik tüm günahlarını da örtüp,
    bağışlayacağım."
    Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

    269. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kime, gerek malına, gerek canına bir musibet gelir de, sabreder,
    kimseye açıp şikâyet etmezse, artık Allahın onu
    bağışlaması bir hak olur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    270. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanların arasına karışıp eziyetlerine sabreden müslüman,
    insanların arasına karışmayıp, onların eziyetlerine sabretmeyen
    müslümandan daha hayırlıdır."
    Yahya radıyallahu anh. Tirmizî.

    271. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bir hastayı, ya da bir müslüman kardeşini Allah
    için ziyaret ederse, bir seslenici ona şöyle seslenir:
    "Hoş yaşayasın! Gidişin de hoş oldu! Cennette de kendine güzel bir konak hazırladın!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    272. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin, elini hastanın alnına, ya da eline koyup, onun nasıl olduğunu sorması, hasta ziyaretinin tamamındandır.
    Aranızdaki selâmlaşmanın tamamı ise, tokalaşmaktır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    273. Hasta ziyaretinde, hastanın yanında gürültü etmemek
    ve az oturmak sünnettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
    hasta olup da, yanında sesli konuşup tartıştıklarında, "Haydi, yanımdan
    kalkıp gidin!" emrini vermiştir.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn.

    274. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir hastanın yanına varırsanız, size dua etmesini söyleyin, çünkü onun duası meleklerin duası gibidir."
    Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.

    275. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hastalarınızı yemeğe, içmeğe zorlamayın! Şüphesiz, Allah onlara hem yedirir, hem de içirir."
    Ukbe radıyallahu anh. Tirmizî.

    276. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tedavi olun! ihtiyarlık dışında, Allah ilaçsız hiçbir hastalık yaratmamıştır."
    Üsâme radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    277. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tedaviler arasında, kan aldırmak en faydalı olanıdır!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    278. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, boynunun iki tarafındaki ve omuzunun arasındaki damarlardan kan aldırırdı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    279. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kan aldırmak için en uygun günler, Onyedinci, ondokuzuncu ve yirmibirinci günlerdir."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    280. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karın ağrısından ölen şehîddir. Karın ağrısının devası baldır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    281. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Çörekotunda, ölüm hariç her türlü hastalık için şifa vardır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    282. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mantar, bir kudret helvasıdır, suyu göze şifadır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    283. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, zehir ve benzeri habis şeylerden ilaç yapılmasını yasakladı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    284. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sağ elini ağrıyan yere sürer, şu duayı okurdu:
    "Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider, şifa ver! Şifa veren sensin.
    Senden başka şifa veren yoktur. Hastanın, tüm hastalıklarını
    gideren bir şifa ver!"
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    285. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Elini, vücudunun ağrıyan yerine koy ve üç kere,
    "Bismillah," de. Yedi kere de: "Eûzü billahi ve kudretihi
    min şerri mâ ecidû ve uhazirû," de!"
    Osman radıyallahu anh. Müslim.

    286. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nazar haktır, eğer kaderi bir şey geçseydi, nazar onu geçerdi."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Müslim.

    287. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Akşam olup karanlık basınca, çocuklarınızın dışarı
    çıkmalarına engel olun! Çünkü, o saatlerde
    şeytanlar faaliyete geçerler. Kapların üstünü
    örtün, tulumların başını bağlayın, kapıyı kapatın, kandilleri
    söndürün, besmele çekin."
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    288. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hakkında birçok insanın aldandığı iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:22 pm

    ÖLÜM, CENAZE, KABİR, TAZİYE, VASİYET...

    289. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan, yanıbaşında doksan dokuz ölüm olduğu hâlde
    tasvir edilmiştir. Bu ölüm tehlikelerini atlatırsa, ihtiyar
    olur ve sonunda ölür."
    Mutarrif radıyallahu anh. Tirmizî.

    290. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hiçbiriniz, başına gelen bir zarardan dolayı, sakın
    ölümü dilemesin. Mutlaka böyle bir şey yapması
    gerekiyorsa, şöyle dua etsin:
    "Allahım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni
    yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise, canımı al!"
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    291. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülerinize, "Lâ ilâhe illallah"ı telkin edin!"
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    292. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülerinize Yâsin sûresini okuyun!"
    Mâlik radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    293. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan iki şeyden nefret eder: Ölüm, oysa ölüm
    mümin için, fitneden, kargaşadan daha iyidir. Az mal, oysa
    az malın hesabı da az ve kolay olur."
    Mahmud radıyallahu anh. Ahmed.

    294. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin oğlu ibrahim
    can çekişiyordu. Onu o hâlde görünce,
    gözleri yaşardı.
    "Ey Allahın Resûlü! Sende mi?" diye soran sahabîye şöyle buyurdu:
    "Bu, bir merhamet eseridir. Göz yaşarır, kalb
    hüzünlenir, fakat biz yine de Rabbimizin hoşnut olacağı şeyi
    söyleriz," diye cevap verdi.
    Sonra da: "Ey ibrahim! Biz senin ayrılışından dolayı çok üzgünüz," dedi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    295. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünyada ve âhirette lânetli iki ses vardır: Nimet anında çalgı sesi ve musibet anındaki ağlama sesi."
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    296. Bir kadına denildi ki:
    "Kardeşin öldürüldü."
    "Allah ona rahmet etsin! innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn," diyerek cevapladı.
    "Kocan da öldürüldü," dediler.
    "Eyvah!" dedi.
    Bunun üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kadının kalbinde, kocasının, hiçbir şeyle karşılanamayacak bir yeri vardır."
    Hamne radıyallahu anha. İbn Mâce.

    297. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cenazeleri acele götürünüz! Eğer iyi ise, bir an
    önce yerine ulaştırmış olursunuz, kötü ise, bir an
    önce sırtınızdan atıp, rahatlarsınız."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    298. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cenaze gördüğünüz zaman kalkınız, sizi geride bırakıncaya kadar ayakta bekleyiniz."
    Amir radıyallahu anh. Buhârî.

    299. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bir mezar kazarsa, Allah ona cennette bir köşk bina eder.
    Kim bir cenaze yıkarsa, annesinden doğduğu günki gibi tüm günahlarından sıyrılır.
    Kim bir ölüyü kefenlerse, Allah ona cennet giysilerinden bir giysi giydirir.
    Kim, yaslı bir kimseye taziyette bulunursa, Allah ona takva elbisesi
    giydirir, ruhlar içinde onun ruhuna da merhamet edilir.
    Kim, başına bir musibet gelen kişiyi teselli ederse, Allah ona cennet
    giysilerinden, dünyada pahası biçilmez iki elbise giydirir.
    Kim cenazenin ardından gidip de gömülünceye kadar
    beklerse, Allah ona üç kırat sevap verir. O üç
    kırattan sadece bir tanesi Uhud dağından büyüktür.
    Kim bir yetimi, ya da bir dulu koruyup gözetirse, Allah onu gölgesinde gölgelendirir ve cennetine girdirir."
    Câbir radıyallahu anh. Taberânî.

    300. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir
    ölüyü gömdükten sonra şöyle dua etti:
    "Allahım! Sen onun Rabbisin, onu sen yarattın. Onu islâma sen
    hidâyet ettin. Ruhunu alan da sensin. Gizli ve açık
    hâllerini en iyi bilen sensin. Onu affetmen için aracılık
    etmeye geldik, ne olur onu bağışla!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    301. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben size kabir ziyaretini yasaklamıştım, artık ziyaret edebilirsiniz.
    Çünkü onlar size âhireti hatırlatır."
    Büreyde radıyallahu anh. Müslim.

    302. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülerimize sövmeyin, söverseniz dirilerimizi üzersiniz."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Nesêî.

    303. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Vasiyet edecek bir malı bulunan müslümanın, vasiyeti yanında
    olmaksızın üst üste iki gece geçirmeye hakkı yoktur."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    304. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin, yaşarken bir para sadaka vermesi, ölürken yüz para sadaka vermesinden daha hayırlıdır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    305. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ben hastayken ziyaretime geldi. "Vasiyet ettin mi?" diye sordu.
    "Evet," dedim.
    "Ne kadar vasiyet ettin?"
    "Allah yolunda malımın tümünü..."
    "Çocuklarına ne bıraktın?"
    "Onlar iyidirler, ihtiyaçları yoktur."
    "Onda birini vasiyet et!" buyurdu.
    Bunu ben pek az buldum, artırmaya çalışıyordum. Nihâyet "üçte bir," dedim.
    "Üçte bir olur, hatta üçte bir bile çoktur," buyurdu.
    Saad radıyallahu anh. Buhârî.

    306. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne bir dinar, ne bir dirhem,
    ne bir köle, ne bir câriye bırakmadı. Ondan kalan, bir
    binek, bir silah ve Allah için verdiği bir tarladan ibarettir.
    Amr radıyallahu anh. Buhârî.

    307. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurândan başka bir şey bırakmamıştır.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    308. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin can çekişirken, rahmet melekleri beyaz bir ipekle
    gelip, "Haydi, sen Allahtan, Allah da senden razı olarak, doğru Allahın
    rahmetine ve cennetine, sana kızgın olmayan Rabbe doğru çıkıp
    gidiver," derler.
    Bunun üzerine, misk gibi güzel bir koku saçarak
    çıkar, melekler onu birbirlerine verirler. Gök kapılarına
    el üstünde getirirler ve derler ki, "Yerden size gelen bu
    koku ne kadar da ferahlatıcı!"
    Sonra onu, mümin ruhların yanına götürürler. Onlar,
    sizden birinizin gurbette olan yakınına kavuştuğu zaman duyduğu sevinci
    duyarlar.
    Yanına gelip sorarlar: "Fülan ne yaptı, fülan ne âlemde?"
    Cevap verirler: "Bırakın onu, o dünya zevkine dalmıştı."
    Gelen ruh: "O öldü, size hâlâ gelmedi mi?" der.
    "Öyleyse o, Haviye cehennemine götürüldü" derler.
    Kâfir can çekişirken, azap melekleri, ellerinde bir kamçı ile gelirler ve derler ki:
    "Haydi, sen Rabbine karşı kızgın ve Rabbin de sana karşı kızgın olarak, Allahın azabına doğru çıkıver."
    O da, leş kokusundan daha kötü bir koku içinde,
    Allahın azabına doğru çıkar. Sonunda arzın kapısına iletirler.
    "Ne kötü bir koku!" diyerek, onu kâfirlerin ruhlarının bulunduğu yere götürürler."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

    309. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kabir, âhiret konaklarının ilkidir. Kim orada kurtulursa, artık
    gerisi kolaydır. Kim de orada kurtulamazsa, gerisi ondan daha zordur.
    Hangi manzara ile karşılaştımsa, kabri ondan daha korkunç buldum."
    Hani radıyallahu anh. Tirmizî.

    310. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer siz, lezzetleri yok eden ölümü ansaydınız, bu
    kadar çok konuşmazdınız. O lezzetleri yıkanı çokça
    anın!
    Kabir her gün şöyle konuşur:
    "Ben, gurbet eviyim. Ben, içinde yalnız yaşanan bir evim. Ben,
    içinde kurtlar ve zararlı böceklerin bulunduğu evim."
    inanmış bir kul gömülünce, kabir ona şöyle der:
    "Merhaba, hoş geldin safa geldin! Sen üzerimde
    yürüyenlerin en sevimlisiydin. işte şimdi bana kavuştun. Sana
    yapacağım iyiliği kendi gözünle göreceksin."
    Sonra o kabir genişler, genişler ve ona cennete bakan bir kapı açılır.
    Azgın ve kâfir kula gelince, kabir ona şöyle seslenir: "Sana
    ne merhaba, ne hoş geldin, ne safa geldin! Çünkü sen,
    üzerimde yürüyen en nefret ettiğim kişiydin. Şimdi bana
    geldin, sana yapacaklarımı göreceksin."
    Ondan sonra üzerine abanacak, sıkacak, sıkacak kaburgaları
    birbirine girecek. Ona doksandokuz tane büyük yılan
    sataşacak. Onlardan birisi yere üfürse, yerde hiçbir
    şey bitmez ve dünyada hayat da kalmaz. Hesap vermek için
    dirilinceye kadar, onun etinden koparacak, onu sokacaklar.
    Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Rezîn.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:22 pm

    ZEKAT, SADAKA, FAKİR, ZENGİN..


    311. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sen, Ehlikitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları davet edeceğin ilk şey, Allaha ibadettir.
    Onu bilip anladıklarında, Allahın günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir.
    Bunu kabul edip uygulamaya başladıklarında, Allahın, onlara,
    mallarından, zenginlerden alınıp, fakirlere verilecek olan zekâtı
    farz kıldığını bildir.
    Zekât alırken, halkın gözünde kıymetli olan mallarından uzak dur.
    Zulme uğrayanın bedduasından da kaçın. Çünkü,
    onun bedduası ile Allah arasında hiçbir perde yoktur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    312. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, fakirlerden dolayı zenginlerin vay hâline! Çünkü onlar şöyle diyecekler:
    "Ey Rabbimiz! Bu zenginler bize haksızlık ettiler. Senin, bizim için onlara farz kıldığın hakkımızı vermediler."
    Allah teâlâ da şöyle diyecektir:
    "izzetim ve Celâlim hakkı için, sizi yaklaştıracağım, onları uzaklaştıracağım."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    313. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gerçek fakir, bir veya iki lokma, ya da bir veya iki hurma ile
    baştan savulan değildir, asıl fakir, ihtiyacını giderecek bir şey
    bulamayan, kendisine sadaka verilmesinin zarureti bilinmeyen ve kalkıp
    insanlardan da dilenmeyen kimsedir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    314. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bize fitre
    sadakasını zekât âyeti inmeden önce emretmiştir.
    Zekât emri geldikten sonra, onu vermemizi bize ne emretti, ne de
    yasakladı. Ama biz gene de veriyorduk.
    Kays radıyallahu anh. Nesêî.

    315. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sadaka, Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    316. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kulların sabaha kavuştuğu hiçbir gün yoktur ki, iki melek inip, biri:
    "Allahım! Allah için veren kimsenin verdiği malın yerine daha iyisini ver!"
    Öbürü: "Allahım! Vermeyip, elinde tutanın malına telef ver!" demesinler."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    317. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir müslüman, sevabını Allahtan umarak çoluk
    çocuğuna bir harcama yaparsa, bu onun için bir sadaka
    olur."
    Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    318. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Bunu da bulamazsanız, gönül alıcı güzel sözler söyleyin."
    Adiy radıyallahu anh. Buhârî.

    319. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah için vermekle mal eksilmez.
    Allah, affeden kulunun şerefini daha da artırır.
    Allah için tevazu göstereni, Allah daha da yükseltir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    320. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır. Bakmaya
    yükümlü olandan başla. En hayırlı yardım, ihtiyaç
    dışındakinden verilendir.
    Kim iffetli davranmak isterse, Allah onu iffetli kılar.
    Kim insanlardan bir şey beklemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    321. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Veren el, en yüksek eldir. Bakmakla yükümlü
    olduklarından başla: Annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin, sonra
    sırasıyla öbür yakınların."
    Târık radıyallahu anh. Nesêî.

    322. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her "Allahuekber" bir sadaka, her "elhamdülillah" bir sadaka, her
    "lâ ilâhe illallah" bir sadakadır. iyiyi önermek bir
    sadaka, kötüden alıkoymak bir sadakadır. Birinizin, hanımıyla
    münasebet kurmasında bile bir sadaka vardır."
    Dediler ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Birimiz hanımı ile cinsel ilişkide bulununca sevap alır mı?"
    "O, şehvetini haram yollardan giderdiği zaman günah almaz mı? işte
    bunun gibi, şehvetini helâl yollardan tatmin ederse, bu onun
    için bir sevap olur!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Müslim.

    323. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin elinde bir hurma fidanı varsa, kıyamet de kopmaya başlasa, onu hemen diksin."
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    324. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir müslüman, bir ağaç diker, ya da bir ekin
    eker de, ondan kuş, ya da insan, veya hayvan yerse, mutlaka
    karşılığında bir sadaka sevabı alır."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    325. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanın, her bir organı için, her gün verilmesi gereken bir sadakası vardır.
    iki kişi arasında adâletli davranman bir sadakadır.
    Binitine binerken birine yardım etmen, onu üzerine bindirmen veya
    yükünü onun üzerine yüklerken yardım etmen,
    bir sadakadır.
    Güzel bir söz de bir sadakadır.
    Namaza gitmek üzere attığın her adım bir sadakadır.
    Yoldan insanları rahatsız edici bir şeyi kaldırman da bir sadakadır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    326. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yedi sınıf insan vardır ki, Allah, Kıyamet gününde, kendi
    gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı zamanda,
    onları kendi gölgesinde gölgelendirecektir:
    Adaletli davranan yönetici.
    Allaha ibadet ederek büyüyüp yetişen genç.
    Çıkıp dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kişi.
    Buluştuklarında da, ayrıldıklarında da Allah sevgisinde birleşip, birbirini seven iki kişi.
    Alımlı bir kadın kendisini sevişmeye davet edince, "Ben âlemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım," diyen namuslu kişi.
    Sağ elinin verdiğini sol eli bilemiyecek derecede yardımını gizli yapan insan.
    Issız yerde Allahı anıp da gözleri dolu dolu olan kişi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    327. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslüman olup, kendisine yetecek kadar rızık verilip,
    Allahın verdiklerine kanaat eden, gerçekten kurtuluşa ermiştir."
    İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.

    328. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz mal ve huy bakımından kendinden üstün birini gördüğü zaman, kendinden aşağı olana baksın."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:23 pm

    ORUÇ, HAC, SEFER, KURBAN...

    329. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanın her amelinin sevabı yediyüze kadar katlanır.
    Allah buyurdu ki: "Oruç bunun dışında. Çünkü o,
    benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim.
    Çünkü o, şehvetini ve yemesini sırf benim için
    terk ediyor."
    Oruçlunun iki sevinci vardır: iftar edince ve Rabbine kavuşunca.
    Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    330. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim, inanarak ve karşılığını yalnız Allahtan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    331. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yemek yeyip şükreden, oruç tutup sabreden gibi sevap alır."
    Sinan radıyallahu anh. İbn Mâce.

    332. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme, bir adam,
    oruçluyken hanımıyla sevişmesinin hükmünü sordu,
    ona izin verdi. Başka birisi geldi ve aynı soruyu sordu, fakat ona bunu
    yasakladı.
    Bir de baktık ki, izin verdiği kişi ihtiyar, yasakladığı kişi ise genç değil mi!
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    333. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kocası yanında olan kadın, onun izni olmadan nâfile oruç tutamaz."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    334. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar, iftarı acele yaptıkça, hayır üzerinde bulunurlar."
    Sehl radıyallahu anh. Buhârî.

    335. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, hurma bulursa iftarını hurma ile açsın, bulamayan su ile açsın. Çünkü su temizdir."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    336. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun sevabından
    hiçbir şey eksilmeksizin, oruçlunun sevabı gibi sevap
    alır."
    Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.

    337. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, iftar ederken şöyle derdi:
    "Allahım, senin için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açtım."
    Muaz radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    338. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, "yolculuk
    sırasında orucun" hükmünü soran bir sahabiye şöyle
    buyurdu:
    "istersen tut, istersen tutma."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    339. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bu ay gelip çattı. Onun içinde bin aydan hayırlı olan
    Kadir gecesi vardır. Kim onun hayrından yoksun olursa, bütün
    hayırlardan yoksun olmuş olur. Onun hayrından yoksun olan, ancak
    saadetten payı olmayan kimsedir."
    Enes radıyallahu anh. İbn Mâce.

    340. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hac ile umreyi birbiri ardına yapın! Bu ikisi, günahları,
    körüğün demir, altın ve gümüşün pasını
    giderdiği gibi giderirler. Kabul edilmiş haccın karşılığı, cennettir.
    Herhangi bir mümin, ihramlı olarak kaldığı zaman, batan güneş
    onun günahlarını da alıp götürür."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    341. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Umre, diğer umreyle arasında geçen günahlara keffarettir. Kabul olunan haccın karşılığı, cennettir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    342. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Üç kişi birlikte yolculuk yaparlarsa, aralarından birini kendilerine lider yapsınlar."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    343. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizleri yemekten,
    içmekten ve uyumaktan alıkoyar. Seyahatte işi biten, hemen
    ailesine dönsün."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    344. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, yolculuk yapmak istediği zaman, müslüman
    kardeşlerine selâm versin. Çünkü onlar,
    dualarına dua katarlar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    345. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nerede olursanız olun, sizin selâmınız bana ulaşır."
    Ali radıyallahu anh. Ebû Yâlâ.

    346. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, Allah katında, Kurban bayramında kurban kesmekten daha sevimli
    bir amel işlememiştir. Zira, o kurban, Kıyamet gününde,
    boynuzları, kılları, tırnakları ile gelecektir. Kurbandan akan kanın
    damlası yere düşmeden, Allah katındaki bir mekana düşer.
    Gönülleriniz, kurban kesmeniz sebebiyle hoş olsun."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    347. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Koyuna gelince, keserken ona acırsan Allah da seni esirger."
    Kurre radıyallahu anh. Ahmed.

    348. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her çocuk akîka kurbanına karşı rehindir, yedinci
    gün onun için o kurban kesilir ve başı tıraş edilip, ismi
    konur."
    Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.

    349. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bebek için yedi şeyi yapmak sünnettir:
    Yedinci günü adı konur, sünnet edilir ondan bunun
    sıkıntısı giderilir, kulağı delinir, namına kurban kesilir, başına
    kurbanının kanı sürülür, saçının ağırlığınca
    altın ya da gümüş sadaka verilir."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    350. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim, yemin etmek yoluyla müslüman kişinin hakkını alırsa, Allah ona cenneti haram, ateşi de vâcip kılar."
    iyas radıyallahu anh. Müslim.

    351. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin kuvvetli yemini şu idi:
    "Hayır, Ebûl Kasımın canı elinde olana yemin ederim!"
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    352. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim Allahın adından başkasıyla yemin ederse, küfür ve şirke girmiş olur."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    353. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz bir şeye yemin eder de, sonra başkasını ondan daha iyi
    bulursa, yemininden dönme bedeli versin, sonra iyi olan işi
    yapsın."
    Abdurrahman radıyallahu anh. Nesêî.

    354. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Adak adamayın, çünkü adak, kaderden olan
    hiçbir şeyi engellemez. Ancak, adamak sebebiyle cimriden mal
    çıkartılır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    355. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Adını koymadan bir adak adayanın, keffareti yemin keffareti gibi olur.
    Gücü yetmediği bir adakta bulunursa, keffareti yemin
    keffareti gibi olur. Kim de gücü yettiği bir şey adarsa,
    yerine getirsin!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:23 pm

    KAZANÇ, TİCARET, ORTAKLIK, FİYAT...

    356. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haramla beslenmiş vücut cennete giremez."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Taberânî.

    357. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Helâl bellidir, haram da bellidir, aralarında ise, insanların
    çoğunun bilmediği şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden
    sakınırsa, hem dinini, hem de ırzını temize çıkarmış olur. Kim
    de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur.
    Tıpkı sürüsünü yasak bölgenin etrafında
    otlatan çoban gibi ki, hayvanları her an oraya girebilir.
    Dikkat edin, her melîkin bir yasak bölgesi vardır. Dikkat edin, Allahın yasak bölgesi de haramlarıdır.
    Dikkat edin, cesette bir et parçası vardır, o iyi olursa cesedin
    hepsi iyi olur. O bozuk olursa cesedin tümü bozuk olur.
    Dikkat edin, o da "kalb"dir."
    Nûman radıyallahu anh. Buhârî.

    358. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Helâl, Allahın, kitabında helâl kıldıklarıdır. Haram ise, Allahın, kitabında haram ettikleridir.
    Söz söylemedikleri ise, görmezden geldikleridir, sakın bunlar hakkında soru sorma külfetine girmeyin!"
    Selman radıyallahu anh. Rezîn.

    359. "Ey Allahın Resûlü! Hangi kazanç daha hayırlı ve hoştur?" diye soruldu.
    "Bir, el ile elde edilen kazanç, bir de, hilesiz alışverişten elde edilen kazanç," buyurdu.
    Râfi radıyallahu anh. Ahmed.

    360. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rızık, kulu, ecelinin aradığından daha çok arar."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Bezzâr.

    361. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, birinize bir yönden rızık verdiği zaman, durumu bozuluncaya, ya da işi iyi gitmeyinceye kadar onu bırakmasın."
    Nâfi radıyallahu anh. İbn Mâce.

    362. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "işini iyi yapan kişiye Allah merhamet etsin! Sen bu işi bırakma, çok iyi beceriyorsun!"
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Rezîn.

    363. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Güvenilir, dürüst tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehîdlerle beraber olacaktır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    364. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Satarken, alırken ve borcunu öderken iyi ve cömert davranan kişiyi Allah esirgesin!"
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    365. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Satarken tartarak ver, alırken de tartarak al!"
    Osman radıyallahu anh. Buhârî.

    366. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bir topluma, bir şeyin yemesini haram kılarsa, onun parasını da haram kılmıştır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    367. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Muganniyeleri satmayın, almayın. Onlara müzik öğretmeyin.
    Onları alıp satmakla yapılan ticarette hayır yoktur, ödenen
    paralar da haramdır.
    Bu tür kimseler hakkında şu âyet inmiştir: "insanlar
    arasında, saptırmak için, gerçeği boş şeylerle değişenler
    ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. işte alçaltıcı azap bunlar
    içindir."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    368. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslüman müslümanın kardeşidir. Bir
    müslümanın, diğer müslümana, malındaki ayıbını
    açıklamadan mal satması helâl olmaz."
    Ukbe radıyallahu anh. İbn Mâce.

    369. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Onu alta değil de üste koysaydın da insanlar görseydi olmaz mıydı? Bizi aldatan, bizden değildir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    370. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bazınız bazınızın satışı üzerine gitmesin, almaya niyetiniz yokken karşılıklı olarak fiyat artırımı yapmayın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    371. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kayle, böyle yapma! Birşey satın almak istediğinde,
    içinden ne kadar vermek istiyorsan onu ver, sonra satıcıyı
    serbest bırak, isterse senin dediğin fiyata verir, isterse vermez ve
    malını satmaz.
    Bir şey satmak istediğin zaman da, canının çektiği fiyatı iste,
    isterse alıcı sana istediğin fiyatı verip alır, isterse vermeyip almaz."
    Kayle radıyallahu anha. İbn Mâce.

    372. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Alışveriş yapan iki kişi, birbirlerinden ayrılmadıkça veya
    ayrılıncaya kadar satış anlaşmasını bozmakta serbesttirler. Eğer
    dürüst alışveriş yapıp da, her şeyi olduğu gibi
    açıklarlarsa, alışverişleri bereketli olur. Bazı
    gerçekleri gizleyip, yalan söylerlerse, alışverişlerinin
    bereketi olmaz."
    Hakîm radıyallahu anh. Buhârî.

    373. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ev komşusu, komşusunun evini, arazi komşusu da, arazi komşusunun arazisini satın almaya daha lâyık ve hak sahibidir."
    Semûre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    374. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyuruyor:
    "iki ortağın biri, arkadaşına hainlik etmedikçe, ben o iki
    ortağın üçüncüsüyüm. Ona hainlik
    ederse, ben aralarından çıkarım."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    375. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldim, oradakiler beni övmeye başladılar.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Ben onu sizden daha iyi tanırım."
    Dedim ki:
    "Doğru söyledin, babam ve anam sana feda olsun! Sen benim
    ortağımdın. Hem de çok güzel bir ortak! Ne karşı koyardın,
    ne de tartışırdın."
    Sâib radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    376. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Malı kıymetlensin diye saklayan kul ne kötüdür, Allah
    fiyatları ucuzlatırsa üzülür, pahalılaştırırsa sevinir."
    Muaz radıyallahu anh. Rezîn.

    377. Bir adam gelip şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Fiyatı sen belirle!"
    Şöyle buyurdu:
    "Fiyatları yükselten ve indiren Allahtır. Ben, kimsenin hakkı üzerimde olmadan Allaha kavuşmayı umarım."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    378. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi, elde
    ettiği helâlden midir, haramdan mıdır, aldırmayacak. işte o
    zaman, onların duaları kabul olunmayacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    379. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemedik
    hiç kimse kalmayacak. Doğrudan yemeyen kişiye ise, dumanı isabet
    edecek."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:24 pm

    YARDIM, MESULİYET, GÖREV, VAKIF...

    380. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, müslüman kardeşinin namusunu ve şahsiyetini korursa,
    Allah onun yüzünü kıyamet gününde cehennem
    ateşinden uzak tutar."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    381. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimsenin yanında bir mümin alçaltılıp da, ona yardım
    etmeye gücü yetiyorken yardım etmezse, Allah onu, kıyamet
    gününde, tüm yaratıkların huzurunda alçaltır."
    Sehl radıyallahu anh. Ahmed.

    382. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Haksız kayırıcılık nedir?"
    Şöyle buyurdu:
    "Zulüm işlemesinde toplumuna yardım etmendir."
    Vâsile radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    383. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "islâm geldikten sonra, eski dönemde, arap kabileleri
    arasında, başkalarına baskı yapmak amacıyla yapılan dayanışma
    sözleşmesi yoktur.
    Ancak islâm, eski dönemde, ezilenlere yardım amacıyla yapılan sözleşmeleri kuvvetlendirmiştir."
    Cübeyr radıyallahu anh. Müslim.

    384. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu
    yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun
    ihtiyacını giderir.
    Kim bir müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da, onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir.
    Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    385. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminin, mümin üzerinde altı hakkı vardır:
    Karşılaşınca selâm verir.
    Aksırınca "yerhamükellah" der.
    Davet ederse davetine gider.
    Hasta olursa ziyaret eder.
    Ölürse cenazesinde bulunur.
    Yakında da olsa, uzakta da olsa onun iyiliğini ister."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    386. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, insanların ihtiyaçlarını gidermek için bir kısım
    insanlar yaratmıştır ki, insanlar ihtiyaç duyunca onlara
    koşarlar. işte onlar, Allahın azabından güvende olanlardır."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    387. Ömer radıyallahu anh, Hayberde bir tarla elde etti. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Hayberde bir yer edindim ki, bugüne
    kadar onun gibi kıymetli bir yer elde etmemiştim. Onu ne yapmamı
    emredersin?"
    Şöyle buyurdu:
    "istersen onu tut ve istersen vakfet."
    Bunun üzerine, Ömer onu şu şartlarla vakfetti:
    "Onun aslı satılmayacak, bağışlanmayacak, kimse ona mirasçı
    olamayacak, geliri sadece fakirlerin ve yakın akrabaların olacak.
    Ayrıca, köle azat edilmesi için, Allah yolunda savaşanlar
    için ve yolda kalanlar için de sarfedilecektir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    388. Ebû Talha bahçesinde namaz kılıyordu. Dübsi
    denilen bir kuş bahçeden dışarı çıkmak için
    uçtu, çıkacak yer aramaya başladı, fakat bulamadı.
    Bu, Ebû Talhanın hoşuna gitti ve bir an gözleriyle onu
    izledi. Sonra namazına döndü, fakat kaç rekat
    kıldığını bilemedi.
    Bunun üzerine, bu malım fitneye sebep oldu, diye
    düşünerek Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
    selleme varıp, namazda başına gelen durumu anlattı:
    "Ey Allahın Resûlü! Bu malım vakıftır, istediğin gibi kullanır, istediğin yere verebilirsin," dedi.
    Abdullah radıyallahu anh. Mâlik.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:24 pm

    AHLAK, HAYA, MERHAMET, SEVGİ...

    389. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Mâlik.

    390. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iman bakımından müminlerin en mükemmeli,
    ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel
    davrananlardır."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    391. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel
    ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah teâlâ,
    çirkin konuşan ve ne konuştuğunu bilmeyenlerden nefret eder."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

    392. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet
    gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız,
    ahlâkça en güzel olanlarınızdır.
    En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak
    olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır.
    Onlar büyüklük taslayan kimselerdir."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    393. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haya îmandandır, îman ise cennettedir. Utanmazlık cefadandır, cefa ise cehennemdedir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    394. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haya ve gerekeni konuşmak îmanın, açık saçık ve
    lüzumsuz konuşmak ise münafıklığın kısımlarındandır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    395. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Geçmiş peygamberlerin, sonraki insanlara ulaşan sözlerinden birisi de şudur:
    "Utanmadıktan sonra ne istersen yap!"
    Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    396. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtüsü içindeki bakire kızdan daha fazla haya sahibiydi.
    Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman, biz onu yüzünden anlardık.
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    397. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere
    merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin."
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    398. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, torunu Hasanı öptü.
    O sırada bir adam:
    "Benim on çocuğum var, daha bugüne kadar hiçbirini öpmedim," dedi.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona baktı ve sonra şöyle buyurdu:
    "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    399. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip dedi ki:
    "Siz çocuklarınızı öpüyorsunuz, biz öpmeyiz."
    Şöyle buyurdu:
    "Allah sizin kalbinizden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim ki?"
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    400. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, mahlukatı yaratınca, Arş üstünde bulunan kitabına şunu yazdı:
    "Merhametim öfkemi geçmiştir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    401. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın yüz merhameti vardır. Bir tanesini yeryüzüne
    indirmiştir ki, cinler, insanlar, hayvanlar ve zararlı
    sürüngenler aralarında onun sayesinde birbirlerine acıyıp
    merhamet ederler. Yabanî hayvanlar, onunla yavrularına şefkat
    gösterirler.
    Geride kalan doksandokuz merhametini kıyamet gününe ertelemiştir ki, âhirette kullarına onunla davranacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    402. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme esirler getirildi.
    Aralarında memeleri sütle dolmuş bir de kadın vardı, esirler
    arasında bulduğu bir çocuğu kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya
    emzirmeye başladı.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
    "Ne dersiniz, bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı?"
    "Hayır, vallahi atmaz!" dediler.
    "Allahın kullarına olan şefkati, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çoktur."
    Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    403. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Günahkâr bir kadın, sıcak bir günde, dilini dışarı
    çıkarmış susuzluktan soluyan bir köpek gördü.
    Hemen ayakkabısını çıkararak kuyudan su çekti, ona
    içirdi.
    Bu sebeple Allah onu bağışladı."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    404. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kadın, kedi yüzünden cehenneme girdi. Kediyi eve
    hapsetmiş, yiyecek bir şey vermemiş, üstelik gidip yiyecek araması
    için onu serbest de bırakmamıştı."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    405. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminler, birbirlerini sevmekte, merhamet etmekte, şefkat
    göstermekte tek vücut gibidirler. O vücudun bir organı
    rahatsız olursa, diğer organlar da acı çekip uykusuz kalır."
    Nûman radıyallahu anh. Buhârî.

    406. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, müslüman kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine bildirsin."
    Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    407. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o, bir gün nefret ettiğin kişi olabilir.
    Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et! Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    408. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yumuşaklık, bulunduğu şeyi süsler, bulunmadığı şeyi ise çirkinleştirir."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    409. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Beni, Allahın bana verdiği mevkiden daha yukarı çıkartmanızı
    istemiyorum. Ben, Abdullahın oğlu Muhammedim. Allahın kulu ve
    elçisiyim."
    Enes radıyallahu anh. Rezîn.

    410. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde Allah teâlâ şöyle buyuracak:
    "Celâlim hakkı için, birbirlerini sevenler nerede?
    Bugün onları, gölgemden başka hiçbir gölgenin
    bulunmadığı şu anda, gölgemde gölgelendireceğim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    411. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyurdu:
    "Benim rızam için birbirlerini sevenlere, birbirlerini ziyaret
    edenlere ve birbirlerine ikram edenlere muhabbetim vacip olmuştur."
    Ebû idris radıyallahu anh. Mâlik.

    412. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Amellerin en üstünü, Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    413. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın kullarından birtakım insanlar vardır ki, ne peygamberdirler ve
    ne de şehîddirler. Lâkin Allah katındaki mevkilerinden
    dolayı, onlara, hem peygamberler, hem de şehîdler gıpta
    edeceklerdir.
    Onlar, akraba olmadıkları ve maddi yönden hiçbir
    çıkarları da bulunmadığı hâlde, birbirlerini yalnız Allah
    için sevenlerdir.
    Vallahi, onların yüzleri nurdur, şüphesiz onlar nur
    üzere olacaklardır. insanlar korktukları zaman onlar korkmayacak,
    üzüldükleri zaman onlar üzülmeyeceklerdir."
    Sonra şu âyeti okudu: "Haberiniz olsun. Allahın velîleri
    var ya, onlar için ne korku vardır ve ne de mahzun olacaklardır."
    Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:26 pm

    ÖFKE, KİBİR, HASET, KORKAKLIK, ZAN...

    414. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateşi
    söndüren de sudur. Onun için, biriniz öfkelenince
    hemen abdest alsın!"
    Ebû Vail radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    415. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz ayaktayken öfkelenirse, hemen otursun. Öfkesi giderse iyi, gitmezse hemen yatsın."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    416. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, öfkesinin gereğini yerine getirmeye gücü yettiği
    hâlde, kendini firenlerse, Allah onu, kıyamet gününde,
    yaratıkların huzurunda çağırır ve hurilerden dilediğini almakta
    serbest bırakır."
    Sehl radıyallahu anh. Tirmizî.

    417. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Siz kime pehlivan dersiniz?"
    "Yenilmeyen kişiye."
    "Hayır, asıl pehlivan, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimsedir," buyurdu.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    418. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "içinizde kimi müflis sayarsınız?"
    "Malı kalmayan kimseyi."
    "Hayır, asıl müflis, kıyamet gününde, ona
    sövmüş, buna zulmetmiş, berikinin malını almış olarak gelen
    kimsedir. Orada ne dinar vardır, ne de dirhem. Sevapları alınıp o
    kimselere verilir. Yetmez, bu defa onların günahları sırtına
    yüklenir. işte müflis odur.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.

    419. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Öğretin, kolaylaştırın ve güçleştirmeyin! Biriniz kızdığı zaman, sussun!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ahmed.

    420. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının!
    Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi,
    sevapları yer bitirir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    421. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlarda bulunan huyların en kötüsü, tutkulu bir cimrilik ve şiddetli bir korkaklıktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    422. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Size, sizden önceki milletlerin hastalığı olan haset ve kin
    bulaşmış. Bunlar kazıyıcıdır. Ancak, ben saç kazımayı
    kastetmiyorum. Onlar din kazıyıcısıdır.
    Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, îman etmedikçe
    cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam îman
    etmiş sayılmazsınız.
    Birbirinizi sevmenizi sağlayacak bir şeyi size göstereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın!"
    Zübeyr radıyallahu anh. Tirmizî.

    423. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Zandan uzak durun! Çünkü zan, sözün en yalanıdır.
    Başkalarının gizli konuştuklarını yaymayın!
    Birbirlerinizin ayıplarını araştırmayın!
    Gereksiz yere rekabete girmeyin!
    Birbirinizi kıskanmayın!
    Birbirinize kin tutmayın!
    Birbirinize sırt çevirmeyin!
    Ey Allahın kulları, Allahın size emrettiği gibi kardeş olun!
    Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder, ne
    de onu yüzüstü bırakır. Ona hakaret de etmez."
    Sonra kalbini gösterdi:
    "Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır!
    Kişinin, müslüman kardeşini hor görmesi, kötülük bakımından kendisine yeter de artar bile.
    Müslümanın herşeyi müslümana haramdır: kanı, şerefi, malı...
    Allah, sizin ne bedenlerinize, ne biçimlerinize ve ne de amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    424. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah buyuruyor:
    izzet ve büyüklük benim elbisemdir. Bu ikisinde her kim benimle çarpışırsa, ona azap edirim."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    425. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
    "Kalbinde zerre kadar kibir, büyüklenme bulunan kimse cennete giremez!" buyurdu.
    Bir adam, "Fakat kişi, elbisesinin ve ayakkabılarının güzel olmasını ister."
    Şöyle buyurdu:
    "Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir, Hakkı inkâr edip, insanlara üstten bakmaktır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    426. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar, ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan
    ölmüş atalarıyla övünmekten vazgeçerler, ya
    da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan böcekten daha
    âdi bir dereceye düşerler.
    Allah teâlâ sizlerden kötü dönem kibrini
    temizledi. Artık kişi, ya günahtan sakınan bir mümindir, ya
    da azgın bir günahkâr.
    insanların tümü Ademin çocuklarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    427. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah bana, "alçakgönüllü olmanız, birbirinize
    karşı büyüklenmemeniz, böylece kimsenin kimseye
    tecavüz etmemesi," hususlarını bildirdi."
    Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:27 pm

    HARCAMA, CİMRİ, CÖMERT, SERVET...

    428. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cömert kişi, Allaha yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır.
    Cimri olan ise, Allahtan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır.
    Allah katında, cömert bir bilgisiz câhil, cimri bir ibadet edici âbidden daha sevimlidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    429. Medineye geldim. ileri gelenlerin bulunduğu bir toplulukta
    otururken bir adam geldi. Cüsseli bir adamdı ve kaba elbiseler
    giymişti. Sert çehreliydi. insanların başlarında durup
    şöyle dedi:
    "Altın ve gümüş biriktirip de Allahın yolunda harcamayanlara
    şunu müjdele! O altın ve gümüşler cehennem ateşinde
    kızdırılıp vücutları şöyle dağlanacaktır:
    Memelerinin arasından sokulup omuzlarının arasından, omuzlarının
    arasından sokulup memelerinin üstünden
    çıkartılacaktır. Kendisi ayakta duramayıp sarsılacaktır."
    Onu dinleyen o topluluk başlarını eğdiler ve adama hiç cevap vermediler.
    Adam gitti, ben de ardından gittim, adam oturdu, ben de yanına oturdum. Sonra dedim ki:
    "Oradakiler senin sözlerinden hiç hoşlanmadılar. Çünkü sana hiçbir şey söylemediler."
    "Onların akılları hiçbir şeye ermez. Dostum Ebûl Kasım
    sallallahu aleyhi ve sellem birgün beni çağırdı. Yanına
    vardım. Bana dedi ki:
    "Uhudu görüyor musun?"
    Üstümdeki güneşe baktım, sandım ki beni bir iş için gönderecek. "Görüyorum," dedim.
    Şöyle buyurdu: "işte benim Uhud dağı kadar altınım olsa, hepsini
    Allah yolunda harcarım, kendime sadece üç dinar bırakırım."
    Şimdi bunlara bakıyorum da hiçbir şey anlamıyorlar, habire
    dünyalık toplayıp duruyorlar, başka bir şey
    düşünmüyorlar."
    Ben Ahnef dedim ki: "Neden Kureyş kardeşlerine gidip onlardan dünyalık istemiyorsun?"
    Şu cevabı verdi: "Rabbime yemin ederim ki, hayır! Onlardan ne
    dünyalık isterim ve ne de din hakkında onlardan bir fetva sorarım.
    Allah ve Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme kavuşuncaya
    kadar böyle yaşar giderim!"
    Ahnef radıyallahu anh. Buhârî.

    430. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resulü! Akrabalarla ilgilenmek, köle azad etmek,
    sadaka vermek gibi müslüman olmadan önce yapmış olduğum
    şeylerde acaba benim için bir sevap var mıdır?"
    Şöyle buyurdu:
    "iyiliklerin boşa gitmeyecek, onlarla birlikte müslüman oldun."
    Dedim ki: "Vallahi câhiliyede ne gibi iyilikler yaptımsa islâmda da, aynısını yaparım."
    Hakîm radıyallahu anh. Buharî.

    431. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, zâlim zenginden, câhil ihtiyardan ve büyüklük taslayan fakirden nefret eder."
    Ali radıyallahu anh. Bezzâr.

    432. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kâbenin
    gölgesinde otururken yanına vardım. Beni görünce
    şöyle dedi:
    "Kâbenin Rabbi hakkı için, onlar zarardadırlar!"
    Gelip yanına oturdum, çok geçmeden ayağa kalktım ve dedim ki:
    "Anam babam sana feda olsun, onlar kimdir, ey Allahın Resûlü?"
    "Onlar, malları çok olan zenginlerdir. Ancak bunların şöyle
    şöyle verenleri başka. Ama onlar da ne kadar azdır!" buyurdu.
    Ebû Zer radıyallahu anh. Buhârî.

    433. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hileci, cimri ve ettiği iyiliği başa kakan kimseler kesinlikle cennete giremezler."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Tirmizî.

    434. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şeytanın develeri de olur, evleri de. Birinizin güzel develeri
    olur, hiçbirisine binmeye kıyamaz. Devesi olmayan yorgun bir
    kardeşine rastlar da, onlardan birine bindirmez, işte bu, şeytan
    devesidir.
    Şeytanın evlerine gelince, ipek ve benzeri kumaşlarla örtülüp süslenen şu kafeslerdir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    435. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kul, "Malım, malım!" der, oysa malının ancak şu üç kısmı
    kendisinindir: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve verip
    öbür dünyası için biriktirdiği. Bunun
    dışındakiler ise, kendisi ölür ve malını insanlara bırakır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    436. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlara teşekkür etmeyen, Allaha şükretmiş olmaz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:27 pm

    BORÇ, HEDİYE, EMANET, BULUNTU...

    437. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam hiç hayır işlemezdi, sadece borç para dağıtırdı. Geri alma zamanı gelince, adamına:
    "imkânı olanlardan al, durumu uygun olmayıp sıkıntıda olanlardan
    alma, belki Allah da bizim günahlarımızı bağışlar," derdi.
    Nihâyet adam öldü. Allah ona sordu:
    "Herhangi bir iyi amelin var mı?"
    "Hayır, sadece halka borç para dağıtırdım, geri alma zamanı
    gelince, hizmetçimi şöyle diyerek gönderirdim: Durumu
    uygun olanlardan al, olmayanlardan alma. Allah da belki bu sebeple bizi
    bağışlar."
    Allah ona şöyle buyurdu:
    "Ben de seni affedip, günahlarından geçiverdim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    438. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim güç durumda olan kişiye, borcunu ödemesi
    için süre verir, ya da alacağını hiç almazsa, Allah
    onu, kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka
    hiçbir gölgenin olmadığı günde, gölgesi altında
    gölgelendirecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Timizi.

    439. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Duasının kabul edilmesini ve sıkıntısının giderilmesini isteyen, sıkıntıda olan borçluya yardım etsin."
    İbn Ömer radıyallahu. Ahmed.

    440. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam cennete girdi, kapısında şöyle bir yazı gördü:
    "Verilen sadakanın karşılığı on sevap, verilen ödünç paranın karşılığı ise onsekiz sevaptır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

    441. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir kimsenin, ödemek niyetiyle aldığı borcu Allah bilir
    ve daha dünyada iken, borcunu ödemesinde mutlaka ona bir
    kolaylık verir."
    imran radıyallahu anh. Nesêî.

    442. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Zenginin, ödeyecek durumu olduğu hâlde borcunu ödemeyi uzatması, zulümdür."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    443. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın yasakladığı büyük günahlardan sonra, kulun
    karşılaşacağı en büyük günah, kişinin, borçlu
    olarak ve borcunu ödeyecek kimse bırakmayarak ölmesidir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    444. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Borçlu olan borcunu ödeyinceye kadar, alacaklının, onun üzerinde etkin bir konumu vardır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.

    445. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karşısındaki versin veya vermesin, hakkını isteyen kimse, edebiyle istesin."
    İbn Ömer radıyallahu. İbn Mâce.

    446. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ruhunuz güven içindeyken onu korkutmayın!"
    "Bu nasıl olur?" diye sorduklar.
    "Borçla olur," buyurdu.
    Ukbe radıyallahu anh. Ahmed.

    447. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Alacaklı, borcun süresi içinde bir kat sadaka sevabı alır,
    ama alma günü geldikten sonra sonra onu ertelerse, o zaman
    her gün için iki katı sadaka sevabı kazanır."
    Büreyde radıyallahu anh. Ahmed.

    448. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yahudiden belirli bir
    zamana kadar yiyecek satın aldı ve demir zırhını ona rehin bıraktı.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    449. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Emanet olarak alınan mal, sahibine ödenir. Kefil, borçlu sayılır. Borç, ödenmelidir."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    450. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Emaneti güvendiğin kimseye ver! Sana hainlik yapana sen hıyanet etme!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    451. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer buluntu, işlek yolda ve insanların çokça bulunduğu
    beldede bulunmuş ise, bir sene sahibini araştır. Sahibi gelirse
    verirsin, gelmezse o senin olur."
    Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    452. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bir yitik bulursa, bir ya da birkaç âdil şahit
    tutsun, onu gizlemesin, yitirmesin. Eğer sahibini bulursa ona verir,
    bulamazsa, o Allahın dilediğine verdiği bir malıdır."
    Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    453. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hediye kabul ederdi ve karşılığını da verirdi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    454. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana bir koyun paçası dahi hediye edilse kabul ederim, o
    paçanın yemeğine çağırılırsam, icabet edip giderim."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    455. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Devlet yöneticisine verilen hediyeler, hiledir."
    Câbir radıyallahu anh. Taberânî.

      Forum Saati Paz Ocak 20, 2019 4:30 am