.talk4her

müzik dinle klip izle indir resim google yetkinforum video download youtube islamiyet ilahi


    Adalet

    Paylaş
    avatar
    AsiRuH
    yönetici
    yönetici

    Erkek
    mesaj sayısı : 9861
    Yaş : 30
    İş/meslek : xxxxx
    Kayıt tarihi : 27/09/08

    Adalet

    Mesaj  AsiRuH Bir Paz Mayıs 03, 2009 9:55 pm

    İstanbul'un
    fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest
    bırakmıştı.
    Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini
    söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka
    yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için
    hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin
    etmişlerdi.




    Durum
    Hazreti Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna
    davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti
    Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap
    etti:

    -
    Sizlere
    şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği
    memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın
    davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm
    görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız
    gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.

    Hazreti
    Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan
    aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk
    vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle
    karşılaştılar:

    Bir
    Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye
    satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha
    ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını
    beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş.
    Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan
    bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek
    atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece
    ölmüş.

    Hadiseyi
    daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu
    şekilde halletmiş:

    -
    Siz ilk
    geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı
    sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda
    bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep
    oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın
    parasını müslümana vermiş.

    Papazlar
    islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını
    ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin
    etmesi karşısında hayret etmişler.


    Mahkemeden
    çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme
    ile karşılaşmışlar:

    Bir
    müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı
    tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin
    sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç
    heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın
    aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;

    -
    Kardeşim
    ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın
    içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana
    satmazdın. Al şu altınlarını, der.

    Tarlanın
    ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:


    -
    Kardeşim
    yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile
    beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden,
    içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar
    senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele
    kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının
    huzurunda da tekrarlarlar.

    Kadı,
    her
    iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı
    birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını
    cehiz olarak verir.

    Papazlar
    daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a
    Hazreti Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de
    aynen nakledip şöyle derler:

    - Bizler artık inandık ki, bu kadar
    adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle
    bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar.
    Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde
    hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler.


    Büyük Dini
    Hikayeler,
    İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

      Forum Saati Ptsi Ara. 10, 2018 1:22 am