.talk4her

müzik dinle klip izle indir resim google yetkinforum video download youtube islamiyet ilahi


    Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Paylaş
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:28 pm

    EVLİLİK, KADIN, DÜĞÜN, MAHREM...


    456. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz, evlensin.
    Çünkü bu, gözü haramdan daha iyi korur, edep
    yerini de.
    Gücü yetmeyen ise, oruç tutmalıdır. Çünkü orucun, şehveti kırma özelliği vardır."
    Alkame radıyallahu anh. Buhârî.

    457. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya bir ****dır. Onun en iyi ****ı ise, saliha bir kadındır."
    İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.

    458. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!"
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    459. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul."
    "Çok malı olsa da mı?"
    "Çok malı olsa da."
    "Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!"
    "Çok malı olsa da mı?"
    "Çok malı olsa da."
    İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî.

    460. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu,
    güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası,
    sen dindarını al!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    461. Evlenmiştim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Kiminle evlendin?"
    "Dul bir kadınla..."
    "Neden dul kadınla evlendin. Onun seninle, senin de onunla cilveleşeceğiniz bakire yok muydu?" buyurdu.
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    462. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz bir kadınla evlenmek isterse, evlilik kararı vermede önemli olacak yerlerine baksın!"
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    463. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz ailesiyle cinsel ilişki kurarken, "Bismillah! Allahım! Şeytanı
    bizden uzaklaştır, bize lütfedeceğin çocuktan da onu
    uzaklaştır," diye dua edip, sonra aralarındaki bu ilişkiden
    çocuk yaratılırsa, ona şeytan asla zarar veremez."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    464. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selleme, kadının gebe
    kalmaması için döl suyunu dışarıya akıtma meselesini sorduk.
    "Yapmanızda hiçbir sakınca yoktur. Eğer kıyamete kadar canlı bir
    varlık yaratılıp meydana getirilecekse, mutlaka yaratılır, meydana
    gelir. Olacak olur," buyurdu.
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    465. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evlenme işi için, iki kişi arasında aracılık yapmak, en üstün aracılıklardandır."
    Ebû Ruhm radıyallahu anh. İbn Mâce.

    466. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dul, kendisini evlendirme hususunda velîsinden daha yetkilidir. Kızdan izin istenir, susması izin sayılır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Müslim.

    467. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dininden ve ahlâkından hoşnut olduğunuz biri sizden kız istemeye
    gelirse, verin! Vermezseniz, yeryüzünde kargaşa ve
    büyük bozgunculuk olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    468. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rabbiniz bir, babanız bir. Arabın arap olmayana, kırmızının karaya
    üstünlüğü yoktur! Üstünlük,
    günahlardan sakınıp iyi kulluk etmekledir."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Taberânî.

    469. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadınlarınızın hayırlısı ile evlenmeye bakın. Denginiz olanlarla evlenin! Birbirlerine denk olanları evlendirin."
    Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.

    470. Ebû Talha, Ümmü Süleym ile evlenmek istedi. Onun cevabı şu oldu:
    "Ey Ebû Talha! Vallahi, senin gibisi geri çevrilmez, fakat
    sen kâfir bir adamsın, bense müslüman bir kadınım.
    Seninle evlenmem helâl olmaz. Müslüman olursan, bunu
    mehir yerine kabul ederim. Bundan başka da senden hiçbir şey
    istemem."
    Hemen müslüman oldu ve müslüman oluşu onun,
    evlenmede erkeklerin kadınlara vermekle yükümlü
    oldukları para ya da mal yerine geçti.
    Enes radıyallahu anh. Nesêî.

    471. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bu evlenmeyi duyurun! Evlenme işlerini mescidlerde yapın! Üzerine
    de defler çalın! Çünkü, helâl ile haramı
    ayıran şey, onu duyurmaktır."
    Aişe radıyallahu anha. Rezîn.

    472. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, kızı Fatımayı, bir
    yatak, bir su kabı ve bir de içi ot dolu bir yastıkla gelin
    gönderdi.
    Atâ radıyallahu anh. Nesêî.

    473. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Düğün yemeği birinci gün haktır, ikinci gün
    sünnettir, üçüncü gün ise
    gösteriştir. Her kim gösteriş yaparsa, Allah onu herkese
    açıklar."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    474. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En kötü yemek, zenginlerin çağırılıp, fakirlerin
    çağırılmadığı düğün yemeğidir. Kim davete gelmezse,
    Allah ve Resûlüne âsi olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    475. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iki kişi yemeğe çağırırsa, kapı bakımından hangisi yakınsa
    onunkini kabul et, çünkü kapıca yakın olan, komşu
    olarak da yakındır. Eğer birisi önce çağırmış ise, onun
    davetini kabul et."
    Humeyd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    476. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haram, helâl olanı haram kılmaz!"
    İbn Ömer radıyallahu. İbn Mâce.

    477. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, soydan haram kıldığını sütten de haram kılmıştır."
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    478. Gaylan bin Seleme müslüman oldu. Câhiliye
    döneminde on tane karısı vardı, onlar da onunla birlikte
    müslüman oldular.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ona dört tanesini alıkoyup gerisini boşamasını emretti.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    479. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey insanlar! Ben size, kadınlarla "mutâ" nikâhı yapmak
    hususunda izin vermiştim. Allah, şimdi süresi sınırlı olan bu
    tür nikâhı Kıyamete kadar haram kılmıştır. Kimin de yanında
    bu çeşit kadınlardan biri varsa, ondan hemen kurtulsun,
    verdiklerinden hiçbir şeyi de geri almasın."
    Sebre radıyallahu anh. Müslim.

    480. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karı koca birbirlerine bir sır söylerler de, sonra onlardan
    birisi ötekinin sırrını yayar. Kıyamet gününde, mertebe
    bakımından o Allah indinde en kötü insandır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    481. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, kadının, kocasına secde etmesini emrederdim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    482. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnutken ölürse, cennete girer."
    Ümmü Seleme radıyallahu anh. Tirmizî.

    483. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadın, kocasının yatağını terkederek gecelerse, yatağa dönünceye kadar melekler ona lânet eder."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    484. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En hayırlı kadın, kocası kendisine bakınca onun gönlüne
    huzur veren, emrettiği zaman itaat eden, nefsinde ve malında kocasının
    hoşlanmadığı bir şey yapmayan kadındır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

    485. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kadın, beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa,
    namusunu korursa, kocasına itaat ederse, ona, "Cennetin kapılarından
    hangisini istersen oradan gir," denilir."
    Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed.

    486. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın dişi kulları olan kadınlarınızı dövmeyin! Muhammed
    ailesine birçok kadınlar geliyor, kocalarının kendilerini
    dövmelerinden yakınıyorlar.
    Onları dövenler en hayırlılarınız değildir!"
    iyas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    487. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cehennemliklerden olup da, henüz görmediğim iki sınıf insan:
    Ellerinde sığır kuyrukları gibi kamçılar, durmadan insanları dövüyorlar.
    Giyinik, çıplak, başları deve hörgücü gibi, eğilim duyan ve kendine eğilim duyuran kadınlar sınıfı.
    İşte onlar cennete giremeyecekler ve kokusunu da bulamayacaklar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    488. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınanma nedeni bırakmadım."
    Üsame radıyallahu anh. Buhârî.

    489. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kocası evde olmayan kadınların yanına sakın girmeyin. Çünkü şeytan, kanınızın dolaştığı yerde dolaşır."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    490. Kadının, kocasının erkek akrabalarıyla ıssız yerde beraber bulunmaları soruldu.
    Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: "Onlarla yalnız kalması, ölümdür!" buyurdu.
    Ukbe radıyallahu anh. Buhârî.

    491. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yanında uygun bir yakını olmaksızın, hiçbiriniz bir kadınla sakın başbaşa kalmasın."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    492. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ali! Bakışına bakış ekleme! Zira, ilk bakış sanadır, ama ikinci bakış zararınadır."
    Büreyde radıyallahu anh. Tirmizî.

    493. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birbirini sevenler için nikâh kadar güzel bir şey görülmemiştir!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:28 pm

    SOFRA, YEME, İÇME, GIDA...

    494. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz yemek yerken "Bismillah" desin. Başta söylemeyi unutursa, hatırlayınca, "Başında da sonunda da Bismillah!" desin."
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    495. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yemeğin bereketi, hem yemekten önce, hem de yemekten sonra el ve ağzı yıkamaktadır."
    Selman radıyallahu anh. Tirmizî.

    496. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin koruması
    altında bir çocuktum. Elim yemek kabının her tarafında dolaşır
    dururdu. Bunun üzerine:
    "Evladım! Besmele çek, sağ elinle ye ve sana yakın olan taraftan ye!" buyurdu.
    İbn Ebû Seleme radıyallahu anh. Buhârî.

    497. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yaslanarak yemek yemezdi.
    iki adamın onun ardından gittiği de olmamıştır. Üç kişi
    olduklarında aralarında yürürdü. Toplu oldukları zaman,
    birini öne geçirirdi.
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    498. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, içki içilen
    sofrada oturmayı yasak etti. Kişinin, karnına dayanarak yemesini ve
    içmesini de yasakladı. Dane ve benzerini oturarak, ya da
    yaslanarak yemeğe izin verdi.
    İbn Ömer radıyallahu. Rezîn.

    499. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sofra üzerinde yemek yerdi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    500. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, bir tabakta yemek yeyip de, sonra o tabağı sıyırırsa, o tabak onun için Allahtan af diler."
    Nubeyşe radıyallahu anh. Tirmizî.

    501. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iki kişilik yemek üç kişiye yeter. Üç kişilik yemek ise, dört kişiye yeter."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    502. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan, karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır. Belini
    doğrultacak birkaç lokma yeterlidir, mutlaka bundan fazla yemesi
    gerekirse, midesini üçe bölsün: Üçte
    birini yemek, üçte birini su, üçte birini de
    nefesi için."
    Mikdam radıyallahu anh. Tirmizî.

    503. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yemeğe kusur bulmazdı, canı çekerse yerdi, çekmezse bırakırdı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    504. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sofra kurulduğu zaman, kaldırılıncaya kadar kimse kalkmasın. Kişi
    doysa bile, elini, herkes bitirinceye kadar sofradan çekmesin.
    Çünkü, aralarında utanan kimse bulunur da,
    doymadankalkar."
    İbn Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.

    505. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ayakta yemek yemeyi ve su içmeyi yasakladı.
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    506. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanıma girip:
    "Yanınızda yiyecek bir şey var mı?" diye sordu.
    "Biraz ekmek, biraz da sirke var," dedim.
    "Onu getirin, içinde sirke bulunan ev fakir sayılmaz!" buyurdu.
    Ümmü Hani radıyallahu anha. Tirmizî.

    507. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, Tebükte,
    hıristiyanlarca üretilen peynir getirildi, onu bıçakla
    kesti ve besmele çekerek yedi.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Rezîn.

    508. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rahmana ibadet edin! Yemek yedirin! Bol selâm verin ki, esenlikle cennete giresiniz!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    509. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, müslüman kardeşinin yanına girip de, o kendisine
    yemek ikram ettiği zaman, yesin. Onun hakkında bir şey sormasın. ikram
    ettiği suyu da içsin, hakkında bir şey sormasın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    510. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Deve içişi gibi tek bir içişle su içmeyin, ikişer
    üçer için. içmeye bismillah diyerek başlayın,
    bitirince elhamdülillah deyin."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    511. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz su içtiği zaman bardağın içinde nefes almasın."
    Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.

    512. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sarhoşluk veren her içecek haramdır."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    513. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    514. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, her sarhoş eden ve dalgınlık veren şeyi yasak etmiştir.
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    515. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, şarapla
    ilgili on kişiye lânet etti: Üzümünü sıkana,
    sıktırana, içene, içirene, taşıyana, taşıttırana, satana,
    satın alana, bağışlayana ve parasını yiyene.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    516. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimden bir takım insanlar, şarap içecekler ve ona başka başka isimler verecekler."
    Sahabeden biri radıyallahu anh. Nesêî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:29 pm

    GİYİM, EŞYA, TAKI, BOYA, KOKU...


    517. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ipek ve atlas elbise giymeyin! Altın ve gümüş kaplarda su
    içmeyin. Çünkü bunlar dünyada onlarındır,
    âhirette ise sizindir.
    İbn Ebî Leylâ radıyallahu anh. Buhârî.

    518. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yolculuktan
    döndü. Kapımın üstüne kanatlı atların resimleri
    bulunan bir perde asmıştım. Bana emretti, ben de onu çıkardım.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    519. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana Cebrail gelip dedi ki: "Dün sana geldim, beni içeriye
    girmekten şunlar alıkoydu: Evde üzerinde resimler olan perdeler
    vardı. Evde köpekler vardı. Kapıda adam resimleri vardı. Emret,
    timsallerin başı kesilsin, ağaç hâline gelsin. Emret,
    perde ikiye bölünsün, yastık yapılsın. Emret, köpek
    dışarı çıkartılsın."
    Köpek bir enikti. Hasan ile Hüseyin o enikle oynuyorlardı. Sedirin altındaydı, emretti çıkartıldı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    520. Üzerimde sıradan elbiseler varken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanına vardım.
    "Malın var mı?" dedi.
    "Evet."
    "Hangi tür maldan?"
    "Allahın ihsanı olan her türlü maldan..."
    "Allah sana mal vermişse, bu nimet, üzerinde görünsün!"
    Ebûl Ahvas radıyallahu anh. Nesêî.

    521. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz Allah, verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister."
    Amr bin Şuayb radıyallahu anh. Tirmizî.

    522. Yemen giysilerinden en güzel bir elbise giydim.
    Bana "Ey İbn Abbas! Merhaba! Bu güzel elbise de ne?"
    Şöyle cevap verdim:
    "Beni kınamayın! Ben, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellemin
    üzerinde bundan daha güzel elbiseler gördüm."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    523. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Giyinirken, ya da abdest alırken, sağınızdan başlayın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    524. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    Kim yeni bir elbise giyip de, "Gösterilmemesi gereken yerlerimi
    örten ve beni güzelleştiren elbiseyi bana giydiren Allaha
    hamdolsun!" deyip, eskiyen, ya da kullanılmayıp duran elbiseyi
    fakirlere verirse, Allah onu, diriyken de, ölüyken de
    yardımı, koruması ve örtüsü altına alır.
    Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.

    525. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin en çok sevdiği elbise, gömlekti.
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    526. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendi ailesinden başkası için süslenen gururlu kadın, kıyamet gününde karanlık gibi nursuz kalacaktır."
    Meymûne Saad radıyallahu anha. Tirmizî.

    527. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Giyinmelerinde kadınlara yardımcı olunuz."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    528. Allah, ilk muhacirlerin hanımlarına merhamet etsin!
    "Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar!"
    âyeti indiği zaman, elbiselerinin uygun yerlerini kesip
    başörtüsü yaptılar ve onu başlarına iyice
    örttüler.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    529. Ebû Bekirin kızı Esma, üzerinde ince bir elbiseyle
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin yanına girdi.
    Ondan yüzünü çevirerek şöyle buyurdu:
    "Ey Esma! Kadın erginlik çağına girdiği zaman, elleri ve
    yüzünden başka hiçbir organının görünmesi
    uygun olmaz."
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    530. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle konuştu. Sonra şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Altın takmamı uygun bulmadın, ama bir
    kadın kocasına karşı süslenmezse, onun yanında değeri kalmaz."
    "Biriniz iki gümüş küpe takamaz mı? Bunları sarartamaz mı?" buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

    531. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ipekle altını giymek, ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helâl kılındı."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.

    532. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, kendini erkeklere benzeten kadınlara lânet etmiştir.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    533. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lânet etmiştir.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    534. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, ellerini ve ayaklarını kına ile boyamış bir muhannes geldi.
    "Nedir bu?" dedi.
    "Bu, kendisini kadınlara benzetmek istiyor," dediler.
    Bunun üzerine, onu Nâki isimli bir yere sürgün etti.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    535. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yarı çıplak giyinmek arabın giysisidir, iyice giyinip kapanmak ise îmanın örtüsüdür."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    536. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evet, hazerde, yolculukta, gece ve gündüz ben şalvar
    giyerim. Çünkü ben, örtünmekle emrolundum,
    bundan daha iyi örten bir şey bulamıyorum."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    537. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemi mehtaplı bir
    gecede gördüm. Üzerinde kırmızımsı bir elbise vardı, bir
    ona baktım, bir de aya baktım. Bence o, aydan daha güzeldi!
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    538. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bir koku kutusu vardı, ondan kokulanırdı.
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    539. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her göz zina eder. Eğer kadın koku sürünüp de,
    koklamaları için bir topluluğun yanından geçerse, duygu
    zinası yapmış sayılır."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.

    540. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dikkat edin! Erkeklerin güzel kokusu renksiz kokudur. Kadınlarınki ise, rengi olan fakat kokusu bulunmayan maddelerdir."
    imran radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    541. Aişeye, kına ile boyanmayı sordular. "Sakıncası yok, fakat ben
    hoşlanmam, çünkü sevgilim Allah Resûlü
    sallallahu aleyhi ve sellem de onun kokusundan hoşlanmazdı" dedi.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    542. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadını boyasız, süssüz görmekten hoşlanmam!"
    Aişe radıyallahu anha. Rezîn.

    543. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gümüş
    yüzük edindi. Yazıları onunla mühürlerdi, ancak onu
    devamlı takmazdı.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:29 pm

    BEDEN, SAÇ, BIYIK, TIRAŞ, BAKIM...

    544. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme dedim ki:
    "Benim, omuzlarıma kadar uzanan saçım var, tarayabilir miyim?"
    "Evet, ona iyi bak!" buyurdu.
    Ebû Katade, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bu
    sözünden dolayı, çok defa saçlarına günde
    iki kez bakım yapardı.
    Ebû Katade radıyallahu anh. Mâlik.

    545. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ibrahim, ilk misafir kabul eden, ilk sünnet olan ve ilk bıyıklarını kısaltan kişiydi.
    Saçına düşen akı gördüğü zaman Allaha şöyle söyleyen ilk kişiydi:
    "Rabbim, bu nedir?"
    "Vakardır, ey ibrahim!" buyurdu.
    "Rabbim, öyleyse vakarımı artır!" diye dua etti."
    İbn Müseyyeb radıyallahu anh. Mâlik.

    546. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mesciddeyken, saçı
    sakalı birbirine karışmış bir adam girdi. Peygamber sallallahu aleyhi
    ve sellem, saçını sakalını düzeltmesi için ona
    işaret etti. Adam söyleneni yaptı.
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
    "Birinizin, şeytanı andıracak biçimde gelmesindense bu hâli daha iyi değil mi?" buyurdu.
    Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

    547. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadının başını iyice tıraş ettirmesini yasakladı.
    Ali radıyallahu anh. Nesêî.

    548. Kitap ehli olan hıristiyanlar ve yahudiler, saçlarını
    alınlarının üzerine sarkıtırlardı. Müşrikler ise,
    saçlarını ikiye ayırırlardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve
    sellem, Allahın emir göndermediği hususlarda Ehlikitaba uygun
    davranırdı. Bu nedenle, saçlarını alnı üzerine saldı. Daha
    sonra ayırdı.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    549. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah yolunda kimin saç ve bıyıklarına ak düşerse, kıyamet gününde bu, onun için bir nur olur."
    İbn Abese radıyallahu anh. Tirmizî.

    550. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gençlerinizin en iyileri kendini ihtiyarlara benzetenlerdir,
    ihtiyarlarınızın en kötüleri ise kendilerini gençlere
    benzetenlerdir."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    551. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müşriklere aykırı davranın, sakalınızı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    552. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yahudiler ve hıristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara aykırı davranın!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    553. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin başındaki ak kılları
    saymak istesem sayabilirdim. O, ne saçını, ne de sakalını
    boyamıştır.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    554. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Beş şey yaradılışa uygundur: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    555. Bıyığı kırkarak kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak,
    etek tıraşı olmak hususlarında bize kırk gece süre verdi.
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    556. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Saçına ilave eden, ettiren, yüzündeki tüyleri
    alan, aldıran, dövme yapan ve yaptıran kadınlar
    lânetlenmiştir. Hastalık nedeniyle olursa o başka."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    557. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin tarağı, misvağı, mescidde bile yanında olurdu. Taranırken aynaya bakardı.
    Aişe radıyallahu anha. Taberânî.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:30 pm

    SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI...

    558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse
    otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü,
    birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Selâm, konuşmaktan önce gelir."
    Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî.

    561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi.
    Esma radıyallahu anha. Tirmizî.

    563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara
    selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan
    selâm alması yeterlidir."
    Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar
    çok olanlara, küçük büyüğe
    selâm verir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm
    gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun
    selâmını almayayım."
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın."
    Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin.
    Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar
    böylece kalksın."
    Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

    569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse
    yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini
    ihsan etmesin."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!"
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi.
    İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî.

    572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden
    daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu
    gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa
    kalkmazlardı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın."
    Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:31 pm

    OTURMA, YATMA, MECLİS...

    574. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, dizlerini bükerek
    oturduğunu gördüm. Oturuşunda onu öyle saygılı bir
    durumda görünce korkudan titremeye başladım.
    Kayle radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    575. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem oturduğunda biz de etrafına
    otururduk. Geri gelmek niyetiyle kalkmış ise, bir eşyasını orada
    bırakırdı. Sahabiler de onu anlar, yerlerinden kımıldamaz,
    dönüşünü beklerlerdi.
    Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    576. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Diğer bir kişi katılmaksızın, iki kişi aralarında fısıldaşmasın!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    577. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, kendisinin oturması için, kimseyi yerinden
    kaldırmasın! Lâkin meclisi genişletip, gelene yer açın ki,
    Allah da sizin yerinizi genişletsin!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    578. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz yerinden kalkıp tekrar geri dönerse, oraya oturmakta herkesten daha fazla hak sahibidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    579. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Oturulan yerlerin hayırlısı, en geniş olanıdır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    580. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İzinleri olmadan iki kişi arasında oturma!"
    İbn Şuayb radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    581. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, beni karnım üzerinde
    yatarken gördü, "Bu yatış, Allahın nefret ettiği bir
    yatıştır," buyurdu.
    Yaîş radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    582. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yatağı, insanın kabrine konduğu şekildeydi. Mescid ise başı tarafındaydı.
    Ümmü Seleme ailesinden bir ravi. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:32 pm

    ARKADAŞ, DAVRANIŞ, DARGINLIK, İSTİŞARE...

    583. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    584. Mekkelilerden şakacı bir kadın, Medineye geldi. Bir arkadaşına
    misafir oldu. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Sevgilim Allah
    Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ne doğru söylemiş:
    "Ruhlar, donatılmış askerlerdir. Ezelden tanışanlar birbirini severler,
    birbiriyle uyuşamayanlar da bir türlü anlaşamazlar."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    585. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam bir adama sır söylerse, bu ona emanettir, kimseye söyleyemez."
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    586. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nafile oruç, namaz ve zekâtın derecesinden daha üstün olan bir şeyi size bildireyim mi?"
    "Evet," dediler.
    "iki kişinin arasını bulmak."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

    587. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müşriklerle oturmayın, onlarla bir araya gelmeyin! Kim onlarla oturur ve onlarla seve seve birlikte olursa, onlardandır."
    Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.

    588. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar, içlerinde işe yarayacak bir taneden fazla deve bulunmayan yüz adet deve gibidirler."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    589. Aişe, bir dilencinin eline bir parça ekmek verip
    gönderdi. Az sonra üstü başı düzgün biri
    geldi, onu oturtup yedirdi. Sebebi sorulunca dedi ki: Allah
    Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlara, düzeylerine ve durumlarına göre davranın!"
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    590. Cerîr bin Abdullah geldi. Evin içi doluydu, oturacak
    yer bulamadı. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem,
    elbisesini yere attı:
    "Bunun üstüne otur!" dedi.
    Cerîr, onu alıp öptü ve bağrına bastı. Sonra şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Bana ikram ettiğin gibi Allah da sana ikram etsin!"
    Bunun üzerine Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Size bir toplumun ulusu gelirse ona hürmet edin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    591. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir müminin, din kardeşine üç günden fazla
    dargın durması helâl değildir. Birbirlerine rastladıklarında bu
    ondan, o da bundan yüz çevirir. O ikinin en iyisi,
    selâmı ilk verendir."
    Ebû Eyyûb radıyallahu anh. Buhârî.

    592. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, bilmeden fetva verirse, fetva verdiği kimsenin günahını
    yüklenir. Kim, müslüman kardeşine, bildiğinin aksini
    tavsiye ederse, ona hainlik etmiş olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    593. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendisine danışılan kimse, güvenilir biri olmalıdır."
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    594. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Düşünerek hareket etmek, Allahtandır. Acele etmek ise, şeytandandır."
    Sehl radıyallahu anh. Tirmizî.

    595. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ahirete yönelik işlerden başka hiçbir konuda aceleci olmamak gerekir."
    Saad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    596. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Din kardeşinin başına gelene sevinme! Çünkü Allah, onu ondan kurtarır ve senin başına o belayı getirir."
    Vâsile radıyallahu anh. Tirmizî.

    597. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme bir adamın suçu duyurulunca:
    "Falana ne oluyor da böyle yapıyor!" demezdi, "Falanlara ne oluyor da böyle yapıyorlar!" derdi.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    598. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, biriyle buluşmak üzere sözleşirse ve arkadaşı da namaz
    vaktine kadar gelmezse, buluşma yerine gelen, namaza gitmekle
    günaha girmiş olmaz."
    Rezîn radıyallahu anh. Rezîn.

    599. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, aksırmayı hoş karşılar, esnemekten ise hoşlanmaz.
    Sizden biriniz aksırıp da, "Elhamdülillah," derse, bunu duyan
    müslümanın, ona "Yerhamükellah!" demesi gerekir.
    Esnemek ise şeytandandır. Biriniz namazdayken esnemesi gelirse,
    gücü yettiğince onu önlemeye ve tutmaya çalışsın.
    "Ha!" demesin. Çünkü, bu şeytandandır. O esnerken
    şeytan güler."
    İbn Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.

    600. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Aişe! Sen beni ne zaman terbiye dışı davranırken gördün!
    Allah katında, kıyamet günü en kötü yere sahip
    olan, kötülük yapmasından korkulduğu için
    insanlar tarafından terkedilen kişidir."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    601. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, aksırdığı zaman,
    yüzünü elleri veya elbisesiyle kapatır, sesini de
    kısmaya çalışırdı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:32 pm

    KADER, RÜYA, FAL, BÜYÜ ...

    602. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah vardı, ondan önce hiçbir şey yoktu. Arşı, su
    üstündeydi. Ondan sonra gökleri ve yeri yarattı. Kader
    kitabında her şeyi yazdı."
    imran radıyallahu anh. Buhârî.

    603. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz yaratıldığı zaman, annesinin rahminde kırk gün nutfe,
    sonra kırk gün kan pıhtısı olarak, sonra da kırk gün bir
    çiğnem et olarak toparlanır.
    Sonra Allah, ona dört kelime ile bir melek gönderir: Eline
    geçecek rızkı, ölüm zamanı, dünyada yapacakları,
    kötü bir kişi veya iyi bir kul olduğu yazılır. Sonra ona ruh
    üfürülür.
    Kendinden başka hiçbir ilah olmayana yemin ederim ki, biriniz,
    kendisiyle onun arasında bir adım kalana kadar cennetlikler gibi amel
    eder, derken, yazılanlar onu geçer de, cehennemlikler gibi amel
    eder ve cehenneme girer.
    Şüphesiz biriniz, kendisiyle onun arasında bir adım kalıncaya
    kadar cehennemlikler gibi amel eder, yazılanlar onu geçer de,
    cennetlikler gibi amel eder ve cennete girer."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    604. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Melekler, nurdan yaratılmıştır. Cinler, dumansız ateşten yaratılmıştır. Adem ise, size anlatılan şeyden yaratılmıştır."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    605. Ubâde, ölürken oğluna dedi ki:
    Yavrum! Eğer sen, başına gelmesi takdir olunanın mutlaka geleceğini,
    gelmemesi takdir olunanın da mutlaka başına gelmeyeceğini
    bilmedikçe îmanın hakikatını tadamazsın.
    Ben, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu duydum:
    "Allahın ilk yarattığı şey, "kalem"dir. Ona, "Yaz!" dedi. "Ya Rabbi ne
    yazayım?" dedi. "Kıyamete kadar olacak her şeyin kaderlerini yaz!"
    Yavrum, Ben yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle duydum:
    "Kim bu inancın dışında ölürse, o benden değildir."
    Ubâde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    606. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, her sanatkârı ve sanatını yaratmıştır."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Bezzâr.

    607. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kalb, rüzgârın kırda oraya buraya savurduğu bir tüy gibidir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. İbn Mâce.

    608. Sahabiler sordu:
    "Madem her şey yazılmış, niye çalışalım?"
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Siz uygulamalarınızda doğruyu ve uygun olanı arayın!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    609. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Güçlü mümin, Allah katında
    güçsüz müminden daha sevimli ve hayırlıdır.
    Aslında her ikisinde de hayır vardır.
    Sana faydalı olacak şeye karşı hırslı ol! Allahtan yardım dile ve acze düşme!
    Başına bir şey gelirse, sakın şöyle deme: "Eğer şunu yapsaydım şöyle olurdu."
    Fakat şöyle de: "Allah takdir etti ve dilediğini yaptı."
    Çünkü, "Keşke" türünden sözler şeytan işidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    610. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dua, bela ile karşılaşır, kıyamete kadar birbiriyle çarpışırlar."
    Aişe radıyallahu anha. Bezzâr.

    611. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle anlattı:
    "Bunun üzerine isa, kendisine uyanları bir araya getirip, şöyle dedi:
    "Kader, Allahın bir sırrıdır, bunu kendinize dert edinip de yük altına girmeyin!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    612. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kaderi tartışma konusu yapanlarla ne oturun, ne de onlarla bu konuyu konuşun!"
    Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    613. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden sonra peygamberlikten geriye hiçbir şey kalmayacak, ancak mübeşşirat kalacaktır."
    "Mübeşşirat nedir?" dediler.
    "Doğru rüyalardır," buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    614. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Aişe! Yavaş ol! Müslümanlara, gördükleri
    rüyalarını tâbir ederken iyi şeyler söyleyin, hayırla
    yorumlayın. Çünkü rüyalar, yoruma göre
    çıkar."
    Aişe radıyallahu anha. Dârimî.

    615. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet yaklaştığında müslümanın rüyası yalan
    çıkmayacak. Sizin en doğru rüya göreniniz, en doğru
    söyleyeninizdir.
    Rüya üç kısımdır: Allahtan müjde olan doğru
    rüya, şeytanın sizi üzmek için gösterdiği
    rüya, kişinin kendi kendine konuştuğu şeylerden ileri gelen
    önemsiz rüya.
    Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    616. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim beni rüyasında görürse, beni gerçekten
    görmüş gibidir. Çünkü, şeytan benim şeklime
    girip görünemez."
    Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.

    617. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminin rüyası nübüvvetin kırk parçasından
    bir parçadır. Onu anlatmadıkça, o rüya kuşun
    ayağında asılı kalır, anlattığı zaman düşer.
    O rüyayı, dostun olan akıllı kimselerden başkasına anlatma!"
    Ukaylî radıyallahu anh. Tirmizî.

    618. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, yahudilerden bir adam
    büyü yaptı. Bu yüzden birkaç gün
    rahatsızlaştı. Cebrail ona gelip şöyle dedi:
    "Sana yahudilerden bir adam büyü yaptı, düğümler bağlayıp falan kuyuya attı."
    Hemen Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir adam
    gönderip onu oradan çıkarttı ve çözdü.
    Ondan sonra, bağlardan kurtulmuş gibi, zinde bir vücutla dimdik
    ayağa kalktı. Bu olayı o yahudiye anlatmadı, hatasını yüzüne
    vurmadı.
    Zeyd radıyallahu anh. Nesêî.

    619. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme falcılar hakkında sordular.
    "Onlar hiçbir şey değildir!" buyurdu.
    "Ey Allahın Resûlü! Söyledikleri bazen doğru çıkmaktadır."
    "Bu doğru olan sözdür. Cin onu kapıp dostunun kulağına
    söyleyiverir. Ne var ki, onunla birlikte yüz tane de yalan
    katar."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    620. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, şu yıldızları üç şey için yarattı:
    Göğün süsü için, şeytanları kovalamak
    için, yolculara yol göstermek için. Kim yıldızları
    bunun dışında yorumlarsa, bahtında yanılmış olur. Nasibini yitirmiş
    olur. Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri kendine dert edinmiş olur.
    Peygamberlerin ve meleklerin dışında kimsenin bilmediği şeylerle
    boşyere uğraşmış olur."
    Katâde radıyallahu anh. Rezîn

    621. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir şeyi uğursuz
    saymazdı. Bir görevli gönderirken ismini sorardı, isminden
    hoşlandığında sevinirdi. Bu sevinç, mübarek
    yüzünde görülürdü. Eğer isminden
    hoşlanmazsa, yine yüzünden belli olurdu.
    Bir kasabaya girince adını sorardı. Adından hoşlanırsa sevinir ve bu
    sevinci yüzünden anlaşılırdı. Hoşlanmamışsa, yine
    yüzünden belli olurdu.
    Büreyde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    622. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Uğursuz saymak şirktir... içimizden bunu geçirmeyen
    yoktur, ancak Allah, böyle bir duyguyu, kendisine güvenmekle
    giderir."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:33 pm

    DÜNYA, AHİRET, ZÜHD, KANAAT...

    623. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya yeşil ve tatlıdır. Allah sizi onun üzerinde halife
    kılmıştır. Bakalım nasıl davranacaksınız, diye bakmaktadır. Dikkat
    edin! Dünyadan ve kadın imtihanından sakının! Kişiyi, bildiği
    doğruyu söylemekten, insanlardan korkusu alıkoymasın."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    624. Dünya dönmüş gidiyor. Ahiret yönelmiş geliyor.
    Her birinin kendine has çocukları vardır. Siz âhiret
    çocuklarından olun, dünya çocuklarından olmayın!
    Bugün çalışma günüdür, hesap günü
    değil. Yarın hesap günüdür, çalışma
    günü değil.
    Ali radıyallahu anh. Buhârî.

    625. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahı ananlar ile onları dost edinenler, âlimler ve ilim talep
    edenler dışında, dünya ve içindekiler lânetlidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    626. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya, müminin zindanı, kâfirin cennetidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    627. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya sevgisi her hatanın başıdır. Bir şeyi sevmen, seni kör yapar, sağır eder."
    Enes radıyallahu anh. Rezîn.

    628. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben dünyayı neyleyeyim! Benim dünya ile alâkam, bir
    ağacın altında oturup dinlendikten sonra kalkıp orayı terkeden bir
    atlının bu durumu gibidir."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    629. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bir kulu sevdimi, onu dünyadan korur, tıpkı birinizin, hastasına suyu yasaklaması gibi."
    Katâde radıyallahu anh. Tirmizî.

    630. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tüm düşüncesi âhiret olan kimsenin, kalbini Allah
    zengin kılar. Onu derler, toparlar ve dünya ona gelip boyun eğer.
    Kimin de bütün kaygısı dünya olursa, Allah onun
    gözlerinin arasına fakirlik yerleştirir, işlerini darmadağın eder.
    Dünyadan da ona, sadece kendisi için takdir edilen şey
    gelir."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    631. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, dünyada lüks bir hayat yaşarsa, âhirette arzu ve
    isteklerine perde çekilir. Kim, gözünü
    zenginlerin süsüne dikerse, göklerin yüce katında
    aşağılanır. Kim de, kendisine verilen az rızka karşı güzel bir
    sabır ve dayanıklılık gösterirse, Allah onu Firdevs cennetinde
    istediği yere yerleştirir."
    Berâ radıyallahu anh. Taberânî.

    632. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünyada zâhidlik, helâl olan şeyi kendine haram etmek
    ve malı ziyan etmekle olmaz. Zira zühd, Allah katında olana, kendi
    elindekinden daha çok güvenmek, bir bela ile karşılaştığı
    zaman, ondan elde edeceğin sevap nedeniyle, o belanın kalmasını daha
    çok istemendir."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.

    633. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanından
    geçti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yanındaki adama
    dedi ki:
    "Bu adam hakkında görüşün nedir?"
    "O, insanların önemsediklerindendir. Vallahi, kız kız isterse, verirler. Birine aracılık ederse, kabul olunur."
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sustu. Sonra ordan bir başka adam geçti ve onun hakkında:
    "Ya bu adam için ne dersin?" diye sordu.
    "Ey Allahın Resûlü! Bu, müslümanların
    fakirlerindendir. Kimse ona kız vermez, aracılık yapsa kabul edilmez,
    sözü de dinlenmez."
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bu adam, öteki adamın tipinde olan yeryüzü dolusu insandan daha hayırlıdır."
    Sehl radıyallahu anh. Buhârî.

    634. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Duymuyor musunuz? Sade giyinmek îmandandır!"
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    635. Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber oturuyorduk.
    Üzerinde, deri yamalı bir hırkadan başka bir şey bulunmayan
    Musâb bin Umeyr geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
    onun Mekkedeki depdebeli hâlini hatırlayarak ağladı. Sonra
    şöyle buyurdu:
    "Biriniz sabahleyin ayrı, öğlenden sonra ayrı elbise giydiği,
    önüne bir tabak konup öteki kaldırıldığı , evlerinizi bu
    Kâbenin örtüldüğü gibi örtülere
    büründürdüğünüz zaman hâliniz nice
    olur?"
    "Ey Allahın Resûlü! Elbette o gün bugünkünden
    daha iyi olur. Çünkü, o zaman geçim sıkıntımız
    olmaz, kendimizi tamamen ibadete veririz."
    Şöyle buyurdu: "Tersine, bugün siz o günkünden daha iyi durumdasınız."
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    636. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kırda yaşayan darlık bulur, av peşinde koşan gafil olur. Sultanın kapısına gelen fitneye tutulur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    637. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, bütün gün
    açlıktan kıvranıp da, karnını doyuracak adi bir hurmayı bile
    bulamadığını görmüşümdür.
    Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    638. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hüzünlü olmalısınız, çünkü hüzün kalbin anahtarıdır" buyurdu.
    "Hüzün nasıl olur?" dediler.
    Şu cevabı verdi: "Kendinizi açlığa alıştırın ve susuz kalmayı öğrenin!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    639. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iki kurdun bir bahçeye gelip yemesi ve orayı bozması, mal ve
    makam sevgisinin, müslüman kişinin dinine verdiği zarardan
    daha zararlı değildir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Bezzâr.

    640. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tutumlu kişi asla fakir olmaz."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    641. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan yaşlanır, fakat ondaki mal tutkusu ve yaşama arzusu genç kalır."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    642. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanın iki vadi dolusu altını olsa,
    üçüncüsünü de ister. Onun karnını ancak
    toprak doldurur. Bununla beraber, Allah, tevbe edenin tevbesini kabul
    eder."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    643. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben, sizin görmediklerinizi görür, duyamadıklarınızı da
    duyarım. Nitekim gök gürledi. Onun gürlemesi hakkıdır.
    içinde dört parmaklık boş bir yer bile yoktur ki, orada
    melekler, Allah için alnını yere koyup secde etmesinler.
    Vallahi, siz benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok
    ağlardınız. Yatakta kadından lezzet duymazdınız. Çöllere
    çıkıp, haykıra haykıra Allaha yalvarırdınız.
    Kesilen bir ağaç olmayı ne kadar da isterdim!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:33 pm

    ÖĞÜT, TAKVA, HAYIR, MURAKABE...

    644. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme, "Bana bir öğüt ver," dedim.
    Şöyle buyurdu:
    "Kimseye hakaret etme! Yapılan iyiliği sakın
    küçümseme! Kardeşinle konuşurken daima güler
    yüzlü ol! Bu bile iyiliktir.
    Eğer biri, sendeki kusuru bilerek, sana hakaret eder veya seni
    ayıplarsa, sen onda bildiğin bir kusurdan dolayı onu ayıplama ki, onun
    vebali kendi üzerine olsun!"
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    645. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim korkarsa, akşam karanlığında yol alır. Kim gece yol alırsa,
    hedefine varır. Dikkat edin! Allahın malı pahalıdır! Dikkat edin!
    Allahın malı cennettir!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    646. Hanzâle anlatıyor: Ebû Bekir ile birlikte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanına gittik.
    "Ey Allahın Resûlü! Hanzâle münafık oldu!" dedim.
    "Neyin var?" diye sordu.
    Ben de anlattım: "Biz senin yanındayken, sen cennet ve cehennemden
    bahsediyorsun, sanki onları gözle görür gibi oluyoruz.
    Dışarıya çıkınca her şeyi unutuyor, kadınlarımız,
    çocuklarımız ve mallarımızla meşgul oluyoruz," dedim.
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki, eğer siz, devamlı
    benim yanımdaki gibi olursanız, yataklarınızda ve yollarınızda melekler
    gelip sizinle el sıkışırlar. Ne var ki, ey Hanzâle! insan bir
    böyle olur, bir öyle."
    Hanzâle radıyallahu anh. Müslim.

    647. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyuruyor: "Ey insan! Kendini benim ibadetime
    ver ki, senin kalbini zenginlikle doldurayım, fakirliğinin
    önünü alayım. Bunu yapmazsan, ellerini devamlı olarak
    meşguliyetle doldururum da bir türlü fakirliğini gidermem."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    648. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz:
    Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık,
    bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm,
    beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha
    şiddetli ve acı olan kıyamet."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    649. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haramlardan kaç ki, insanların en çok ibadet edeni olasın.
    Allahın sana ayırdığı paya razı ol ki, insanların en kanaatkârı olasın.
    Komşuna iyilik et ki, gerçek mümin olasın. Kendin
    için sevdiğini insanlar için de sev ki, gerçek
    müslüman olasın.
    Çok gülme, zira çok gülmek kalbi öldürür."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    650. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rabbim bana şu dokuz şeyi emretti:
    Gizli ve açık hâllerde Allahtan korkmak. Hoşnutlukta da
    gazap hâlinde de doğruyu söylemek. Fakirlikte de zenginlikte
    de ılımlı davranmak. Benden ilgisini keseni ziyaret etmemi, bana
    vermeyene vermemi, bana haksızlık edeni bağışlamamı, susmamın
    bütünüyle düşünce, konuşmamın zikir, bakışımın
    ibret olmasını ve iyiyi emretmek."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    651. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nerede olursan ol, Allahtan kork! Kötülüğün
    ardından onu silecek bir iyilik yap! insanlara iyi ahlâkla
    davran!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.

    652. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ebû Zer! Seni güçsüz görüyorum,
    kendim için istediğimi senin için de isterim. iki kişiye
    bile olsa liderlik yapma! Yetim malına da velilik yapma!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    653. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Kurtuluşu nasıl elde edeceğiz?"
    "Dilini tut! Evin sana dar gelmesin! Bir de, hataların için ağla!" buyurdu.
    Ukbe radıyallahu anh. Tirmizî.

    654. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ayağı tökezlemeyen olgun olamaz. Deneyimi olmayan da bilge olamaz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    655. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Akıllı kişi, nefsini hesaba çekip, ölümden sonrası
    için çalışandır. Aciz olan ise, kendini boş istek ve
    heveslerine uydurup, Allahtan dileyip bekleyendir."
    Şeddâd radıyallahu anh. Tirmizî.

    656. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin, iyi niyetli olduğu için aldanır, azgın ise, kötü niyetli olduğu için aldatır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    657. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin, aynı delikten iki kere ısırılmaz!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    658. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana bildirildiğine göre, Lokman Hekime, "Seni bu dereceye ne ulaştırdı?" diye sormuşlar, şöyle cevap vermiş:
    "Doğru konuşmak, emanet edileni dikkatle korumak, beni ilgilendirmeyen şeyden uzak durmak ve verdiğim sözü tutmak."
    Mâlik radıyallahu anh. Nesêî.

    659. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Meryemoğlu isa şöyle derdi:
    "Allahı anma dışında çok konuşmayın ki, kalbleriniz
    katılaşmasın. Katı kalb, Allahtan uzaktır, lâkin siz bunu
    bilemezsiniz.
    Siz, ilahlık taslayarak insanların günahlarına bakmayın! Kula
    yakışır biçimde kendi günahlarınıza bakınız!
    Çünkü insanlar, günah işleyip, ondan kurtulabilir.
    Belaya uğrayanlara acıyın, esenlikten dolayı da şükredin!"
    Mâlik radıyallahu anh. Rezîn.

    660. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "isa aleyhisselâm şöyle demiştir:
    "Üç şey vardır: Birisi, doğruluğu sence kesin olan şey,
    işte ona uy! ikincisi, sence kötülüğü anlaşılan
    şey, ondan uzak dur! Üçüncüsü ise, bulanık
    olan şey, işte onu bir bilene sor!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    661. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Lokman oğluna şöyle dedi:
    "Yavrum! insanlar, kendilerine söz verilene karşı uzun boylu
    umutlar beslerler. Oysa onlar, hızla âhirete gitmektedirler.
    Varolduğun günden beri, dünya arkanda, âhireti ise
    önündeydi. Aslında, gitmekte olduğun yurt, çıkmakta
    olduğun yurttan sana daha yakındır."
    Mâlik radıyallahu anh. Rezîn.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:34 pm

    KONUŞMA, YALAN, GIYBET, TARTIŞMA...

    662. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kul, önemsemeden ve farkına varmadan, Allahın hoşnut olduğu bir
    söz söyler, bu sebeple Allah onun derecesini yükseltir.
    Yine kul, dikkat etmeden, Allahın öfkesini gerektiren bir söz
    söyler de, Allah onu, o kelime nedeniyle cehenneme yuvarlar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    663. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan sabaha erişince, organları, dili susturup, şöyle derler:
    Hakkımızda Allahtan kork! Çünkü biz, seninle
    beraberiz, doğru olursan biz de doğru oluruz, eğri olursan biz de eğri
    oluruz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    664. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bana iki bacağı arası ile iki dudağı arasını garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    665. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanların kalbini çelmek için konuşma sanatını
    öğrenen kimsenin, Allah ne farzını ve ne de nafilesini kabul eder."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    666. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Meryemoğlu isa, yolda bir domuza rastladı: "Haydi selâmet içinde geç!" dedi.
    Kendisine, "Sen bunu domuza mı söylüyorsun?!" diye itiraz edilince:
    "Ben dilimi, kötü söze alıştırmaktan korkuyorum," diye cevap verdi."
    Yahya radıyallahu anh. Mâlik.

    667. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin, insanlar bozuldu, dediğini duyarsanız, anlayın ki, o şahıs en fazla bozulanların içindedir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    668. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin, kanıtsız ve dayanaksız söz söylemesi ne kötüdür."
    Ebû Kilâbe radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    669. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim, müslüman kardeşini bir günah
    yüzünden ayıplarsa, onu kendisi de işleyinceye kadar
    ölmez."
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    670. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin, kusur bulucu, lânet edici, azgın ve hayasız olamaz."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    671. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme dediler ki:
    "Müşriklere beddua et ve onları lânetle!"
    Cevaben şöyle buyurdu:
    "Ben, rahmet olarak gönderildim, lânetleyici olarak değil."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    672. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Gıybet nedir bilir misiniz?"
    "Allah ve Resûlü bilir" dediler.
    "Birinizin, kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır."
    Bunun üzerine bir adam dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Anlattıklarım ya o kardeşimde bulunursa?"
    "Anlattıkların o kardeşinde bulunursa, onun gıybetini yapmış olursun.
    Anlattıkların onda yoksa, o zaman ona iftira etmiş olursun!" buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    673. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haksız yere müslümanın namus ve şahsiyetine sataşmak, günahların en büyüğüdür."
    Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    674. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana bir kimse, sahabilerimin birinden bir şey ulaştırmasın! Zira ben,
    onların yanına, içim arınmış ve rahat olarak çıkmak
    istiyorum."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    675. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ahlâken insanların en
    güzeli idi. Benim, sütten yeni kesilmiş olan
    küçük bir kardeşim vardı. Allah Resûlü
    sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle derdi:
    "Ey Ebû Umeyr! Ne yaptı Nugeyr?" Nugeyr, çocuğun kendisiyle oynadığı bir kuştu.
    Çoğu kez, o evimizdeyken namaz vakti gelirdi. Üzerinde
    oturduğu şiltenin süpürülüp temizlenmesini ve
    üzerine su serpilmesini emrederdi. Sonra kalkar, namaza dururdu.
    Biz de onun arkasına saf olurduk ve bize namaz kıldırırdı.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    676. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi:
    "Bizi bir deveye bindir!"
    "Sizi devenin yavrusuna bindireyim," buyurdu.
    "Biz devenin yavrusunu ne yapalım!"
    "Her deve bir başka devenin yavrusu değil mi?" buyurdu.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    677. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Ey iki kulaklı!" diye hitap ederek bana şaka yaptı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    678. Dediler ki:
    "Ey Allahın Resulü! Sen de şaka yapıyorsun."
    Şöyle buyurdu:
    "Ben yine de doğruyu söylerim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    679. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ne ciddi, ne de şaka olarak, biriniz kardeşinin malını almasın!"
    İbn Sâib radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    680. Ensardan bir adam, konuştuğu zaman insanları
    güldürürdü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
    bir defasında onun bedenine çubukla vurmuştu.
    Adam, "Ey Allahın Resûlü! Senden kısas hakkımı almama izin ver!" dedi.
    "Buyur, o hakkını al!"
    "Ancak, o zaman benim bedenim açıktı, seninki ise kapalı,"
    deyince, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem,
    gömleğini çıkardı.
    Adam, onu hemen kucaklayıp, bedenini öptü ve "Zaten maksadım bu idi, ey Allahın Resûlü!" dedi.
    Useyd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    681. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim haksızken tartışmayı bırakırsa, cennetin kıyısında onun
    için bir köşk yapılır. Haklı olduğu hâlde bırakırsa,
    cennetin ortasında onun için bir köşk yapılır. Kimin de
    ahlâkı güzel olursa, ona cennetin en üstünde
    köşk yapılır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    682. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kardeşinle tartışma! Çünkü, konunun anlaşılmasını engeller ve belasından da emin olunmaz.
    Ayrıca, tutamayacağın bir sözü de verme!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn.

    683. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanları güldürmek için yalan yanlış konuşan kimsenin vay hâline!
    İbn Hakîm radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    684. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Senin doğru söylediğine inanan bir adama yalan söylemen, en büyük hainliktir."
    Süfyan radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    685. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    686. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ahirzamanda yalancı deccaller olacaktır. Sizin ve babalarınızın
    duymadıkları hadîsleri size sunacaklar. Dikkat edin ve onlardan
    uzak durun da, sizi şaşırtıp saptırmasınlar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    687. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Doğruluk iyiliğe götürür, iyilik cennete iletir. Kişi
    doğrulukta devam eder durur, sonunda, Allah katında "doğrucu" olarak
    yazılır.
    Yalan, azıp sapmaya iletir, azıp sapma ise, ateşe
    götürür. Kişi yalan söylemekte devam eder, sonunda,
    Allah katında "yalancı" olarak yazılır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    688. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kuşkulandığını at, kuşkulanmadığına bak! Doğruluk kalbinin yatıştığında, yalan ise kuşku duyduğundadır."
    Ebûl Havra radıyallahu anh. Tirmizî.

    689. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanında, bir adam bir adamı övdü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    "Onun boynunu vurdun, arkadaşının boynunu vurdun! içinizden
    birinizin, mutlaka birisini övmesi gerekiyorsa, şöyle desin:
    Allah bilir ama şöyle şöyle olduğunu sanıyorum. Zira, Allaha
    karşı kimse temize çıkartılmaz. O kişi hakkında bildikleri
    varsa, onu şöyle şöyle sanıyorum, desin."
    Ebû Bekre radıyallahu anh. Buhârî.

    690. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam bir adama günahkâr, ya da kâfir derse, o
    özellik de onda bulunmazsa, bu söz kendisine döner."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Buhârî.

    691. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülere sövmeyin! Zira onlar, zaten ettiklerini bulmuşlardır."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî

    692. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülere sövmeyin, bu sebeple dirilere eziyet etmiş olursunuz."
    Mugîre radıyallahu anh. Tirmizî.

    693. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülerinizin iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini söylemekten uzak durun!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    694. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahım! Senden mutlaka yerine getirmeni umduğum bir söz
    alıyorum: Ben bir insanım. Kime bir eziyet etmişsem,
    sövmüşsem, lânet etmişsem, vurmuşsam, bunları, onun
    için, kıyamet gününde, sana yaklaştıracak bir rahmet
    ve o kişinin sevabında bir artış nedeni eyle!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:34 pm

    ŞİİR, HİCİV, ŞARKI, OYUN...

    695. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şiir söz gibidir, güzeli güzel, çirkini de çirkindir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    696. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz, şiirde hikmet vardır."
    Ubeyy radıyallahu anh. Buhârî.

    697. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve
    yanında konuştu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
    buyurdu:
    "Şüphesiz, bazı konuşmalarda büyü gücü vardır, bazı şiirlerde de faydalı anlamlar mevcuttur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    698. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin içine, onu bozacak irin dolması, şiir dolmasından daha iyidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    699. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, şair Hassan için,
    mescidde özel bir kürsü yerleştirdi. Üzerine
    çıkıp oturur ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi savunacak
    şiirler söylerdi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
    sellem de şöyle derdi:
    "Allah, Hassanı, Allah Resûlünü savunduğu sürece, melekle destekler."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    700. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurayza günü Hassana şöyle dedi:
    "Müşrikleri sözle taşla, şüphesiz Cebrail seninledir!"
    Berâ radıyallahu anh. Buhârî.

    701. Belki yüz kereden fazla Peygamber sallallahu aleyhi ve
    sellemin yanında oturdum. Sahabileri şiirler okurlar, islâm
    öncesi dönemin işlerinden sözedip konuşurlardı. O,
    susardı, bazen de gülümserdi.
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    702. Aişeye, "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şiir okur muydu?" diye sordular.
    "İbn Revahanın şiirini okuyup, şöyle derdi:
    Azığını vermediğin kimseler sana haber getirir."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    703. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanındaydım. Ona, Süveydin şiirini okudum:
    "Haremde de akşamlasan ölüme güvenme.
    Çünkü ölüm, herkesin başına gelecektir.
    Yolunda düzgün yürü ki, umduğunu bulasın.
    Her dost, dostundan bir gün mutlaka ayrılacaktır.
    Her azık, saklasan da bir gün mutlaka bitecektir.
    iyi ve kötü yanyana beraberdirler.
    Her biri, gelirken sana yepyeni gelecektir."
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bu adam bana kavuşsaydı, mutlaka müslüman olurdu."
    İbn Müslim radıyallahu anh. Taberânî.

    704. Accâc, Ebû Hureyreye, "Şu şiir konusunda ne dersin?" diye sordu.
    "iki hayal gelip hastayı hicvetti.
    Selmanın hayali, Teksumânın hayali.
    Kesilmesinden korktuğu baldırını,
    Etlenmesinden çekindiği topuğunu,
    Sana göstermek istedi de kalktı."
    Ebû Hureyre şu cevabı verdi:
    "Biz bunu, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin zamanında söylerdik ve o bizi ayıplamazdı."
    Accâc radıyallahu anh. Bezzâr.

    705. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem içeriye
    girdiğinde, yanımda iki tane kadın vardı, şarkı
    söylüyorlardı. Yatağa uzandı ve onlardan
    yüzünü çevirdi.
    Sonra Ebû Bekir içeriye girdi ve "Allah
    Resûlünün yanında şeytanın çalgıları ha!"
    diyerek beni azarladı. Bunun üzerine, Ebû Bekire
    yönelerek şöyle buyurdu:
    "Bırak söylesinler."
    Bir an, Resûlullahın dikkati bizden uzaklaşınca, kadınlara çıkmalarını işaret ettim ve gittilir.
    Bir bayram günüydü. Siyahîler mescidde mızrak ve
    kalkanlarıyla oynuyorlardı. Ya ben istedim, ya da Resûlullah
    şöyle dedi:
    "Seyretmek ister misin?"
    "Evet," dedim.
    Bunun üzerine beni arkasına oturttu, yanağım yanağı üzerinde seyretmeye koyuldum.
    O da şöyle diyordu: "Ey Efride oğulları, ha gayret!"
    Bıktığımı görünce, "Yeter mi bu kadar?" diye sordu.
    "Evet," dedim.
    "Öyleyse haydi git!" buyurdu.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    706. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldi. Allah
    Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, onu Aişeye sordu:
    "Ey Aişe! Bunu tanıyor musun?"
    "Hayır," dedi.
    "Bu falan oğullarının şarkıcısıdır, sana şarkı söylemesini ister misin?"
    "Evet."
    Ona bir tabak verdi. O da, Aişe için şarkı söyledi.
    Sonra şöyle buyurdu:
    "Onun burnunun deliğine şeytan üflemiştir."
    İbn Yezîd radıyallahu anh. Ahmed.

    707. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, zarla oynarsa, elini domuz kanına batırmış gibi olur."
    Büreyde radıyallahu anh. Müslim.

    708. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Medineye
    geldiği zaman, onun gelişine sevindikleri için, Habeşliler
    mızraklarıyla oyun oynadılar.
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    709. Aişe: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem benimle koşu yarışı yaptı, ben onu geçtim.
    Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:35 pm

    ANNE, BABA, ÇOCUK, İSİM, YETİM, DUL...

    710. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Kendisine iyilik yapmaya kim daha lâyıktır?"
    "Annen, sonra annen, sonra baban, sonra yakınlık derecelerine göre diğer yakınların," buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    711. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yanında ana babası, ya da onlardan biri yaşlanıp da, gerekeni yaparak
    cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    712. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın hoşnutluğu babanın hoşnutluğunda, öfkesi de babanın öfkesindedir."
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    713. Cahime dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Harbe katılmak istiyorum, sana danışmaya geldim."
    "Annen var mı?"
    "Evet."
    "Onun yanından ayrılma! Çünkü cennet, onun ayakları yanındadır."
    İbn Cahime radıyallahu anh. Nesêî.

    714. Esma: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme sordum:
    "Müşrik olan annem yanıma geldi. Ona yardım edeyim mi?"
    "Evet. Annene yardım et!" buyurdu.
    Esma radıyallahu anha. Buhârî.

    715. Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Çok büyük bir günah işledim, acaba tevbe edebilir miyim?"
    "Annen var mı?" buyurdu.
    "Hayır."
    "Teyzen var mı?"
    "Evet."
    "Öyleyse ona bir iyilikte bulun!" buyurdu.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    716. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir gün oturuyordu.
    Süt babası geldi. Ona hemen elbisesinin bir tarafını serdi.
    Süt babası onun üzerine oturdu. Sonra süt annesi geldi.
    Elbisesinin öbür tarafını da ona serdi. O da onun
    üzerine oturdu. Sonra süt kardeşi geldi. Peygamber sallallahu
    aleyhi ve sellem hemen ayağa kalktı, onu önüne oturttu.
    İbn Sâib radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    717. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ana babasına iyilik yapana ne mutlu! Allah onun ömrünü artırsın!"
    İbn Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    718. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin.
    Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    719. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En iyiniz, ailesine iyi davranandır. Ben, ailesine en iyi davr*******m."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    720. Yanıma bir kadın geldi. Beraberinde iki kızı vardı. Yanımda bir
    hurmadan başka yiyecek de yoktu. Hurmayı ona verdim. Onu iki kızına
    paylaştırdı. Kendisi bir şey yemedi. Sonra çıkıp gitti.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem gelince, bu olayı ona anlattım. Şöyle dedi:
    "Kimin bu şekilde kızları olup da, onlara iyilik ederse, onun bu iyiliği, ateşe karşı bir perde olur."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    721. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz."
    İbn As radıyallahu anh. Tirmizî.

    722. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim üç kıza, ya da kız kardeşe, yahut iki kız kardeşe,
    veya iki kıza bakıp, onları güzelce terbiye edip yetiştirir, sonra
    da evlendirirse, cenneti hak eder."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    723. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, erginlik çağına erişinceye kadar iki kızı yetiştirirse,
    kıyamet gününde, o ve ben yanyana iki parmak gibi oluruz."
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    724. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, siz kendi isimleriniz ve babalarınızın ismi
    ile çağırılacaksınız. isimlerinizi güzel takın!"
    Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    725. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Muhammed adını koyarsanız, onu dövmeyin ve yoksun etmeyin!"
    Ebû Rafi radıyallahu anh. Bezzâr.

    726. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, çirkin ismi değiştirirdi.
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    727. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Asiye" adını değiştirip yerine "Cemîle" ismini taktı.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    728. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben ve yanakları solmuş dul kadın, kıyamet gününde, yanyana
    iki parmak gibi beraber olacağız. Mevki ve güzellik sahibi bu
    kadın, kocasından dul kalmıştır. Kendini yetimlerine adamış ve bu durum
    onlar evleninceye, ya da ölünceye dek böyle devam
    etmiştir."
    İbn Mâlik radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    729. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, parmaklarını yanyana getirerek şöyle buyurdu:
    "Ben ve yetime bakan kimse cennette iki parmak gibi yanyanayız."
    Sehl radıyallahu anh. Buhârî.

    730. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, müslümanların arasından, bir yetimi yedirip
    içirirse, Allah onu elbette cennete koyar. Bağışlanmayacak
    günahı varsa o başka."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    731. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, kalbinin katılığından yakındı.
    Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    "Yetimin başını okşa, yoksulu doyur!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    732. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sofralarında yetim bulunduran kimselerin sofrasına şeytan asla yaklaşamaz."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Taberânî.

    733. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dul kadınların ve yoksulların yardımına koşan kimse, Allah yolunda
    savaşan, bıkmadan gece namazı kılan ve devamlı oruç tutan
    gibidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:35 pm

    AKRABA, KOMŞU, MİSAFİR, GÖRÜŞME...

    734. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyurmuştur: "Ben Allahım. Ben Rahmanım. Rahmi
    ben yarattım. Ona ismimden bir isim ayırıp taktım. Kim akraba ile
    ilgisini sürdürürse, ben de onunla ilgimi
    sürdürürüm. Kim ondan ilgisini keserse, ben de
    ondan ilgimi keser, onu perişan ederim."
    İbn Avf radıyallahu anh. Tirmizî.

    735. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Büyüklerinizden, akrabalarınızı ve akraba ziyaretini
    öğrenin! Çünkü akraba ziyareti, ailede sevgiyi
    artırır, malı çoğaltır ve ömrü uzatır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    736. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendisiyle ilgiyi devam ettiren akraba ile ilgilenmek gerçek
    ilgilenme değildir, asıl ilgilenme, akraba kendisinden alakayı kestiği
    zaman, onu ziyaret edip, ona ilgi göstermektir."
    İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.

    737. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cebrail, bana komşu hakkında o kadar ısrarlı tavsiyelerde bulundu ki, onu mirasçı yapacak sandım."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    738. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimseye zarar vermek doğru olmadığı gibi, zarar
    gördüğü birine, aynı şekilde zararla karşılık vermek de
    doğru değildir."
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Mâlik.

    739. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yanında komşusu açken, bunu bile bile, kendi tok yatan kişi, bana tam îman etmiş sayılmaz."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    740. Bir adam dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Bir kadının çok namaz
    kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç
    tuttuğundan, fakat diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz
    ediliyor, ne dersiniz?"
    Şöyle buyurdu:
    "O, ateşte olacaktır!"
    Dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Bir kadının da, az oruç
    tuttuğundan, az namaz kıldığından, süzme peynir gibi şeylerden az
    sadaka verdiğinden, bununla beraber diliyle komşularına eziyet
    etmediğinden söz ediliyor, ne dersiniz?"
    Şöyle buyurdu:
    "O, cennette olacaktır!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    741. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Birine uğruyorum, ne beni misafir ediyor
    ve ne de bana ikramda bulunuyor. Aynı kişi bana uğrarsa, ben de ona
    karşı aynı şekilde davranayım mı?"
    "Hayır. Aksine, onu misafir et!" buyurdu.
    İbn Mâlik radıyallahu anh. Tirmizî.

    742. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, şöyle buyurduğunu,
    kulaklarım duydu, gözlerim gördü ve kalbim de ezberledi:
    "Allah ve âhiret gününe inanan kişi, misafirine hediyesini sunsun."
    "Hediyesi nedir, ey Allahın Resûlü?" diye sordular.
    Şöyle buyurdu:
    "Bir gün ve gecesidir. Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadaka sayılır.
    Kim, Allaha ve âhiret gününe îman ediyorsa, ya iyi söz söylesin, ya da sussun!"
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Buhârî.

    743. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir müslümanın, müslüman kardeşinin yanında, onu
    günaha sokuncaya kadar konuk kalması helâl olmaz."
    "Günaha sokmak nasıl olur, ey Allahın Resûlü?" diye sordular.
    Şöyle buyurdu:
    "Kendisine sunacak bir şeyi bulunmadığı hâlde yanında kalması."
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Buhârî.

    744. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, birinin kapısına gelince,
    yüzünü kapıya döndürmez, sağ ya da sol yanını
    kapıya çevirerek durur ve "Esselâmü aleyküm,
    Esselâmü aleyküm," derdi.
    İbn Büsr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    745. Babamın bir borcu hususunda Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldim ve kapıyı çaldım.
    "Kim o?" diye seslendi.
    "Benim!" dedim.
    "Benim! Benim!" diye söylenerek çıktı.
    Belli ki, sadece "Benim!" dememden hoşlanmamıştı.
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    746. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, izinleri olmadan, birilerinin evini dikizlerse, gözünü çıkarmaları artık onlara helâl olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    747. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, hizmetçisi ona bir yemek yapıp getirdiğinde, onu da
    oturtup yedirsin. Yemek az ise, hiç olmazsa eline bir iki lokma
    koysun."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:35 pm

    NEBİ, RESUL, VAHİY, MUCİZE

    748. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden önceki peygamberlerle ben şuna benzeriz: Bir adam göz
    kamaştırıcı güzel bir bina yapmıştır. Ancak duvarların bir
    köşesinde bir tuğlalık gedik bırakmıştır. insanlar, evin etrafını
    dolaşıp, evi beğenmiş ve şöyle demişlerdir: "Şu tuğla da şu
    açık olan yere konsa çok iyi olur." işte ben, o tuğlayım.
    Peygamberlerin de sonuncusuyum."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    749. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Peygamberler, kabirlerinde diridirler, namaz kılarlar."
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    750. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hızıra, yeşillik anlamında "Hızır" denilmesinin sebebi şudur: O,
    otsuz, kuru bir yerde oturdu. O otsuz yer, Hızırın arkasından hemen
    yeşilleniverdi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    751. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ibrahimi de gördüm, soyundan, ona en çok benzeyen benim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    752. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mûsa, uzun boylu sanki Şenua erkeklerini andıran bir kişi idi."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    753. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "isa ile benim aramda hiçbir peygamber yoktur. O, şüphesiz
    inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O, orta
    boylu, beyaza çalar kırmızı tenlidir. Sarıya boyalı iki elbise
    içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacak.
    insanlarla, islâm için savaşacak. Mesihüddeccali
    öldürecek, sonra yeryüzünde tam kırk sene kalacak.
    Sonra ölecek ve namazını müslümanlar kılacaklar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    754. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ibrahim, Allahın dostudur. Mûsa, Allahın kendisiyle
    konuştuğudur. isa, Allahın kelimesi ve ruhudur. Ademi de, Allah
    seçmiştir. Bunlar doğru.
    Ben ise, Allahın sevgilisiyim. Ama bununla övünmüyorum.
    Kıyamet gününde hamd sancağını ben taşıyacağım, yine
    övünme yok.
    Kıyamet gününde ilk şefaat edecek olan, benim. Bu yetki ilk kez bana verilecektir, ama yine övünme yok.
    Cennet kapısının halkasını ilk kımıldatacak olan, benim. Allah bana,
    cennet kapısını açıp, ilk defa beni ve benimle birlikte
    müminlerin fakirlerini oraya koyacaktır. Buna rağmen yine
    övünme yok.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    755. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben, insanların asır asır geçen en güzel asırlarından
    birinde gönderildim. Çağlar çağları kovaladı,
    sonunda, benim içinde bulunduğum asır geldi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    756. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bizden öncekilere Cuma gününü nasip etmedi.
    Cumartesi yahudilerin günü, pazar ise hıristiyanların
    günü oldu. Allah, bizi dünyaya getirip, bize Cumâ
    gününü lütfetti. Böylece cumâ, cumartesi
    ve pazar ibadet günleri oldu.
    işte, kıyamet gününde de, tıpkı bu günler gibi, onlar
    bizden sonra gelecekler. Böylece, dünyada geliş sırası
    bakımından biz sonuncu olduk, ancak kıyamet gününde biz ilk
    olacağız ve hesabımız diğer yaratılanlardan önce
    görülecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    757. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana beş şey verildi ki, benden önce onlar hiç kimseye verilmemiştir.
    Bütün peygamberler sadece kendi toplumlarına gönderildi,
    ben ise, kırmızı siyah bütün toplumlara gönderildim.
    Benden önce, savaşta elde edilen mallar kimseye helâl olmadı, bana ise helâl kılındı.
    Yeryüzü bana tertemiz kılındı ve mescid yapıldı. Namaz vakti nerede gelirse, kişi orada namaz kılabilir.
    Bir aylık uzaklıktaki düşmanın kalbine korku verilmekle bana yardım edildi.
    Bana, şefaat etme yetkisi verildi."
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    758. Dedim: "Ey Allahın Resûlü! Ben seni medhetmek istiyorum."
    Şöyle buyurdu:
    "Haydi öyleyse, Allah ağzına sağlık ihsan etsin!"
    Bunun üzerine şu şiiri inşâd ettim:
    "Önce gölgelerde ve yaprağın sallandığı yerdeydin.
    Sonra beldelere düşüp indin,
    Orada sen ne bir beşer, ne bir çiğnem et
    Ne de bir kan pıhtısı idin.
    Belki gemiye binen bir nutfeydin.
    Ehli boğulurken,
    Sen bir kartalın kanadına tutunmuştun.
    Alem asırdan asıra taşınıp dururken,
    Sen de belden bele intikal etmiştin.
    Göz kamaştırıcı evindi,
    Yükseklerden gelme görkemli ailen.
    Doğduğunda yeryüzü aydınlandı,
    Nurunla ufuklar nurlandı.
    Biz o ışıkta, o nurda ve o dosdoğru yolda,
    Adeta yanıp tutuşuyorduk."
    Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    759. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benim beş ismim vardır. Ben Muhammedim. Ben Ahmedim. Ben, Allahın
    benimle küfrü mahvettiği Mâhiyim. Ben, insanların ayağı
    üzerinde haşronularak toplanacağı Hâşirim. Ben, kendinden
    sonra hiçbir peygamber gelmeyecek olan Akîbim..."
    Cübeyr radıyallahu anh. Buhârî.

    760. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, ben, peygamberlerin lideri, hatipleri ve şefaat sahipleri olacağım, fakat övünme yok."
    Ubeyy radıyallahu anh. Tirmizî.

    761. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sütannesinin yanında
    kalan bir çocuktu. Arkadaşlarıyla oynarken Cebrail geldi. Onu
    yatırdı, göğsünü yardı ve içinden bir kan pıhtısı
    çıkardı.
    "işte bu, şeytanın sendeki nasibidir," dedi.
    Sonra onu, altın bir leğende, zemzem suyu ile yıkadı, kapattı. Sonra da onu kendi yerine koydu.
    Çocuklar, koşarak sütannesine gittiler ve "Muhammed
    öldürüldü!" dediler. Hep birlikte yanına vardılar.
    Renginin solmuş olduğunu gördüler.
    Enes dedi: "Ben, göğsündeki o yara izini hep görürdüm."
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    762. Vahyin ilk başlangıcı doğru rüyalar şeklinde oldu.
    Gördüğü her rüya, sabah aydınlığı gibi
    çıkardı. Sonra, yalnız başına kalmaktan hoşlanır oldu. Hira
    mağarasında inzivaya çekildi. Orada, ailesine dönmeksizin,
    birkaç gece tek başına kalıp, ibadet ederdi. Sonra
    Hatîceye dönerdi, evinde de tıpkı Hira mağarasında olduğu
    gibi, ibadet yapardı.
    Derken, Hira mağarasındayken, ona vahiy geldi. Melek gelip, ona "Oku!" dedi.
    Cevabı şu oldu: "Ben okuma bilmem."
    O, bundan sonrasını şöyle anlattı:
    "Beni tutup kucakladı, takâtim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve şöyle dedi: "Haydi oku!"
    Ben yine: "Ben okuma bilmem," dedim.
    ikinci kez aldı, beni, gücüm kesilinceye kadar sıktı ve bıraktı. "Haydi oku!" dedi.
    Ben yine: "Ben okuma bilmem," dedim.
    Üçüncü kez beni aldı, takâtim kesilinceye
    kadar sıktı, sonra bırakıp, "ikra bismi Rabbikellezi halâk.
    Halâkel insane min alâk. ikra ve Rabbukel ekramüllezi
    alleme bil kalemi ma lem yâlem'e kadar oku!" dedi."
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bu vahyi alıp,
    kalbi korku dolu bir hâlde Hatîceye geldi ve
    "Örtün beni, örtün beni!" dedi. Onu hemen
    örttüler.
    Aradan çok geçmeden korkusu ve heyecanı dindi. Olanları Hatîceye anlattı ve dedi ki:
    "Başıma bir şey geleceğinden korktum."
    Hatîce şöyle dedi:
    "Hayır, korkma! Aksine, sevin! Müjde sana! Allah seni asla
    utandırmaz. Çünkü sen, akrabayı ziyaret edersin,
    sözü doğru söylersin, hiç yalanın yoktur.
    Zayıflara yardım eder, fakire kazandırırsın, misafir ağırlarsın. Hak
    yolunda, meydana gelen olaylar karşısında insanlara yardım edersin."
    Sonra onu alıp, amcasının oğlu Varakaya iletti. Varaka, hıristiyandı.
    ibranice yazardı, incilden Allahın dilediği kadar arapça
    yazmıştı. ihtiyardı, üstelik gözleri de görmüyordu.
    Hatîce ona dedi ki:
    "Ey Amcazadem! Kardeşinin oğlunu dinle!"
    Varaka dedi ki:
    "Ey kardeşimin oğlu! Ne görüyorsun, söyle bakalım!"
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yaşadıklarını ve gördüklerini bir bir anlattı.
    Varaka şöyle dedi:
    "O, Allahın Mûsaya gönderdiği meleğin ta kendisidir. Ah
    toplumun seni süreceği zaman sağ olsaydım, başka bir şey
    istemezdim!"
    "Toplumum beni sürecek mi?" diye sorunca, şöyle dedi:
    "Senin getirdiğin gibi bir kitapla gelen hiçbir peygamber yoktur
    ki, kendisine düşmanlık edilmesin. Senin o gününe
    yetişirsem, mutlaka sana destek verip, yardım ederim."
    Çok geçmeden Varaka vefat etti.
    Ayetlerin inmesi ise, bir süre kesildi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    763. Vahye ara verildi, epey zaman âyet gelmedi. Peygamber
    sallallahu aleyhi ve sellem bu duruma pek üzüldü.
    Kendini atmak için defalarca dağların doruklarına tırmandı,
    fakat her seferinde Cebrail ona görünüp, şöyle
    diyerek onu uyardı:
    "Ey Muhammed! Sen gerçek bir peygambersin!"
    Ondan sonra içi biraz yatışıp, rahatlardı. Yine vahye böyle
    ara verilince, o maksatla dağın zirvesine çıkardı, fakat Cebrail
    yine kendisine görünüp, aynı uyarıda bulunurdu.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    764. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Vahiy, bazen bir çıngırak sesini andıran bir ses gibi gelir ki,
    bana en zor gelen şekli budur. Söylediklerini kavrayınca, melek
    benden ayrılır. Bazen de, melek bana insan sûretine
    bürünerek görünür, benimle konuşur,
    söylediğini hemen kavrarım."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    765. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme vahiy geldiği zaman,
    yüzünün yanında arı uğultusu gibi bir ses duyulurdu.
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    766. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, vahiy geldiği zaman sıkılır ve yüzü kül gibi olurdu.
    Ubâde radıyallahu anh. Müslim.

    767. Mekkeliler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden, kendilerine
    mûcize göstermesini istediler. O da onlara, ayın ikiye
    bölünüşünü gösterdi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    768. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kırk yaşındayken kendisine
    vahiy geldi. Onüç yıl Mekkede kaldı. Sonra ona, Medineye
    hicret etmesi emredildi. Orada da on yıl kaldı.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:36 pm

    PEYGAMBERİMİZ,ÖZELLİKLERİ,GÖRÜNÜŞÜ.

    769. Hasan bin Ali radıyallahu anh: Dayım Hind bin Hâle,
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sıfatlarını güzel
    anlatırdı. Ben de onun anlatmasından hoşlanırdım. Sormam üzerine
    bana Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle
    anlattı:
    "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, çok
    yakışıklı ve alımlıydı. Mübarek yüzü dolunay gibi
    parlardı. Orta boydan biraz uzun, uzun boydan biraz kısa idi.
    Başı büyük, saçı dalgalıydı. Saçları
    kendiliğinden iki yana ayrılırsa öylece bırakır, toplamaz, bir
    taraf sarkarsa öyle bırakırdı. Saçlarını uzattığı zaman
    kulak memelerini geçerdi.
    Teni beyazdı, alnı genişti, kaşları gürdü. iki kaşı arasında,
    kızınca beliren bir damar vardı. Burnu gayet güzeldi. Kaşlarına
    yakın kısmında hafif bir yükseklik, parlayan bir nur vardı.
    Dikkatli bakmayan adam, onu biraz kıvrık burunlu sanabilirdi.
    Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı
    geniş, dişleri inci gibi parlaktı. Dişleri seyrekti. Boynu sanki bir
    ışık huzmesiydi. Endamı ve uzuvları uyumluydu, mutedildi. Etleri
    kesinlikle sarkık değildi. Karnı ile göğsü aynı seviyedeydi.
    iki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalındı.
    Giderken ağır ağır giderdi. Ölçülü ve dengeli
    yürürdü. Yavaş, vakarlı, fakat hızlı
    yürürdü, yürürken sanki bir meyil iner
    gibiydi. Dönerken tüm vücuduyla dönerdi.
    Gözleri yere bakar hâlde olurdu. Yere bakışı göğe
    bakışından daha çok ve daha uzundu. Bakışları son derece
    anlamlıydı. Arkadaşlarıyla yürürken, onları önüne
    alırdı. Rastladığı kimseye ilk selâmı o verirdi.
    Birbiri ardınca hüzünlü düşüncelere dalardı.
    Daima düşünür haldeydi. Onun hiç rahatı yoktu.
    Lüzumsuz ve boş konuşmazdı. Susması uzun olurdu. Söze
    başlarken de bitirirken de yumuşak konuşurdu. Söylemek istediğini
    tam anlatan kelimelerle, gayet güzel ve özlü konuşurdu.
    Sözlerinde ne fazlalık olurdu, ne de eksiklik. Kaba değildi.
    Hiç kimseyi küçümsemezdi. Az bile olsa, nimete
    önem verirdi. Yiyecek ve içecekleri ne överdi, ne de
    beğenmeyip kötülerdi.
    Dünya ve dünyalık bir şey onu öfkelendirmezdi. Ancak
    haksızlık yapılınca öfkelenir ve haksızlık giderilinceye kadar
    hiçbir şey öfkesini durdurmazdı. Hiç kimseyi tanımaz
    hakikatı haykırırdı. Kendi nefsi için kızmaz ve onun için
    intikam almaya kalkışmazdı.
    işaret ederken, parmağıyla değil, eliyle işaret ederdi. Bir şeye hayret
    edip şaştığı zaman avucunu çevirirdi. Konuşurken, sağ elinin
    ayasını sol elinin baş parmağıyla bitiştirirdi. Öfkelendiği zaman,
    can yakmaktan ve azarlamaktan kaçınırdı.
    Gülerken gözlerini yumardı. Gülüşü genellikle
    gülümseme olurdu, dişleri dolu tanesi gibi parlardı."
    Dayımın anlattıklarını epey zaman Hüseyinden gizledim. Sonra ona
    anlatınca, onun benden önce bunları dayıma sormuş olduğunu anladım.
    Hüseyin, babasına, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin giriş,
    çıkış, oturuş ve kalkış şekillerini de sormuş, sormadık bir şey
    bırakmamış. Babası da ona anlatmış:
    "Evine izin isteyerek girerdi. Evindeki zamanını üç kısma
    bölerdi. Bir kısmını Allaha, bir kısmını ailesine, bir kısmını da
    kendisine. Sonra da insanlara ayırırdı.
    ileri gelen kimselerle, sâde kimselerle konuşur gibi konuşurdu.
    Onlardan hiçbir şeyi saklamazdı. Ümmete seviyelerine
    göre davranırdı. Herkese kendi durumuna göre değer verirdi.
    insanların dindeki niteliklerini önemserdi. Dinde bilgili olana
    daha başka bakardı.
    insanların kiminin bir, kiminin iki, kiminin de birçok
    ihtiyaçları olurdu. Bunları da gözönünde tutar,
    ona göre davranırdı. Onlarla ihtiyaç ve maslahatlarına
    göre meşgul olurdu. Kendilerine lâzım ve lâyık olanı
    onlara bildirirdi. Şöyle derdi:
    "Burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın! Bana ihtiyacını
    ulaştıramayanların ihtiyaçlarını bana ulaştırın!
    Çünkü ihtiyacını bildiremeyenlerin ihtiyacını
    yetkiliye ulaştıranın, Allah, kıyamet gününde ayaklarını
    kaydırmaz."
    Daima doğrunun yanındaydı, başkasını kabul etmezdi. insanlar, onun
    yanına geçici olarak girerler, ama tatmin olmuş bir hâlde
    çıkarlardı. Huzurundan birer öncü ve yol
    gösterici olarak ayrılırlardı.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, dilini tutardı, ancak insanları
    birbirine sevdirecek, birbirleriyle kaynaştıracak şeyleri konuşurdu.
    Onları ürkütüp kaçırmazdı.
    Her toplumun liderine önem verirdi, ikramda bulunurdu. Daha sonra
    onu toplumunun üzerine vali yapardı. Ona itaat etmelerini,
    güzel ahlâkıyla ahlâklanmalarını tavsiye ederdi.
    Arkadaşlarını özler ve sorardı. insanların, durumlarını ve
    işlerini de sorardı. Güzele güzel, çirkine de
    çirkin derdi. işi daima dengeli idi, tutarsız değildi.
    Gaflet ederler korkusuyla, kendisi kesinlikle gaflete düşmezdi.
    Bezerler, usanırlar diye lüzumundan fazla söz
    söylemezdi. Daima hazırlıklı ve dikkatli olurdu. Hak ve hakikattan
    ayrılmaz, öbür insanların hakkı çiğnemelerine de izin
    vermezdi.
    Onun yanında, insanların en üstün ve en iyileri, ihlas ve
    samimiyet bakımından en ileri olanlarıydı. Katında mertebe bakımından
    en büyükleri, insanlarla iyi geçinen ve yardımlaşmayı
    başaran kimseler olurdu.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, herhangi bir fayda söz
    konusu olmadan, ne otururdu, ne de kalkardı. Kendisine özel yerler
    edinmezdi. Belirli oturma yerleri edinmekten insanları nehyederdi. Bir
    topluluğun yanına geldiğinde, meclisin bittiği yere ilişip otururdu.
    Böyle yapılmasını da emrederdi.
    Meclisindeki kimselerin her biriyle ilgilenir, farklı davrandığı
    izlenimini vermezdi. ihtiyacını gidermesi için onunla oturan
    veya onu ayakta tutan kimseye karşı sabırlı olur, o kişi
    ayrılmadıkça kendisi onu terkedip ayrılmazdı.
    Biri kendisinden bir şey istediğinde, onu mutlaka verirdi, ya da tatlı
    sözler söyleyerek onu savardı. Güler yüzlü
    oluşu ve herkese nazik davranışı, onu halka âdeta baba yapmıştı.
    Herkes onun katında ve nazarında eşitti.
    Meclisi bir olgunluk, sabır, güven ve haya meclisiydi. Orada
    sesler yükselmez, namus ve haysiyetler çiğnenmez, kimseye
    sataşılmazdı. Gayet dengeli ve hayalı idiler. Birbirlerine takva
    tavsiye ederlerdi. Son derece mütevazi idiler.
    Küçükler büyüklere saygı, büyükler
    de küçüklere sevgi ve şefkat gösterirlerdi.
    ihtiyacı olanları kendi nefislerine tercih ederler, garibe yardım elini
    uzatırlardı.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, daima güler
    yüzlü, yumuşak huylu idi, sert ve kaba değildi.
    Gürültücü ve hayasız da değildi. Kusur arayan,
    gereksiz yere insanları öven biri de değildi. Arzulamadığı şeylere
    kulak asmazdı. Kimseyi umutsuzluğa düşürmezdi. Herkese
    ümit verici davranırdı.
    Üç şeyden uzak dururdu: Gereksiz yere tartışmak, fazla konuşmak ve kendisini ilgilendirmeyen şeylere ilgi duymak.
    insanlarla ilgili şu üç şeyden de uzak dururdu: Kimseyi
    kötülemez, kimsenin kusurunu, gizlisini ve ayıbını
    araştırmazdı.
    Ancak fayda umduğu şeyleri söylerdi. Konuştuğu zaman, yanındakiler
    sanki başlarında kuş varmış gibi sakince başlarını eğerlerdi. Ancak o
    sustuğu zaman konuşurlardı. Yanında tartışmazlardı. Biri konuştuğu
    zaman herkes susar ve onu dinlerdi, sözünü bitirinceye
    kadar söze girmezlerdi.
    Onların konuşmaları da bir başkaydı. Onların güldükleri şeye o da gülerdi, hayret ettiklerine o da hayret ederdi.
    Gelen yabancının, aşırı ve mantık dışı davranışlarını sabırla
    karşılardı, onu azarlamazdı. Arkadaşları bazen buna kızarlardı da, o
    onları sakinleştirir, şöyle derdi:
    "Böyle kimseleri gördüğünüzde, ona gerçeği gösterin!"
    Övgüyü, ancak hakkını verenden kabul ederdi. Kimsenin
    sözünü kesmez, bitirmesini beklerdi. Adam, ya bitirir,
    ya da kalkıp giderdi.
    Onun susması dört maksat içindi: Hilim, hazer, takdir ve
    tefekkür. Takdiri, fark gözetmeksizin insanlara bakmak ve
    aynı şekilde dinlemekti. Düşünmesi, hem geçici olan
    dünya, hem de sürekli olan âhiret hakkında idi. Hilmi
    ise, sabrında idi. Zira, onu hiçbir şey kızdırmaz ve
    ürkütmezdi.
    Hazeri dört şeyde tecelli ederdi: Kendisine uyulması için
    en güzel olanı almak, vazgeçirmek amacıyla
    kötüden uzak durmak, ümmeti için yararlı olan
    hususlarda fikir üretmek, dünya ve âhiret hayatlarını
    temin edecek hususlarda onlar için çalışmak."
    Hasan radıyallahu anh. Taberânî.

    770. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ellerinden daha yumuşak
    olan ne bir ipeğe, ne de bir kadifeye dokundum. Onun kokusundan daha
    güzel ne bir misk, ne de bir anber kokladım. Kırk yaşındayken
    kendisine vahiy geldi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    771. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, öyle yavaş konuşurdu ki, biri kelimelerini saymak istese, sayabilirdi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    772. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, anlaşılsın
    diye bazen sözlerini üç kere tekrar ederdi.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    773. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sözleri, gâyet açık ve seçikti. Duyan herkes, onu anlardı.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    774. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, insanları en güzeli, en cömerdi ve en cesuru idi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    775. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, iki şey arasında
    özgür bırakılınca, günah olmadığı sürece, mutlaka
    kolay olanı tercih ederdi. Eğer iş, günah olursa, ondan herkesten
    fazla uzak dururdu.
    Kendi nefsi için hiç intikam almamıştır, lâkin
    Allahın bir haramı çiğnendiğinde, hemen Allah için
    intikam alırdı.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    776. Allah yolunda yaptığı savaşların dışında, Allah Resûlü
    sallallahu aleyhi ve sellem, eliyle ne bir kadına, ne de bir
    hizmetçiye vurmamıştır.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    777. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi, bir adam karşılayıp da
    elini tutunca, adam elini bırakmadıkça, elini çekmezdi.
    Adam yüzünü çevirinceye kadar, mübarek
    yüzünü ondan çevirmezdi. Oturduğu adamın
    huzurunda kesinlikle bacaklarını uzatmazdı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    778. Aişeye, "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem evinde ne yapardı?" diye sordum.
    "Ailesinin işleriyle uğraşırdı, namaz vakti gelince abdest alır, namaza gitmek üzere çıkardı," diye cevap verdi.
    Esved radıyallahu anh. Buhârî.

    779. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha çok gülümseyen birini görmedim.
    İbn Haris radıyallahu anh. Tirmizî.

    780. Tam on sene Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme hizmet ettim.
    Bir kerecik olsun "Öf!" bile demedi. Yaptığım bir şey için
    "Niye böyle yaptın!" yapmadığım bir iş için de "Neden
    yapmadın!" dememiştir.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    781. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gönül bakımından
    insanların en cömerdiydi. insanların en doğru ve sağlam
    sözlüsüydü. Ahlâken en yüce ve en
    görgülü olanıydı. ilk defa gören korkuya kapılırdı,
    fakat yakından tanıyınca onu mutlaka severdi. Ondan bahseden kişi, "Ne
    ondan önce, ne de sonra onun gibisini görmedim," derdi.
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:37 pm

    SAHABİLER, AİLESİ, TORUNLARI...

    782. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra da onlardan sonra gelenler.
    Daha sonra, kendilerinden şahitlik istenmediği hâlde şahitlikte
    bulunan, hıyanet eden ve kendilerine de güven duyulmayan, adakta
    bulunup yerine getirmeyen bir nesil gelecektir.
    Ayrıca onlarda şişmanlık da görülecektir."
    imran radıyallahu anh. Buhârî.

    783. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sahabilerime hakaret etmeyin! Eğer biriniz Uhud dağı kadar altın
    verse, onlardan birinin bir avuç sadakasına ve onun yarısına
    ulaşamaz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    784. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sahabilerim hakkında Allahtan korkun! Benden sonra onları hedef
    edinmeyin! Kim onları severse, beni sevdiği için sevmiş olur.
    Kim onlardan nefret ederse benden nefret ettiği için nefret
    etmiş olur. Kim onlara eziyet ederse bana eziyet etmiş olur. Kim bana
    eziyet ederse Allaha eziyet etmiş olur. Kim de Allaha eziyet ederse,
    artık onu cezalandırması yakın olur."
    İbn Mugaffel radıyallahu anh. Tirmizî.

    785. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yıldızlar uzayın koruyucusudur. Yıldızlar giderse semanın başına korkulan şey gelir.
    Ben de sahabilerimin güvencesiyim. Ben gidersem, sahabilerimin başına korktukları şey gelir.
    Sahabilerim de ümmetimin güvencesidir. Sahabilerim giderse, ümmetimin başına korktukları gelir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Müslim.

    786. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sahabilerim yıldızlar gibidir. Hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz."
    Ömer radıyallahu anh. Rezîn.

    787. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cennette alt seviyede olanlar, gökteki parlak yıldızı
    görür gibi, yüksek derece sahiplerini görürler.
    Ebû Bekir ve Ömer de yüksek derece sahiplerindendirler, hatta daha da ileridirler."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    788. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ebû Bekir ve Ömer, öncekilerden ve sonrakilerden,
    cennetliklerin orta yaşlı olanlarının efendileridirler. Peygamberler
    hâriç.
    Ey Ali! Sen onlara bunu bildirme!"
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    789. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "içinizden bugün kim oruçludur?"
    Ebû Bekir: "Ben," dedi.
    "Bugün kim cenazeye iştirak etmiştir?"
    Yine Ebû Bekir: "Ben," dedi.
    "Bugün bir yoksulu kim doyurmuştur?"
    Ebû Bekir: "Ben."
    "Bugün içinizden bir hastayı ziyaret eden var mıdır?"
    Ebû Bekir: "Ben," dedi.
    Bunun üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
    buyurdu: "Kimde bu nitelikler bir araya gelirse, o mutlaka cennete
    girer."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    790. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize sadaka vermemizi
    emretti. O anda malım vardı. Ebû Bekiri geçersem ancak
    bugün geçerim, dedim. Malımın yarısını alıp getirdim.
    Bana, "Ailen için geride ne bıraktın?" diye sordu.
    "Diğer yarısını bıraktım," dedim.
    Sonra Ebû Bekir malının tümünü getirdi.
    Ona dedi ki: "Ey Ebû Bekir! Çoluk çocuğuna ne bıraktın?"
    "Onlara Allah ve Resûlünü bıraktım," demez mi, hayret
    ettim ve içimden dedim ki: "Hiçbir şeyde ben onu asla
    geçemem."
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    791. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahım! islâmı şu iki adamdan biri ile, katında en sevimli
    olanıyla kuvvetlendir! Ebû Cehil bin Hişam, ya da Ömer bin
    Hattab ile."
    Onun en çok sevdiği Ömer oldu, anladık.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    792. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden umre yapmak
    için izin istedim. izin verdi. Sonra şöyle buyurdu:
    "Kardeşim! Beni duanda unutma!"
    Bana, benim için dünyalara değer bir kelime söyledi ve ben buna pek sevindim.
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    793. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her peygamberin bir arkadaşı vardır, benim cennetteki arkadaşım da, Osmandır."
    Talha radıyallahu anh. Tirmizî.

    794. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sahabileri birbirine kardeş
    edince, Ali, gözleri yaşla dolu olarak geldi ve şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Sahabilerini birbirine kardeş yaptın, beni hiç kimse ile kardeş yapmadın."
    Bunun üzerine, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin şu cevabı verdiğini duydum:
    "Sen benim, hem dünyada, hem de âhirette kardeşimsin."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    795. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi, Hasan ve Hüseyin omuzlarındayken gördüm. Şöyle dua etti:
    "Allahım, ben bu ikisini seviyorum, sen de sev!"
    Berâ radıyallahu anh. Buhârî.

    796. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Fatımaya şöyle derdi:
    "Haydi, çağır şu oğullarımı bana!"
    Sonra o ikisini göğsüne basar, koklardı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    797. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Fatıma, cennet kadınlarının hanımefendisidir. Hasan ve Hüseyin de, cennet gençlerinin efendileridir."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Tirmizî.

    798. Bir adam, İbn Ömere, sinek öldürmenin
    hükmünü sordu. Bunun üzerine ona, "Sen
    kimlerdensin?" dedi.
    Adam, "Iraklıyım," deyince, İbn Ömer şöyle dedi:
    "Adama bakın! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, haklarında, "Bu
    ikisi benim dünya çiçeklerimdir," buyurduğu torununu
    öldürdüler de, bir de bana sineklerin kanını soruyor.
    Büyük günahlara son derece cüretlidirler, fakat
    küçük günahlar hakkında sorarlar da sorarlar!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    799. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, beni bağrına basıp, şöyle dua etti:
    "Allahım! Onu dinde kavrayıcı kıl ve ona yorum yapmayı öğret!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    800. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya kadınlarının en üstünleri şu kadınlardır: imranın
    kızı Meryem, Huveylidin kızı Hatîce, Muhammedin kızı Fatıma,
    Firavunun karısı Asiye."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    801. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Aişenin diğer kadınlara üstünlüğü, tirit yemeğinin
    diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    802. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin
    sahabilerinin rivâyet ettikleri herhangi bir hadîste bir
    zorluk görürsek, Aişeye sorardık, mutlaka onda onun bir
    açıklamasını bulurduk.
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.

    803. Tıp, hukuk ve şiirde Aişeden daha bilgili bir kadın görmedim.
    Urve radıyallahu anh. Taberânî.

    804. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hasan, Hüseyin, Ali ve
    Fatımayı bir araya topladı, üzerlerine elbisesini örttü
    ve şöyle dedi:
    "Allahım! işte bunlar benim Ehlibeytim ve yakınlarımdır. Onlardan her
    türlü kirleri gider ve onları hakkıyla temiz eyle!"
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    805. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benim Ehlibeytim, tıpkı Nuhun gemisi gibidir. Binen kurtulur, terkeden boğulur."
    İbn Zübeyr radıyallahu anh. Bezzâr.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:38 pm

    DUA, UBUDİYET, DUALAR, SALAVAT...

    806. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah katında, duadan daha kıymetli bir ibadet yoktur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    807. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kime dua kapısı açılırsa, ona rahmet kapıları açılır.
    Allahın en çok sevdiği şey, kendisinden afiyet istenilmesidir.
    Dua, başa gelen için de, gelmeyen için de faydalı olur.
    Kazayı ancak dua önler. Onun için, duaya sarılmalısınız."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    808. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz Rabbinden bütün ihtiyaçlarını istesin, hatta ayakkabısının kopan kayışını bile istesin."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    809. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın doksandokuz ismi vardır, kim o isimleri ezberlerse cennete girer.
    Allah tektir, teki sever."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    810. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki o, Allahın en
    büyük ismiyle dua etmiştir ki, onunla dua edildiğinde kabul
    eder, onunla istendiğinde verir."
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    811. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın en büyük ismi şu iki âyettedir: "Ve
    ilahüküm ilahün vahid" ile "Elif lâm mim. Allahu
    lâ ilâhe illâ hüvel Hayyül Kayyum."
    Esma radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    812. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz dua ettiği zaman, "Allahım! Dilersen beni bağışla!" demesin!
    istemesinde samimi ve azimli olsun! Çünkü hiç
    kimse Allahı zorlayamaz."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    813. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allaha kabul edileceğini kesinkes bilerek dua edin. Çünkü Allah, gafil kalbin duasını kabul etmez."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    814. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, peygambere
    salâtüselâm getirmeden dua eden bir adam hakkında
    şöyle buyurdu:
    "Bu adam acele etti."
    Sonra onu çağırtıp, şöyle dedi:
    "Biriniz namaz kıldığında, Allaha hamdü sena ile başlasın, sonra
    peygambere salât ve selâm eylesin, ondan sonra istediği
    duayı yapsın."
    Fadâle radıyallahu anh. Tirmizî.

    815. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dua, gök ile yeryüzü arasında durur. Benim üzerime
    salât ve selâm edilmedikçe yükselmez. Beni,
    hayvanına binen adamın su kabı yerine tutmayınız. Bana duanın başında,
    ortasında ve sonunda salât ve selâm edin!"
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    816. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Günah, ya da akrabadan alâkayı kesme olmadıkça,
    kulun Allaha yapmış olduğu duanın karşılığında, mutlaka Allah ona
    dilediğini verir, ya da âhirette ona ondan daha iyisini saklar,
    ya da ondan bir belayı önler."
    Câbir radıyallahu anh. Rezîn.

    817. Denildi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Hangi dua daha fazla kabule şâyandır?"
    Şöyle buyurdu:
    "Gecenin son kısmının ortasında ve her farz namazın arkasında yapılan dua."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    818. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ezan ile kamet arasında yapılan dua geri çevrilmez."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    819. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin duası, "Rabbime dua ettim de kabul etmedi," diyerek acele etmediği sürece, mutlaka kabul olunur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    820. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, şiddetli ve sıkıntılı durumlarında duasının kabul edilmesinden
    hoşlanıp, sevinç duyarsa, rahat durumdayken çok dua
    etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    821. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, müslüman kardeşine arkasından dua ederse, melekler: "Amin! Aynısı sana da olsun!" derler."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Müslim.

    822. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kulun, Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. Onun için secdede duayı çoğaltın!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    823. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, kişinin derecesini öyle bir yükseltir ki, sonunda o:
    "Bu derece bana nasıl verildi?" diye sorar.
    Bunun üzerine Allah şöyle buyurur:
    "Çocuğunun senin için yaptığı dua ile bu dereceye ulaştın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Bezzâr.

    824. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kabul edilmesinde en ufak bir şüphe bulunmayan üç
    kişinin duası: Zulme uğrayan mazlumun duası, misafirin duası ve babanın
    çocuğuna olan duası."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    825. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mazlumun duası kabul edilir, eğer günahkâr ise, günahı kendinedir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    826. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, dua ettiği zaman kendinden başlardı.
    Ebû Eyyûb radıyallahu anh. Taberânî.

    827. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi, ellerinin içi ile de, dışı ile de dua ederken gördüm.
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    828. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dua ettiği zaman, ellerinin
    içini kendine doğru tutardı. Allaha sığındığı zaman, ellerinin
    dışını kendisine doğru tutardı.
    Hâllad radıyallahu anh. Ahmed.

    829. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendinize beddua etmeyin! Çocuklarınıza da beddua etmeyin! Size
    hizmet edenlere de beddua etmeyin! Mallarınıza da beddua etmeyin!
    Çünkü o bedduanız, Allah tarafından kabul edileceği
    bir saate rastlar da, kabul edilir."
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    830. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, kendisine haksızlık edene beddua ederse, intikamını almış olur."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    831. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Beni, hatalarımdan, beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi temizle!
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    832. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Sen Meliksin, senden başka hiçbir tanrı yoktur. Sen
    benim Rabbimsin, ben senin kulunum. Kendime yazık ettim, günahımı
    itiraf ediyorum. Tüm günahlarımı bağışla! Senden başka
    günahları bağışlayan yoktur.
    Beni ahlâkın en güzeline ilet! Ahlâkın en
    güzeline ancak sen iletirsin. Ahlâkın
    kötüsünden beni uzaklaştır! Ahlâkın
    kötüsünden başkası değil, ancak sen uzaklaştırırsın!
    Allahım! Önceden yaptıklarımı, sonraya bıraktıklarımı,
    içimde gizlediklerimi, açığa vurduklarımı, aşırı
    davranışlarımı ve benim hakkımda benden daha iyi bildiklerini, ne olur
    benim için bağışla!
    Mukaddim de sensin, Muahhir de sen! Senden başka hiçbir tanrı yoktur!"
    Ali radıyallahu anh. Müslim.

    833. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Günahlarımın tümünü,
    küçüğünü, büyüğünü,
    ilkini, sonunu, gizlisini, açığını bağışla!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    834. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana
    sığınırım. Senin üzerine övgüyü bir bir saysam
    bitiremem. Sen, kendi büyük ve yüce zâtını nasıl
    övdüysen, öylesin."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    835. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Beni esirge, bana merhamet eyle, bana hidâyet et, bana âfiyet ver, beni rızıklandır!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    836. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım, kalblerimizi hayır üzere kaynaştır, aramızı bul, bizi
    kurtuluş yollarına ilet ve bizi karanlıklardan kurtarıp nura kavuştur!
    Açık, gizli tüm hayasızlıklardan bizi uzaklaştır!
    Kulaklarımızı, gözlerimizi, kalblerimizi ve eşlerimizi bizim
    için mübarek eyle!
    Tevbelerimizi kabul eyle! Sen tevbeleri çokça kabul eden ve sınırsız merhamet edensin!
    Nimetine karşı bizi şükredenler kıl, bize bolca verip, nimetlerini tamamla!"
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.

    837. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım, seni zikretmekte, sana şükretmekte ve senin ibadetini iyi yapmakta bana yardım et!"
    Muaz radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    838. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Yalnızken de, insanlar içindeyken de, senden korkmayı
    dilerim. Rıza ve öfke hâllerimde de, senden ihlas kelimesini
    dilerim.
    Fakirlikte ve zenginlikte tutumlu olmayı dilerim. Senden, bitmeyen
    nimeti isterim. Senden, kazadan sonra rızayı isterim. Senden,
    kesilmeyen göz aydınlığı dilerim.
    Senden, ölümden sonra güzel bir hayat dilerim. Cemâline bakmak ve sana kavuşmak lezzetini dilerim.
    Kimsenin zararına uğramamayı ve saptırıcı fitneye düşmemeyi dilerim.
    Bizi îman süsü ile süsle! Bizi doğruya eren ve doğru yolu gösterenlerden eyle!"
    Kays radıyallahu anh. Nesêî.

    839. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Kabir azabından, Mesihi Deccal fitnesinden, hayatın ve
    ölümün fitnesinden ve günah işlemekten ve borca
    batmaktan sana sığınırım."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    840. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen
    bağışlarsın. Rahmetinle beni bağışla! Bana merhamet eyle!
    Çünkü sen Gafûr ve Rahîmsin."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.

    841. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Beni bağışla, bana hidâyet et, bana rızık ver ve bana afiyet ihsan eyle!"
    Asım radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    842. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, her namazın ardında şöyle derdi:
    "Allahım! Küfür, fakirlik ve kabir azabından sana sığınırım."
    Ebû Bekre radıyallahu anh. Tirmizî.

    843. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Kötü ahlâklardan, kötü işlerden ve kötü arzulardan sana sığınırım."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    844. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben size, o duaların özeti olan bir dua bildireyim mi? Şöyle dersiniz:
    "Allahım! Biz senden, Peygamberin Muhammed sallallahu aleyhi ve
    sellemin istediği hayrı dileriz. Peygamberin Muhammed sallallahu aleyhi
    ve sellem sana hangi şerlerden sığınmış ise, biz de o şerlerden sana
    sığınırız.
    Sen kendinden yardım dilenilensin. Varış yalnız sanadır. Kudret ve kuvvet ancak Allah iledir."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    845. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Cüzzamdan, sedef hastalığından, delilikten ve hastalıkların kötüsünden sana sığınırım."
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    846. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Faydası olmayan namazdan sana sığınırım."
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    847. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Doğruyu bana ilham et! Beni nefsimin kötülüklerinden kurtar!"
    imran radıyallahu anh. Tirmizî.

    848. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım, senden faydalı bir ilim, kabul edilmiş bir amel, güzel bir rızık dilerim."
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Rezîn.

    849. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Ey kalbleri evirip çeviren! Kalbimi dinin üzerinde sabit eyle!"
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    850. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Acizlik, tembellik, korkaklık, yaşlılık, cimrilik, ihtiyarlık ve kabir azabından sana sığınırım.
    Allahım! Nefsime takvasını ver ve onu temiz eyle! Onu yalnız sen temiz edersin. Onun koruyucusu ve efendisi sensin.
    Allahım! Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım."
    Zeyd radıyallahu anh. Müslim.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:38 pm

    TEZKİR, TESBİH, VİRD, DUA...

    851. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyurdu:
    "Ben kulumun zannı üzereyim. Beni andığı zaman, ben onunla
    beraberim. Beni kendi nefsinde anarsa, ben de onu kendi nefsimde
    anarım. Eğer beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu, o
    topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.
    Bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir adım yaklaşırım. Bana bir adım
    yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bana
    yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    852. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, sabah ve akşam namazından sonra, henüz yerinden kalkmadan, on defa:
    "Lâ ilâhe illallahu vahdahu lâ şerike leh. Lehül
    mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yûmitu
    ve hüve âlâ külli şeyîn kadîr,"
    derse, Allah ona on sevap yazar, on günahını siler, on da
    derecesini yükseltir.
    Bütün gün, istenmeyen herşeyden korunur, şeytan da ona
    bir şey yapamaz. Allaha ortak koşmaktan başka, hiçbir
    günahı ona tesir edemez."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.

    853. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Akşam namazını kıldıktan sonra, hiç kimseyle konuşmadan, yedi
    kere, "Allahümme ecirnî minennâr," de!
    Çünkü, bunu deyip de, o gece ölürsen,
    mutlaka cehennemden kurtulursun.
    Sabah namazından sonra da aynı şeyi söyle! Zira, o gün ölürsen, ateşten kurtulmana karar verilir."
    Müslim radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    854. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "içinde Allahın anıldığı ev ile, içinde Allahın anılmadığı ev, diri ile ölüye benzer."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Müslim.

    855. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle demiş:
    "Sabah akşam "Kul hüvallahü ehad" ile "Muavvizeyeteyn"i
    üç kere okursan, her şeye karşı o gün bunlar sana
    yeter."
    Abdullah radıyallahu anh. Tirmizî.

    856. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Kadir gecesine rastlarsam ne diyeyim?"
    "Şunu de," buyurdu:
    "Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, öyleyse beni affet!"
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    857. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, yatağına vardığı zaman, üç kere, "Estağfirullahellezi
    lâ ilâhe illâ hüvel Hayyul Kayyum ve etûbu
    ileyh," derse, ağaç yaprakları kadar, Alic kumları kadar,
    dünya günlerinin sayısı kadar dahi olsa günahları
    bağışlanır."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    858. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yatağına vardığı zaman,
    Felak, Nâs ve ihlas sûrelerini okuyup, ellerine
    üfledikten sonra, yüzüne ve bedenine sürerdi.
    Hastalandığı zaman da, kendisine böyle yapmamı bana emrederdi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    859. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yolculuğa çıkarken:
    "Allahım! Senin yardımınla hareket ederim, senin yardımınla kıpırdarım, senin yardımınla yürürüm," derdi.
    Ali radıyallahu anh. Ahmed.

    860. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yatağına giderken, namaza abdest alır gibi bir abdest al, sonra sağ tarafına yat."
    Berâ radıyallahu anh. Buhârî.

    861. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yeni elbise giyince şöyle dua ederdi:
    "Allahım! Hamd, ancak sana özgüdür. Senden bu giysinin
    ve kullanımının hayırlı olmasını dilerim. Onun ve kullanımının
    şerrinden sana sığınırım."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    862. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden ezberleyip de, asla terk etmediğim dua şudur:
    "Allahım, beni azami şekilde şükrünü yapan, seni en
    çok anan, öğüdüne en çok uyan ve tavsiyeni
    en güzel tutan kişi eyle!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    863. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, evine girerken şöyle desin:
    "Allahım! Senden iyi bir giriş ve iyi bir çıkış dilerim. Allahın
    adıyla girdik, Allahın adıyla çıktık, Rabbimiz Allaha
    güvendik."
    Sonra da, evde bulunan kimselere selâm versin."
    Ebû Mâlik radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    864. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sana cennet hazinelerinden bir hazine göstereyim mi? Şöyle de:
    "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Buhârî.

    865. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hoşuna gitmeyen bir şey
    gördüğü zaman, "Elhamdülillahi âlâ
    külli hâl," derdi.
    Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.

    866. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, bir çarşıya girip de, orada: "Lâ ilâhe
    illallahu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü
    ve lehül hamdü, yuhyî ve yümît ve hüve
    Hayyün lâ yemut, bi yedihil hayr. Ve hüve
    âlâ külli şeyin kadîr," derse, Allah, bir milyon
    sevap yazar, bir milyon günahını siler, derecesini de bir milyon
    yükseltir."
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    867. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin kulağı çınlarsa, beni hatırlayıp, bana salât ve
    selâm etsin. Ondan sonra, "Kim beni hayırla anarsa, Allah da onu
    hayırla ansın!" desin."
    Ebû Râfi radıyallahu anh. Taberânî.

    868. Borcundan sıkılıp üzülen bir sahabisine buyurdu:
    "Sabah akşam şöyle de:
    "Ey Allahım! Gam ve kederden sana sığınırım. Korkaklıktan ve
    cimrilikten, borcun baskısından ve adamların zorlamasından sana
    sığınırım."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    869. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yemek yeyince ve su içince şöyle derdi:
    "Elhamdülillahillezi etâmenâ ve sakâna ve ceâlâna minel müslimîn."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    870. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, aynaya bakınca şöyle derdi:
    "Beni biçimli yapan, sûretimi güzelleştiren,
    başkalarından ayrı, bana özgü bir şekil veren Allaha
    hamdolsun."
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    871. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir şeye üzülünce şöyle derdi:
    "Ya Hayyü ya Kayyum! Rahmetinle yardım diliyorum."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    872. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birkaç kelime vardır ki, her kim, o kelimeleri, meclisinden
    kalkmadan önce üç kere söylerse, günahlarına
    karşılık olur. Onları hayır ve zikir meclisinde söylerse, yazılara
    vurulan mühür gibi, o meclis o kelimelerle
    mühürlenir. işte o kelimeler de şunlardır:
    "Allahım! Seni hamdinle tesbih ederim. Senden başka ilah yoktur. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederim."
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    873. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde bana en yakın olacak kişi, bana en çok salavât getirendir."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    874. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sefere çıkarken,
    binitine binince, üç kere tekbir getirir ve şunu
    söylerdi:
    "Bunları bizim emrimize veren Allahın şânı ne yücedir. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    875. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, evinden çıkarken şöyle derdi:
    "Allahın adıyla. Allaha tevekkül ettim. Allahım! Zillete
    düşmekten, sapıklığa uğramaktan, zulmetmekten, zulme uğramaktan,
    câhillikten, hakkımızda cehâlete düşülmesinden
    sana sığınırız."
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    876. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, "Estağfirullahellezi lâ ilâhe illâ hüvel
    Hayyul Kayyum ve etûbu ileyh" derse, harpten kaçsa bile,
    bağışlanır."
    Bilâl radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:39 pm

    GÜNAH, TEVBE, PİŞMANLIK, ÜMİT, AF...

    877. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yedi helâk ediciden kaçının!"
    Denildi ki:
    "Ey Allahın Resûlü, onlar nedir?"
    Şöyle buyurdu:
    "Allaha ortak koşmak, sihir yapmak, haksız yere adam
    öldürmek, yetim malı yemek, zina etmek, cihad günü
    cepheden kaçmak, namuslu hanımlara iftira atmak."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    878. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümini öldürmek, Allah katında, dünyanın yıkılmasından daha büyüktür."
    Büreyde radıyallahu anh. Nesêî.

    879. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer gök ehli ile yer ehli ortaklaşa bir mümini
    öldürseler, Allah hepsini ateşte yüz üstü
    süründürür."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    880. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim kendini asarsa, cehennemde de kendini asacak. Kim kendini bir
    âletle öldürürse, cehennemde de kendini
    âletle yaralayacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    881. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimin tamamı affedilmiştir, ancak günahlarını ilan edenler müstesna!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    882. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Açıkça günah işleyen fâsıkın aleyhinde
    konuşmak gıybet sayılmaz. Açıkça günah işleyen
    hâriç, ümmetimin her ferdi affedilecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    883. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, eğer siz günah
    işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, yerinize günah işleyip tevbe
    eden, Allahın da bağışladığı başka bir toplum getirirdi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    884. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, dünyada bir kulunun ayıbını örterse, kıyamet gününde de mutlaka onun ayıp ve kusurunu örter."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    885. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin zamanında, bir adamın ismi
    Abdullah, lâkabı Hımâr idi. Bazen Peygamber sallallahu
    aleyhi ve sellemi güldürürdü. içki
    içtiği için, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu
    cezalandırmıştı.
    Bir keresinde yine içmiş ve sarhoş olarak getirilmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem emretti, ceza uygulandı.
    Bunun üzerine cemaatten bir adam: "Allahım! Ona lânet et,
    amma da çok içiyor ve cezalandırılıyor bu adam!" deyince,
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Onu lânetleme! Bu adam hakkında bildiğim tek şey, onun Allah ve Resûlünü sevmiş olmasıdır."
    Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    886. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kul tekrar tekrar günah işler ve her defasında, "Allahım! Benim günahımı bağışla!" der.
    Allah da: "Kulum günah işledi, affedecek, ya da sorumlu tutacak
    bir Rabbinin bulunduğunu bildi. Haydi istediğini yap! Ben seni
    bağışladım!" buyurur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    887. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bize sabaha kadar eski toplumları anlatırdı, sadece namaz için kalkardı.
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    888. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hayatında hiçbir iyilik yapmamış bir adam ailesine dedi ki:
    "Ölürsem beni yakın, sonra yanık bedenimi
    öğütün, külümü rüzgâra
    saçın!"
    Ölünce, çocukları onun vasiyetini yerine getirmişler.
    Bunun üzerine Allah, yere: "Haydi onun parçalarını biraraya
    getir!" emrini vermiş. Yer de bu emri yerine getirmiş ve adam hemen
    dirilmiş.
    Allah buyurmuş:
    "Niçin böyle yaptın?"
    "Sen en iyi bilensin Rabbim! Ben bunu senden korktuğum için yaptım," deyince, Allah onu hemen bağışlamış."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    889. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eski zamanlarda birbirine zıt iki kişi vardı. Biri
    günahkâr, diğeri son derece dindardı. Dindar olan
    öbürüne:
    "Yapma, günah işlemekten geri dur!" derdi.
    Bir gün yine onu günah işlerken görünce, şöyle dedi: "Vazgeç!"
    Öteki: "Beni Rabbimle başbaşa bırak, aramıza girme! Başıma muhafız mı gönderildin!" diye çıkıştı.
    Dindar olan, "Vallahi, Allah seni asla bağışlamaz!" dedi.
    Derken, Allah onların ruhlarını aldı. Alemlerin Rabbi huzurunda biraraya geldiler.
    Allah teâlâ, son derece dindar olana, "Benim elimde olanı önlemeye senin gücün yeter miydi!" dedi.
    Günahkâr olana ise:
    "Haydi sen git, rahmetim sayesinde cennete gir!"
    Öteki için de:
    "Haydi bunu da ateşe götürün!" buyurdu."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    890. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden önce yaşayanlar arasında Kifl adında bir adam vardı.
    Hiçbir günahı işlemekten çekinmezdi. Muhtaç
    olduğunu bildiği bir kadına geldi ve ona çok para verdi. Onunla
    yatmak istediğinde, kadın titremeye ve ağlamaya başladı.
    "Neden ağlıyorsun?" diye sordu.
    "Ben bu işi hayatımda hiç yapmadım. ihtiyacım olduğu için
    bu duruma düştüm," deyince, adam kendini şöyle demekten
    alamadı:
    "Sen Allah korkusuyla böyle davranıyorsun ha! Öyleyse ben
    neden Allahtan korkmayayım? Verdiklerim senin olsun, haydi git!
    Serbestsin. Vallahi ben de bundan sonra Allaha asi gelmeyeceğim."
    Adam o gece öldü. Kapısına, "Allah, Kifli bağışlamıştır,"
    diye yazıldı. Halk, bunu görünce şaşıp kaldılar. Bunun
    üzerine Allah, peygamberlerine vahyedip, onun durumunu bildirdi."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Rezîn.

    891. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden öncekilerin içinde doksandokuz kişiyi
    öldüren bir adam vardı. Yeryüzünün en bilgin
    insanını sordu. Ona, "Falan yerde bir rahip var, git durumunu ona
    anlat," dediler.
    Rahibe gidip, doksandokuz kişiyi öldürdüğünü,
    tevbe etse kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Rahip, "Hayır!" deyince,
    onu da öldürüp, yüze tamamladı.
    Yine yeryüzünün en bilgin insanını sordu. Ona, falan
    yerdedir, dediler. Ona gidip, yüz kişiyi
    öldürdüğünü, tevbe etse kabul edilip
    edilmeyeceğini sordu.
    Alim, "Evet, kabul edilir. Kimse buna engel olamaz. Falan yere git,
    insanlar orada Allaha ibadet ediyorlar, sen de onlara katıl ve ibadet
    et! Ayrıca ülkene de bir daha dönme! Çünkü,
    senin ülken kötü bir ülkedir," dedi.
    Bunun üzerine adam yola revan oldu. Henüz o ülkeye varmadan, yol ortasında ölüm gelip ona yetişti.
    Onun hakkında, rahmet melekleri ile azap melekleri tartıştılar. Rahmet melekleri dediler ki:
    "Onun canını biz alacağız. Çünkü bu adam tevbe edip,
    tam bir ihlas içinde Allaha ibadet edilen yere gidiyordu.
    Suçsuzdur."
    Azap melekleri ise, aksini iddia edip, şöyle dediler:
    "O, şimdiye kadar hiçbir hayır yapmamıştır. Nasıl olur da iyi bir adam olabilir. Bu nedenle, onun ruhunu biz alacağız."
    Derken, insan sûretinde bir melek geldi. Onu aralarında hakem tayin ettiler. O şöyle dedi:
    "iki ülke arasını ölçün. Hangisi daha yakın ise, bu adam oraya ait olur."
    iki ülke arasını ölçtüler ve adamın, gitmek
    üzere olduğu ülkeye daha yakın olduğunu tesbit ettiler. Bunun
    üzerine, onun ruhunu rahmet melekleri aldı."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    892. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her insan hata yapar. Hata edenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    893. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam, üzerinde yiyeceği ve suyu bulunan bir hayvanı ile ıssız
    bir yerde konaklar. Orada dinlenmek için hafif bir uyku uyumak
    ister ve uyur. Uyanınca hayvanını göremez.
    Her tarafta aramağa başlar, ancak bulamaz, ümidini keserek, kendi kendine:
    "Haydi geldiğim yere döneyim ve orada ölünceye kadar uyuyayım," der.
    Döner, ölmek için, başını kolunun üzerine koyar,
    biraz kestirdikten sonra uyanır. Bir de ne görsün,
    üstünde azığı ve suyuyla hayvanı başı ucunda durmuyor mu!
    işte Allah, kulunun tevbesine, bu adamın hayvanını bulduğu zamanki sevincinden daha çok sevinir."
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:42 pm

    SORUMLULUK, TEBLİĞ, REHBERLİK...

    894. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kimin vasıtasıyla bir adam müslüman olursa, ona cennet vâcip olur."
    Ukbe radıyallahu anh. Taberânî.

    895. Ebû Talib ölünce, Peygamber sallallahu aleyhi ve
    sellem, halkını islâma davet etmek üzere Taife gitti. Ancak,
    onu dinlemediler, teklifini de reddettiler.
    Oradan ayrıldı, bir ağacın gölgesine gelip, iki rekat namaz kıldı.
    Sonra şöyle dua etti:
    "Allahım! Kuvvetimin yetersizliğini ve insanlara karşı olan
    güçsüzlüğümü sana şikâyet ederim.
    Ya Erhamürrahimin! Beni kime bırakıyorsun, hayatımı cehenneme
    çevirecek düşmanıma mı, yoksa işimin sahibi kıldığın
    akrabalarıma mı!
    Eğer bana kızgın değilsen, aldırmam! Senin bana ihsan ettiğin afiyet, benim için daha önemli ve yararlıdır."
    İbn Câfer radıyallahu anh. Taberânî.

    896. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminin sezgisinden sakının. Çünkü o, Allahın nuruyla bakar."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

    897. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın öyle kulları vardır ki, onlar insanları yüzlerinden tanırlar."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    898. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bir iman yoluna çağırırsa, kendisine uyanların sevabı
    kadar, onların sevabından hiçbir şey eksilmeksizin sevap alır.
    Kim de bir sapkınlık yoluna davet ederse, sapanların günahı gibi, onların günahları eksilmeksizin günah alır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    899. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim islâmda güzel bir çığır açarsa, hem
    yaptığının sevabını ve hem de onunla amel edenlerin sevabını, amel
    edenlerinki eksilmeksizin alır.
    Kim de, islâmda kötü bir çığır açarsa,
    hem yaptığının günahını, hem de onu yapanların günahını,
    yapanların günahından hiçbir şey eksilmeksizin
    yüklenir."
    Cerîr radıyallahu anh. Müslim.

    900. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "içinizden her kim kötü bir şey görürse, onu
    eliyle gidersin, buna gücü yetmezse diliyle önlesin,
    buna da gücü yetmezse kalbiyle ondan nefret etsin ki, bu
    îmanın en zayıf noktasıdır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    901. Haccacın hutbesini dinlerken, hoşlanmadığım bir
    sözünü işittim. Hemen ona itiraz edip, değiştirmek
    istedim, fakat Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin şu
    sözünden ötürü bundan vazgeçtim:
    "Bir müminin kendini alçaltması yakışık almaz."
    Dedim ki: "Ey Allahın Resûlü! Kendi nefsini alçaltmak nasıl olur?"
    Şöyle buyurdu: "Kendisini, altından kalkamayacağı bela ile karşı karşıya getirmekle."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Bezzâr.

    902. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "içlerinde günahlar işleyen adam bulunup da, onu
    önleyebilecekken önlemezlerse, Allah onlara,
    ölümlerinden önce, onun yüzünden mutlaka bir
    ceza verir."
    Cerîr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    903. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yeryüzünde suç işlenir onu gören de bundan
    hoşlanmazsa, onu görmeyen gibi olur. Onu görmeyen kimse
    hoşnut olursa, oradaymış gibi olur."
    Arîs radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    904. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Zâlim devlet yöneticisinin yanında doğru konuşmak, en büyük cihaddır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    905. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mîraç gecesi, dudakları ateş makaslarıyla doğranan bazı insanların yanından geçtim.
    "Ey Cebrail! Bunlar kimdir?" diye sordum.
    Şöyle dedi:
    "Bunlar, ümmetinin, söylediklerini yapmayan konuşmacılarıdır."
    Üsâme radıyallahu anh. Buhârî.

    906. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendiniz tam yapmasanız da iyiyi önerin, kendiniz tamamen uzak durmazsanız bile kötüden sakındırın!"
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:43 pm

    HÜKÜM, ADALET, ŞAHİT, CEZA...

    907. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hâkimler üçtür: Bunların biri cennetlik, ikisi
    cehennemliktir. Cennetlik olan, doğruyu bilip, doğru ile
    hüküm verendir. Doğruyu bilip, zulümle hüküm
    veren ve bilmeden insanlar arasında hüküm veren,
    cehennemliktir."
    Büreyde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    908. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ali! Allah, senin kalbine hidâyet ve diline sebat verecektir.
    Önüne iki hasım oturduğu zaman, birincisini dinledikten
    sonra, ikincisini de tam dinlemeden sakın hüküm verme!
    Güzel hüküm vermen için en doğru yöntem
    budur."
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    909. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimse, öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermesin!"
    Ebû Bekre radıyallahu anh. Buhârî.

    910. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Muazı Yemene göndermek istediği zaman şöyle buyurdu:
    "Bir dava ile karşılaşırsan ne ile hüküm verirsin?"
    "Allahın Kitabıyla..."
    "Allahın Kitabında bulamazsan..?"
    "Allah Resûlünün sünnetiyle..."
    "Allahın Kitabında ve Allah Resûlünün sünnetinde de bulamazsan...?"
    "Kendi görüşümle hüküm veririm."
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun göğsüne vurup, şöyle dedi:
    "Allah Resûlünün elçisini, hoşnut olacağı bir şeye muvaffak eden Allaha hamd ederim."
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    911. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben bir insanım. Bana davalar getirilir, kiminizin konuşması
    kiminizden daha etkin olur. Ben de onun doğru olduğunu zannederim ve
    lehine hüküm veririm. Kimin için böyle bir
    hüküm verip, bir müslümanın hakkını ona
    geçirmişsem, bilsin ki, o bir ateş parçasıdır, isterse
    onu taşısın, isterse bıraksın."
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Buhârî.

    912. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kanıt göstermek davacıya, yemin etmek ise davalıya aittir."
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    913. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, tek şahit ve yeminle hüküm verdi.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    914. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Size en hayırlı şahitleri bildireyim mi? Kendisinden istenmeden gelip tanıklık eden kimsedir."
    Zeyd radıyallahu anh. Müslim.

    915. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi şu idi:
    Seçkin biri suç işledimi ona dokunmazlardı,
    güçsüzleri suç işledimi hemen
    cezalandırırlardı."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    916. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey insanlar! Allahın yasaklarından kaçınma zamanınız geldi
    değil mi? Her kim bu kirli işlerden birine bulaşırsa, Allahın
    örtmesiyle örtsün, çünkü, kim yaptığını
    açıklarsa, biz ona Allahın Kitabını uygularız."
    Zeyd radıyallahu anh. Mâlik.

    917. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gücünüz yettiğince müslümanlardan
    hukukî cezaları önleyin. Eğer uygun bir çıkış yolu
    varsa, serbest bırakın. Çünkü, yetkilinin, affetmekte
    yanılması, cezalandırmada yanılmasından daha iyidir."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    918. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi:
    "Biri malımı almak isterse ne yapayım?"
    "Ona Allahı hatırlat."
    "Peki Allahı hatırlamazsa..?"
    "Ona karşı, çevrendeki müslümanlardan yardım iste!"
    "Eğer çevremdeki müslümanlardan kimse yok ise..?"
    "Ona karşı yetkiliden yardım iste!"
    "Eğer yetkili benden uzaksa..?"
    "O zaman, malın için onunla savaş,
    öldürülürsen âhiret şehîdlerinden
    olursun, öldürülmezsen malını savunup kurtarmış olursun."
    Muhârık radıyallahu anh. Nesêî.

    919. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kimin bir yakını öldürülür, ya da el ve ayağı
    kesilerek zarar verilirse, o kimse üç şeyden birini
    seçebilir: Ya kısas ister, ya affeder, ya da diyet alır.
    Dördüncü bir şey isterse engel olun."
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    920. Bir yahudi kadın, durmadan Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme
    sövüyor ve aleyhinde edepsizce sözler
    söylüyordu. Bu nedenle bir adam onu öldürdü.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun kanını heder etti.
    Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:43 pm

    YÖNETİM, ZULÜM, İTAAT, İSYAN...

    921. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Peygamberlik hilafeti otuz senedir, ondan sonra Allah mülkü istediğine verir."
    Sefine radıyallahu anh. Buhârî.

    922. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hepiniz gözeticisiniz, gözettiklerinizden sorumlusunuz.
    Lider bir gözeticidir, yönettiklerinden sorumludur. Adam
    ailesinin gözeticisidir, onlardan sorumludur. Kadın, kocasının
    evinde gözeticidir, görevli olduğu işten sorumludur.
    Hizmetçi, efendisinin malının gözeticisidir, ondan
    sorumludur..."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    923. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Adil davrananlar, Allah katında, Rahmanın sağındaki nurdan minberler
    üstündedirler. Onlar, hükümlerinde ve ailelerinde,
    başta bulundukları sürece âdil davrananlardır."
    İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.

    924. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ebû Zer! Sen zayıfsın, görev ise bir emanettir. O,
    sorumlu olduğu görevi tam anlamıyla yapıp, hakkını verenlerden
    başkası için utanma ve pişmanlıktır."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Müslim.

    925. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Abdurrahman! Baş olmayı isteme, eğer isteğin üzerine o
    görev sana verilirse, onunla başbaşa bırakılırsın. Şâyet sen
    istemeden sana verilirse, o işde yardım görürsün."
    Abdurrahman radıyallahu anh. Buhârî.

    926. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Siz, baş olmak isteyeceksiniz, hem de büyük bir istekle.
    Ancak bu, sizin için kıyamette bir pişmanlık olacaktır. O
    yüksek makam ne güzel sütannedir! Ondan ayrılmak da
    memeden ayrılmaktan zordur!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    927. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bir yönetici için iyilik isterse, ona iyi bir
    yardımcı ihsan eder ki, unuttuğu zaman hatırlatır, hatırladığı zaman da
    ona yardım eder.
    Hayrını istemezse, ona kötü bir yardımcı verir ki, unutunca hatırlatmaz, hatırlayınca da yardım etmez."
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    928. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, ihtiyacını ulaştıramayan bir kimsenin ihtiyacını yetkiliye
    ulaştırırsa, ayakların kaydığı günde, Allah onun ayaklarını
    kaydırmaz."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Bezzâr.

    929. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yöneticiye öğüt verecek biri, herkesin yanında
    konuşmasın, başbaşa kalabilecekleri bir yere götürüp,
    orada konuşsun. Kabul ederse iyi, etmezse o kendi görevini yapmış
    olur."
    Iyad radıyallahu anh. Ahmed.

    930. Ebû Bekir, halife seçildikten üç gün
    sonra kürsüye çıktı ve insanlara şöyle hitap etti:
    "Ey insanlar! Benim seçilmem, sizi yönetmeye aşırı istekli
    olmamdan değildi, bozgunculuktan ve ihtilaflardan korkmuştum. Şimdi işi
    size bırakıyorum, istediğinizi başınıza getirebilirsiniz!"
    insanlar hep bir ağızdan şöyle cevap verdiler:
    "Biz seni kabul ettik, bırakmayız!"
    Enes radıyallahu anh. Rezîn.

    931. Bir adamın, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme şunu sorduğunu duydum:
    "Başımıza hakkımızı vermeyip, haklarını bizden isteyen başkanlar geçerse, nasıl davranalım?"
    "Onları dinleyin, itaat edin! Onların işledikleri kendilerine, sizin işledikleriniz sizedir."
    Vâil radıyallahu anh. Müslim.

    932. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslümanın dinleyip itaat etmesi gerekir, hoşuna gitsin veya
    gitmesin. Ancak, günah emredilince ne dinlenir, ne de itaat
    edilir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    933. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim başkanında hoşlanmadığı bir durum görürse, sabretsin.
    Çünkü, kim topluluktan ayrılırsa, câhiliye
    ölümü ile ölmüş olur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    934. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi
    olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi
    olmaları, sizin iyi olmanız demektir."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

    935. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benim ümmetim sapıklık üzerine bir araya gelmez. Onun
    için topluluktan ayrılmayın! Allahın kudret eli topluluk
    üzerindedir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    936. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şunu iyi dinleyip kulak verin: Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim
    onların yanlarına girip de, yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine
    yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler,
    cennetteki havuzumun başında yanıma gelemezler.
    Kim de onların yanına girip, zulümlerine yardımcı olmaz,
    yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca, bu
    kimseler, havuzumun başında yanıma da gelecektir."
    İbn Ucre radıyallahu anh. Tirmizî.

    937. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, beni mescidde gördü:
    "Bir gün seni o mescidden çıkardıklarında hâlin nice olur?" buyurdu.
    "Ben de Şama giderim."
    "Oradan da çıkartırlarsa hâlin nice olur?"
    "Alırım kılıcımı, ölünceye kadar savaşırım."
    "Sana bundan daha iyisini göstereyim mi... Seni
    sürdükleri yere git! Seni gönderdikleri yere var! Bana
    kavuşuncaya kadar öylece kal!" buyurdu.
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ahmed.

    938. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Başınızda bazı önderler olacak, bir kısım sünnetleri terk
    edecekler. Siz de onları terk ettiğiniz zaman, bu defa bir kısmını daha
    terk edecekler. Siz de terk ettiğinizde, işte o zaman en
    büyük belayı başınıza getireceklerdir!"
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.

    939. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden sonra başınıza, sizin iyi gördüklerinizi
    kötü, kötü gördüklerinizi iyi kabul
    edecek bazı insanlar geçecektir. Şunu iyi bilin ki, Allaha
    başkaldırana itaat yoktur."
    Ubâde radıyallahu anh. Ahmed.

    940. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Size, Allahtan korkmanızı, dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim.
    Habeşî bir köle bile olsa, ona itaat edin. Benden sonra
    yaşayanlar, birçok karışıklıklar göreceklerdir.
    Onun için benim sünnetime, hidâyete ermiş doğru yolda
    olan râşid halifelerin sünnetine sarılın. Ona sımsıkı
    sarılın, azı dişlerle ısırıp bırakmayın.
    Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü
    sonradan uydurulmuş her şey bidattır. Her bidat da sapkınlıktır."
    Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:44 pm

    İSTİKBAL, DECCAL, MEHDİ, İSA...

    941. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sen öyle bir zamandasın ki, burada kişi emredilenin onda birini bırakırsa helâk olur.
    Sonra öyle bir zaman gelecek ki, emredilenin onda birini yapan kurtulacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    942. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, parmaklarını birbirine geçirip:
    "Ey Abdullah bin Amr! Sözleri ve emanetleri birbirine karışmış
    hâle gelen, işe yaramaz, değersiz insanların arasında bulunduğun
    zaman sen nasıl hareket edeceksin?"
    "Ey Allahın Resûlü! O zaman ben nasıl davranayım?"
    Şöyle buyurdu:
    "Tanıdığınla ilişkilerini devam ettirir, tanımadığından uzak durursun.
    Seçtiğin iyi kimseleri kabul eder, kötü ve sıradan
    kimseleri terkedersin."
    İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.

    943. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Fitneler, kargaşalar olacaktır. O gün, oturan ayakta olandan,
    ayakta olan yürüyenden, yürüyen koşandan daha
    hayırlı olacaktır. Kim kargaşaya yönelirse, o da ona yönelir.
    Kim bir sığınak, ya da barınak bulursa, ona sığınsın!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    944. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Siz, sizden önceki insanların yollarına mutlaka karış karış, adım
    adım uyacaksınız, hatta onlar kertenkele deliğine girseler bile, siz de
    onlara uyup, o deliğe gireceksiniz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    945. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, kör bir bayrak altında bir asabiyete çağırırken, ya
    da asabiyete yardım ederken öldürülürse, onun
    ölümü câhiliye ölümü üzeredir."
    Cündeb radıyallahu anh. Müslim.

    946. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin fitnesi ailesi, malı, kendisi, çocukları ve komşusunda
    olacaktır. Oruç, namaz, zekât, iyiliği önermek,
    kötülükten sakındırmak bu türden fitnelere karşılık
    olacaktır."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Buhârî.

    947. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yün elbiseler giyinen bir kavim, batıdan gelerek, Arap yarımadasına saldıracak ve orayı alacak.
    Sonra, Farisîlerle savaşacaklar ve Allah onlara oranın da fethini nasip edecek.
    Sonra, Rumlarla savaşacaklar, Allah Rum ülkesinin de fethini nasip edecek.
    Sonra, din düşmanı deccal ile savaşacaklar. Allahın takdiriyle onu da yenecekler."
    Nâfi radıyallahu anh. Müslim.

    948. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ahirzamanda, din yoluyla dünyalık elde etmek isteyen bir takım
    adamlar ortaya çıkacak. insanlara şirin görünmek
    için koyun postuna bürünecekler. Dilleri baldan tatlı,
    fakat kalbleri kurt kalbi olacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    949. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yüzseksen sene geçtikten sonra, ümmetimde
    bekârlık ve dağ başlarında yalnız yaşamak helâl kılınıp,
    yaygınlaşacak."
    Yahya radıyallahu anh. Rezîn.

    950. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Deccal doğudan, Horasan denilen yerden çıkacak. Ona, yüzleri deri kalkanlarını andıran bir halk tâbi olacak."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Tirmizî.

    951. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Deccalı duyan ondan kaçsın. Vallahi, kişi ona gelir de,
    saçtığı şüpheli şeylerden dolayı onu mümin zanneder ve
    ona tâbi olur."
    imran radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    952. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Oruç tutup, namaz kılarak müslüman olduğunu da
    söylese, münafığın alâmeti üçtür:
    Kendisine bir emanet bırakılırsa hıyanet eder, konuşursa yalan söyler, anlaşma yaparsa sözünden döner."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    953. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Münafıkların kendilerini ele verecek bellikleri vardır:
    Selâmları lânettir. Yemekleri kapma ve yağmalamadır. Hile
    ve aldatma ile mal kazanırlar. Mescidlere ancak öğlende gelirler.
    Namazı ancak üşene üşene kılarlar.
    Büyüklük taslarlar, ne severler, ne de sevilirler. Gece
    odun gibi sessiz, gündüz
    gürültücüdürler."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    954. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bu ümmete, her yüzyılın başında, dinini yenileyecek birini gönderecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    955. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimden bir topluluk hak üzere galip olarak, ta kıyamete kadar devamlı savaşacaklardır.
    isa inecek. Başkanları ona, "Haydi gel, bize namaz kıldır!" diyecek.
    Buna mukabil o, "Kiminiz kiminizin emîridir. Bu, Allahın bu ümmete bir lütfu keremidir," diyecek."
    Câbir radıyallahu anh. Müslim.

    956. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki, Meryemoğlu isanın
    adalet sahibi olarak inmesi yakındır. O inecek, haçı kıracak,
    domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak, mal da o kadar
    çoğalacak ki, kendisine verilmek istenen kimse onu kabul
    etmeyecek."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    957. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ömrüm uzarsa isa ile buluşmak isterim. Şâyet
    ömrüm yetmezse, içinizden kim onunla buluşursa, benden
    selâm söylesin."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    958. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ganimet insanlar arasında dolaşan mal olduğu, emanet kelepir,
    zekât altından kalkılmayacakmış gibi bir borç olduğu..
    Dinden başka gaye için ilim öğrenildiği, erkek karısına
    itaat ettiği ve annesine âsi olduğu, arkadaşını kendisine
    yaklaştırdığı babasını uzaklaştırdığı...
    Mescidlerde sesler yükseldiği, kabileye fasıkların başkanlık
    yaptığı, kavmin liderinin en rezilleri olduğu, şerrinden korkulan
    kişiye ikram edildiği...
    Şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri zuhur ettiği, içkiler
    içildiği, bu ümmetinin sonunun evvelkileri
    lânetlediği zaman...
    Kızıl rüzgârı, zelzeleyi, yere batmayı, insanların maymun ve
    domuza çevirilişini ve taşlamayı ve eskimiş ipi kopan bir
    kolyenin taneleri gibi birbiri ardına gelen alâmetleri
    beklesinler."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    959. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Lâ ilâhe illallah diyen kimsenin üstüne asla kıyamet kopmaz."
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    960. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sene ay gibi, ay hafta gibi, hafta gün gibi, gün saat gibi,
    saat ateş kıvılcımı gibi olup da, zaman birbirine yaklaşmadıkça
    Kıyamet kopmaz."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    961. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Aden içlerinden, insanların durdukları yerde duracak, harekete
    geçtiklerinde de onlarla harekete geçerek onları
    sürükleyecek bir ateş çıkacak."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Müslim.

    962. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimden bir cemaat, kendilerine Allahın emri gelip, kıyamet
    kopuncaya kadar, birbirine yardım etmekte devam edecek ve bunlar daima
    galip olacaklardır."
    Mugîre radıyallahu anh. Buhârî.

    963. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Batılılar, kıyamet kopuncaya kadar hak üzere galip olmayacaktır."
    Saad radıyallahu anh. Müslim.

    964. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetim yağmur gibidir, sonu mu, yoksa başlangıcı mı hayırlıdır,
    bilinmez. Evveli ben, ortası Mehdi ve sonu Mesih olan bir ümmet,
    asla helâk olmaz."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.










    __________________
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 31
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Geri: Konulara ayrılmış 1000 hadis-FORUMNETTEN-

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Ocak 08, 2009 8:45 pm

    BARIŞ, CİHAD, ŞEHİD, GAZA...

    965. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Düşmanla karşılaşmayı dilemeyin! Şâyet karşılaşırsanız, sabredip dayanın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    966. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Olur ki, siz bir toplumla savaşırsınız. Canlarını ve
    çocuklarını kurtarmak için, sizinle malları ile barışa
    kalkışırlar. Bunun üzerine onlara ilişmez ve barış yaparsınız.
    işte bundan sonra onlara saldırmanız, sözleşmede yazılanlar
    dışında bir şey almanız da doğru olmaz."
    Cüheyneli bir adam. Ebû Dâvud.

    967. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah yolunda yola koyulmak, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır."
    Sehl radıyallahu anh. Müslim.

    968. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, devenin sütü memelerine gelecek kadar sürede, Allah yolunda savaşırsa, ona cennet vâcip olur.
    Kim, Allah yolunda öldürülmeyi gönülden
    isteyip savaşır da, sonra ölür, ya da
    öldürülürse, şehîd sevabı alır.
    Kim Allah yolunda yaralanırsa, ya da tökezlerse, kıyamet
    gününde zaferan renginden daha baskın bir renk, miskten daha
    hoş kokan bir koku ile gelir.
    Allah yolunda, kimin üzerinde bir yara çıkarsa, ona şehîdlik damgası vurulur."
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    969. Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek şöyle dedi:
    "insanların hangisi üstündür?"
    "Allah yolunda canıyla malıyla savaşan mümin."
    "Ondan sonra hangisidir?"
    "insanların kötülüklerinden korunmak için, Allahtan korkarak bir köşeye çekilen kişi."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    970. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah korkusundan ağlayan kişi, süt memeye dönünceye dek cehenneme girmez.
    Allah yolunda tozlanan kulun tozu ile cehennem dumanı kesinlikle bir araya gelmez."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    971. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim Allah yolunda bir harcama yaparsa, karşılığında yediyüz kat alır."
    Huzeym radıyallahu anh. Tirmizî.

    972. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, Allah yolunda bir savaşçıyı donatırsa, kendisi savaşa
    katılmış gibi sevap alır. Kim, geride kalıp, savaşçının
    çoluk çocuğuna bakarsa, o da savaşmış gibi olur."
    İbn Hâlid radıyallahu anh. Buhârî.

    973. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimden iki cemaati Allah ateşten kurtaracaktır: Biri Hind ile
    savaşacak olan cemaat, ötekisi isa bin Meryem ile birlikte
    düşmana karşı savaşacak olan cemaat."
    Sevban radıyallahu anh. Taberânî.

    974. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iyi olsun, kötü olsun, her kumandanla birlikte savaşmanız
    sizin üzerinize vâciptir. iyi olsun, günahkâr
    olsun, imamlık yapmayı bilen her müslümanın arkasında namaz
    kılmak da size vâciptir. Hatta büyük günahlar
    işlemiş olsa bile."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    975. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek şöyle dedi:
    "Hem ünlü olmak, hem de sevap almak için savaşan adam hakkında ne buyurursun?"
    "Onun için hiçbir şey yoktur!" buyurdu ve ekledi:
    "Allah, sadece kendi rızası için olmayan hiçbir ameli kabul etmez."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Nesêî.

    976. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir ordu gönderirken şöyle derdi:
    "Haydi, Allahın adıyla yürüyün! ihtiyarları,
    çocukları, kadınları öldürmeyin! Aşırı hareketlerden
    kaçının ve elde edeceğiniz malları bir araya toplayın.
    Düzeltici olunuz, iyi davranınız. Çünkü Allah,
    iyi davrananları sever."
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    977. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz sedirine yaslanıp da, Allahın bu Kurândakilerin dışında hiçbir şey yasak etmediğini mi sanır?
    Dikkat edin! Vallahi, ben duyurdum, birçok emirler verdim,
    birçok yasaklar koydum. Bütün bunlar Kurânın
    âyetleri kadar, hatta belki de daha çoktur.
    Allah, hanımlarınızı dövmenize izin vermemiştir.
    Allah, Ehlikitâbı dövmenize müsaade etmemiştir.
    Üzerlerindeki vergiyi verdikleri sürece bunları yapamazsınız,
    hatta meyvelerini bile yiyemezsiniz!"
    İrbâd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    978. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cennete giren hiç kimse, dünyaya geri dönmek istemez.
    Yeryüzünde bulunan her şey orada da vardır. Ancak
    şehîd, şehîdlik mertebesinin yüksekliğini
    gördüğü için, dünyaya on kere
    dönüp, her seferinde öldürülüp
    şehîd düşmeyi isteyecektir."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    979. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şehîd, aile ve akrabasından yetmiş kişiye şefaat edecektir."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    980. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Malı uğrunda öldürülen şehîddir. Canı uğrunda
    öldürülen şehîddir. Dini uğrunda
    öldürülen şehîddir. Namusu uğrunda
    öldürülen şehîddir."
    Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    981. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimsenin, bir toplumla arasında bir antlaşma olursa, süre
    bitinceye dek, ya da karşı taraf antlaşmayı bozuncaya kadar, antlaşma
    düğümünü ne sıksın, ne de çözsün."
    Süleym radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    982. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, verdiği sözde durmayan ve ahdini bozan
    her kişinin vefasızlık ve döneklik derecesi kadar
    yükseltilecek olan bir bayrağı vardır.
    Haberiniz olsun ki, sözünde durmayan genel yönetici kadar dönek olan hiç kimse yoktur."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    983. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah tek bir ok sebebiyle tam üç kişiyi cennete koyar:
    Sevap umarak onu yapanı, onu kullanıp atanı ve atana yardım edeni.
    Atın ve ata binin! Bence atış yapmanız, ata binmenizden daha sevimli ve
    iyidir. Her eğlence boştur. Övgüye lâyık olan oyunlar
    ise üç tanedir:
    Kişinin atını eğitmesi, hanımıyla oynaşması, yay çekip ok
    atması, sonra atılan okları toplaması. Çünkü bunlar,
    Haktandır. Kim öğrendikten sonra atışı bırakırsa, bir nimeti
    terketmiş olur."
    Ukbe radıyallahu anh. Tirmizî.

      Forum Saati Paz Ocak 20, 2019 4:26 am