.talk4her

müzik dinle klip izle indir resim google yetkinforum video download youtube islamiyet ilahi


    Hz. Süleyman ve Belkıs

    Paylaş
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 30
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Hz. Süleyman ve Belkıs

    Mesaj  AsiRuH Bir Perş. Mayıs 07, 2009 10:44 pm

    SÜLEYMAN A.S. İLE BELKIS

    Bir gün Süleyman A.S. ordularını denetliyordu. Fakat hüd hüd kuşunu göremedi. Nerde olduğunu sordu. Geldiğinde bana tatminkar bir cevap vermezse onun başını koparacağım. Veya ağır bir ceza ile cezalandıracağım. dedi. Nihayet hüd hüd geldi. Ve dedi ki; Ya nebiyullah senin bilmediğin bir yerden geliyorum. Oranın adı Saba ülkesidir. Başlarındaki padişah Belkıs isminde bir kadındır. Muhteşem bir tahtı var. Ne yazık ki Allah a değil güneşe tapıyorlar. Şeytan onların amellerini de süslü göstermiş. Böylece kendilerini hak yolundan saptırmışlar da maalesef doğru yola giremiyorlar dedi. Süleyman A.S. bu habere memnun olarak sen sözünde doğru isen şu mektubumu ona götür ve bakalım nasıl bir neticeye varacaklar diyerek Kur-an ı Kerim in Neml suresi 30.ayet innehu min Süleymane innehu bismillahirrahmanirrahim o muhakkak Süleymandandır diye başlayan mektubunu yazmıştır. (Süleymansız besmele çekilemez.) Hüd Hüd bu mektubu Belkıs ın tahtına bırakarak gözetlemeye başlamıştır. Belkıs bu mektubu okuduktan sonra avanesini toplayıp onlara danışmış ve fikirlerini de sormuştur. Onlar da Süleymanın orduları buraya gelirse her taraf tarumar edilir. Bizim ordularımız çok kuvvetlidir. O buraya gelmeden biz onun üzerine hücum edelim. Demişlerdir.
    Belkıs ise Süleyman A.S.ın peygamber olup olmadığını anlamak için elçileri ile hediyeler gönderip hediyeleri alırsa peygamber olmadığını ,hediyeleri almazsa peygamber olacağını söylemiştir. Elçilerin kadınlarına erkek elbisesi, erkeklere de kadın elbiseleri giydirip ellerine som altından iki kerpiç vererek hediye olarak göndermiştir. Süleyman A.S.ın emrinde kuşlar, cinler ve rüzgar olduğu için her şeyden haberdar olması nedeniyle elçiler henüz gelmeden bütün şehrin cadde ve kaldırımlarının som altın olmasını emrediyor. Elçiler şehre girince, her tarafın som altın olduğunu görüyorlar. Ve bu elimizdeki iki som altın kerpiç sanki buranın malı diyerek ellerindekilerin bu şehirde kıymetsiz olduğunu anladılar. Elçi oldukları için aldıkları görev nedeniyle Süleyman A.S.ın huzuruna çıktılar. Süleyman A.S. elçilere Sizi hediye getiresiniz diye çağırmadım, sizler hediyeye mazhar olasınız diye çağırdım. Geriye dönün ve padişahınıza söyleyin ordularımla oraya girersem onları oradan çıkartırım dedi.
    Süleyman A.S. vezirlerine Seçkin topluluk müslüman olarak gelmezden evvel Belkıs ın tahtını bana kim getirecek dedi. Cin tayfasından bir ifrit sen yerinden kalkmadan önce ben o tahtı sana getiririm dedi. Fakat Süleyman A.S. onu çok uzun bir zaman buldu. Kendinde ilahi bir kitaptan ilim bulunan Asaf bin Belhi adlı bir kişi gözünüzü kapayıp açıncaya kadar bir zamanda o tahtı size getiririm dedi ve Süleyman A.S. tahtı yanında gördü. Süleyman A.S. tahtı tanınmayacak bir hale getirmelerini emrederek Belkıs ın tahtını tanıyıp tanımayacağını anlamak istedi. Belkıs geldiğinde bu taht senin mi diye sordu. Belkıs ne benimdir diyebildi, ne de benim değildir diyebildi. Sanki odur dedi. Süleyman A.S. koltuğunda otururken Belkıs yanına doğru ilerledi. Fakat tahta gecerken tahtın önündeki havuzdan geçmek gerekli olduğu için Belkıs eteklerini sıvadı. Süleyman A.S. eteklerini indir, havuz su değil camdır dedi. Çünkü Belkıs ın anası can kavminden babası da cin kavminden olduğu için bacaklarındaki kılları görmek için bunu yapmıştı. Belkıs bu üstün tecellilerin hepsini görünce mutmain olarak Süleyman vasıtasıyla alemlerin Rabbi olan Allah a inandım ve teslim oldum dedi. İşte buraya kadar anlatılan vaka Kur-an ı Kerim in Neml suresi 20.den 45. ayete kadar olan ayetlerin kısaca anlamıdır.
    Peki bizler bu ayetleri kendi vücut ülkemizde ve afakımızda nasıl zevk etmeliyiz ki yaşamına geçelim. Bu ayetler bizlere ne mesajlar vermektedir. İşte Süleyman A.S. enfüste kalpdir. Afakta ise mürşidi kamildir. Hüd Hüd kuşu ise tefekkürdür. Saba ülkesi olan Belkıs ın ülkesi de kişinin gönül alemidir. Hüd Hüd kuşunun ya Nebiullah senin bilmediğin bir ülkeden geliyorum demesi gayriyet ülkesinden geliyorum demesidir. Oranın padişahı Belkıs isminde bir kadındır. Yani nefis ülkesi olan o yerde padişah ikilikte olan nefistir. Hem onlar ibadetlerini Allah a değil güneşe yapıyor gördüm dedi. Yani onlar akıl güneşine tapıyorlarmış. Alemlerin Rabbi olan Allah a değil. Çünkü kendi akıllarıyla yarattıkları zanlarındaki hayellerindeki akıl güneşine ibadet yapıyorlarmış. Ve şeytan da onların yaptıkları ibadetleri çok güzel gösteriyormuş. Günümüzde de bazı kimselerin zanlarındaki veya akıllarındaki bir İlah a ibadet ettiklerini görüyoruz. Şuara suresi 213. ayetinde Allah la birlikte başka ilahlara ibadet etmeyiniz buyurulmaktadır. Yani Allah sende ve sana şah damarından daha yakın olduğu halde onunla birlikte zannındaki ve hayalindeki bir ilaha ibadet edenler bu cümledendir. Hakikatan onların şeytanları da bol bol yapılan bu ibadetleri şöyle sevap vardır, böyle sevap vardır diye güzel göstermektedir. Manasını bilmeden yapılan taklit ibadetlerin hiçbir hükmünün olmadığını Kur-an ı Kerim in Maun suresinde gafletle namaz kılan ve ibadet edenlerin ibadetlerinin, suratlarına çarpılacağı bildirilmektedir.
    İşte böyle kişilere Süleymanlar yani mürşidi kamiller daima mektup yazıp durmaktadırlar. Ve mektupda hiçbir kişi Süleyman sız, Besmele-i Şerif olan Bismillah Allah ın Zatının sırlarına, Rahman olan Allah ın sıfatlarının sırlarına, Rahim olan Allah ın efali ilahiye sırlarına vakıf olamaz demektedir.
    Enfusumuzda tefekkür olan Hüd Hüd vasıtasıyla, afakta da palazlanmış bir salik vastasıyla nefis kuvvelerine veya nefis sahibi Belkıslara göderilmiş olacaktır. Mektubu okuyan Belkıs arkadaşlarını toplayarak Süleyman dan gelen mektubu tartıştıktan sonra onun hakikatan buna yetkili olup olmadığını bilmek için hediye ile denemeye koyulacaktır. İlmi ledün olan som altın kerpicini ona taktim edince İnsan ı Kamil olan mürşit de sizleri hediye getiresiniz diye çağırmadım, hediyeye mazhar olasınız diye çağırdım diyecektir. Zira kamilin hazinesinde Allah ın ilhamlarıyla her tarafı som altın olan insan binasının yapılması için kerpiçler çoktur.
    Kamiller ilmi ledün olan ilhamlara mazhardırlar. Onun için elçilerin ellerindeki som altın kerpiçlerine kamiller hiç mi hiç itibar etmezler. Çünkü onlarda Allah ın sonsuz tecellileri zuhur etmektedir. Bütün çağırdığı kişiler ondaki hediyelere mazhar olsunlar diye çağrılmaktadır. Hediye getirsinler diye değil. Çünkü onların hediyeye ihtiyacı yoktur.
    Belkıs ın tahtını kim getirecek dendiğinde cin tayfasından bir ifrit dedi ki; ya Nebiullah oturduğun yerden ayağa kalkasıya kadar bir zamanda getiririm dedi. Belkıs ın 300 kişilik tahtı, o kişilerin efal sıfat ve zatıdır. Cin tayfasından olan ifrit, efal sıfattan tecelli eder, sıfat da zattan tecelli ettiği için, işte Belkısın tahtı olan zatını sana getiririm demek istedi. Süleyman A.S. bana bu uzun bir zamandır dedi. Asaf bin Belhi ismindeki ilim sahibi olan bir kişi ise, gözünüzü açın tahtı karşınızda görürsünüz demekle, efal, sıfat tecellilerinden sonra zatı görürsünüz değil, onun karşınıza gelmesi ismini anmak kadar seri olacağını söylüyor. Nasıl çok uzaklarda bildiğimiz bir kişi veya yerin hatırlanması ile hemen gözümüzün önüne karşımızdaymış gibi gelir, aynen onun gibi tevhid ilmini tahsil edenler de nefsi levvame sahibi kişilerin her yönünü yanlarında görürler.
    Belkıs ın tahtının tebdil edilmesi ise Mürşidi kamilde tahsil eden bir salik kendine nisbet ettiği bu efal,sıfat ve zatı fenafillah olduktan sonra ona sorsak bu taht benim diyemez, çünkü kendisinin olmadığını öğrendi. Benim değildir de diyemez. Çünkü kendi esmasından zuhur etmektedir. Sanki onun gibidir der. Çünkü yok olan yalnız zannıdır. Kendine nisbet ettiği varlığın hakka ait olduğunu anlamıştır. Yoksa değişen hiçbir şey yoktur.

    Süleyman A.S.ın bu yüceliklerini Belkıs anladıktan sonra Süleyman ın himmetiyle alemlerin Rabbi olan Allah a inandım diyerek taklidi imandan şuhudu ve tahkiki imana duhul etmiştir. Zahirde Süleyman lardan tecelli eden ilme ve irfaniyete inanmak başkadır, bir de alemlerin Rabbi olan Allah ın Süleymanlarda kemalatıyla açığa çıkışını şuhut etmek başkadır.
    İşte enfüsümüzde kalp Süleyman ının sıfatlara olan Hak ve hakikatin tecellisi için nefsi emmareden kurtulma telkini olduğunu, afakta da kamillerin nefis sahibi olan kişileri kal ve hal lisaniyle hak ve hakikata davet ederek onların da kabullenip kurtuluşa erme vakasıdır.
    Günümüzde her zaman bu Süleyman ile Belkısların vakaları olup durmaktadır. Allah Süleymanlara kulak veren ve onlara tabi olarak besmeleye sırrıyla vakıf olanlardan eylesin. Amin.

      Forum Saati Ptsi Ara. 10, 2018 1:47 am